Dolar
50,0017
0,05%
Euro
56,0108
0,08%
Sterlin
67,1336
0,09%
Bitcoin
3.812.666
-0,46%
BİST-100
10.961,67
1,88%
Gram Altın
6.299,972
-0,63%
Gümüş
49,3
-2,42%
Faiz
39,55
0,00%

Türk futbolu bahis soruşturmalarını konuşurken, UEFA'nın Belgrad'daki eğitiminde şikeyi kabul eden futbolcu Moses Swaibu'nun anlatımlarının önemi

Türkiye futbolu bahis soruşturmalarını, gözaltıları ve disiplin cezalarını konuşurken, UEFA’nın Belgrad’daki eğitim programında şikenin görünmeyen dünyasına tanıklık ettim. Bahis analistlerinden eski polis yetkililerine kadar pek çok uzmanla aynı masadaydım. Ancak beni en çok etkileyen, bir zamanlar şikeye karışmış eski İngiliz futbolcu Moses Swaibu’nun anlattıkları oldu. İlk şike teklifini reddetmiş, ikinciyi kabul etmişti. Peki, arada ne değişmişti?

08.11.2026 06:46 • Güncelleme: 08.11.2026 07:11
Haberi paylaşın
Türk futbolu bahis soruşturmalarını konuşurken, UEFA'nın Belgrad'daki eğitiminde şikeyi kabul eden futbolcu Moses Swaibu'nun anlatımlarının önemi
16px
32px

Halil KASAPOĞLU 

Türkiye’de son dönemde futbolun kendisinden çok, etrafında olup bitenleri konuşuyoruz.

Bahis, gözaltılar, disiplin sevkleri…

Neredeyse her hafta yeni bir gelişme yaşanıyor.

Kimin bahis oynadığı, kimin soruşturulduğu, kimin ne kadar ceza alacağı tartışılıyor.

Ancak bütün bu tartışmaların ortasında yeterince üzerinde durmadığımız bir mesele var.

Bir futbolcu nasıl şikeye karışır?

Şüpheli bir maç nasıl tespit edilir?

Bir bahis hareketinin arkasında gerçekten suç olup olmadığı nasıl anlaşılır?

Belki de en önemlisi, bir futbolcunun şike yapması nasıl önlenebilir?

Geçtiğimiz haftayı Belgrad’da, tam da bu soruların peşinde geçirdim.

UEFA’nın düzenlediği “Fight The Fix” programının ilk oturumuna katıldım.

Altı aya yayılan ve Belgrad’ın ardından Hollanda ile İsviçre’de devam edecek program, maç manipülasyonunun tespitinden soruşturulmasına ve spor yargısına taşınmasına kadar bütün süreci ele alıyor.

Benim için bu programın ayrı bir önemi vardı.

Çünkü Türkiye’de futbolun güvenilirliğinin tartışıldığı bir dönemde, dünyanın bu sorunla nasıl mücadele ettiğini doğrudan konunun uzmanlarından dinleme fırsatı buldum.

ŞİKENİN PEŞİNDEKİ İNSANLARLA AYNI MASADA

Farklı ülkelerden gelen, futbolun ve sporun bütünlüğünü korumak için çalışan uzmanlarla oldukça yoğun bir hafta geçirdik.

UEFA’nın doğrudan bu alanda görev yapan isimlerini, Avrupa Konseyi temsilcilerini, uluslararası bahis izleme kuruluşlarının analistlerini, kriminoloji akademisyenlerini ve organize suç soruşturmalarında deneyim kazanmış eski polis yetkililerini dinledik.

Anlattıkları kadar, onlarla yaptığımız tartışmalar da ufuk açıcıydı.

Türkiye’de son dönemde yaşananlar nedeniyle bu program benim için oldukça verimli geçti.

Ülkemizde değerli spor hukukçuları bulunmasına rağmen maç manipülasyonuyla mücadele konusunda uzmanlaşmış kişi sayısı yok denecek kadar az.

Oysa bu alan, hukukun çok ötesine uzanıyor.

Bahis ekonomisini, veri analizini, kriminolojiyi ve insan davranışlarını birlikte değerlendirmeyi gerektiriyor.

Çünkü şike yalnızca bir futbolcunun para karşılığında kötü oynamasından ibaret değil.

Bazen bir bahis hareketiyle başlayan şüphe, farklı ülkelerdeki kurumların aylar süren çalışmasıyla araştırılıyor.

Her şüphe, mutlaka bir suç işlendiği anlamına gelmiyor.

ŞÜPHELENMEK KOLAY, İSPATLAMAK ZOR

Hafta boyunca kurgusal bir şike dosyası üzerinde çalıştık.

Bahis hareketlerini inceledik, farklı kaynaklardan gelen bilgileri karşılaştırdık, şüphelerin nasıl delile dönüşebileceğini tartıştık.

Analiz uzmanlarından, performans analizlerinin bu dosyalarda nasıl kullanılabileceğini dinledik.

Bir oyuncunun beklenmedik hatası, olağan dışı bir bahis hareketi veya şüpheli bir skor tek başına şike yapıldığını göstermiyor.

Bu ayrım son derece önemli.

Çünkü futbol sahasında gördüğümüz bir hareketin, bahis piyasasında yaşanan bir gelişmeyle ilişkili olup olmadığını ortaya çıkarmak ciddi bir araştırma gerektiriyor.

Şüphe ile delil arasındaki mesafe bazen sanıldığından çok daha uzun.

Bunların arkasında ne olduğunu ortaya çıkarmak, çoğu zaman aylar süren ve farklı ülkelerdeki birçok kurumun iş birliğini gerektiren bir çalışma.

Bahis piyasasının büyüklüğü ve yasa dışı bahis ile organize suç arasındaki ilişki de tartışmalarımızın önemli başlıklarındandı.

Bugün dünyanın herhangi bir köşesindeki alt lig karşılaşması, binlerce kilometre uzaktaki bahis organizasyonlarının konusu olabiliyor.

Futbolun küreselleşmesinin pek konuşmadığımız yüzlerinden biri de bu.

Sahadaki doksan dakika yalnızca iki takım arasında oynanmıyor. O karşılaşmanın etrafında, dünyanın farklı noktalarına uzanabilen bir bahis ekonomisi de bulunuyor.

İşte bu nedenle maç manipülasyonuyla mücadele yalnızca futbol federasyonlarının işi değil.

SIRBİSTAN’DA POLİSİN ŞİKE DOSYALARI

Haftanın bir gününde Sırbistan Futbol Federasyonu’nun tesislerinde misafir olduk.

Sırp yetkililerin ülkelerindeki uygulamaları ve polis soruşturmalarında kullanılan yöntemleri anlattığı oturumlar, mücadelenin yalnızca spor kurumlarıyla yürütülemeyeceğini gösteriyordu.

Futbolun kendi disiplin mekanizmaları var.

Ancak işin içine organize suç, yasa dışı bahis ve farklı ülkelerdeki bağlantılar girdiğinde mesele çok daha geniş bir soruşturma alanına dönüşüyor.

Bu nedenle spor hukukçularının, bahis analistlerinin, kriminoloji uzmanlarının ve kolluk kuvvetlerinin birbirinden kopuk çalışmaması gerekiyor.

Belgrad’da geçirdiğim günlerde bu iş birliğinin önemini daha iyi anladım.

Fakat bütün bu teknik tartışmaların arasında dinlediğim bir hikâye vardı ki, şikenin insan tarafını çok daha çarpıcı biçimde ortaya koyuyordu.

İLK TEKLİFE HAYIR, İKİNCİYE EVET

O günün unutulmaz konuklarından biri eski İngiliz futbolcu Moses Swaibu’ydu.

Profesyonel futbolculuk kariyerinde maç manipülasyonuna karışan Swaibu, yaşadıklarını ve bugün bu alanda yürüttüğü farkındalık çalışmalarını anlattı.

Program sonrasında kendisiyle kısa bir görüşme de yaptım.

Özellikle bir futbolcunun hangi aşamada böyle bir suça karışmayı kabul ettiğini merak ediyordum.

Dışarıdan bakıldığında cevap çok basit görünebilir.

Bir futbolcuya şike teklif edilir. Futbolcu ya kabul eder ya da reddeder.

Oysa Swaibu’nun anlattıkları, meselenin bu kadar basit olmadığını gösteriyordu.

Kendisine ilk kez şike teklif edildiğinde reddetmişti.

İkinci kez yaklaşıldığında ise kabul etmişti.

Peki, iki teklif arasında ne değişmişti?

Asıl merak ettiğim buydu.

Swaibu, bunun basit bir karar değişikliği olmadığını anlattı.

Bu tür girişimlerin arkasında ciddi bir planlama ve strateji bulunduğunu, psikolojik etkilerin zaman içerisinde kişiyi duyarsızlaştırabildiğini söyledi.

Kontrolün kaybedilmesiyle birlikte açgözlülüğün ve giderek artan risk alma eğiliminin de devreye girdiğini ifade etti.

Anlattıklarından çıkardığım en önemli sonuç şuydu:

Şike yalnızca sahada yapılan bir hareketle başlamıyor.

Bazen o hareketten çok önce, futbolcunun kararlarını etkileyen psikolojik bir süreç yaşanıyor.

Bir insanın başlangıçta reddettiği bir suça daha sonra nasıl yaklaşabildiğini anlamadan, yalnızca suç ortaya çıktıktan sonra verilen cezalarla bu mücadeleyi yürütmek yeterli olmayabilir.

Swaibu’nun hikâyesini önemli kılan da buydu.

Bir zamanlar bu sürecin içinde bulunmuş bir futbolcu, bugün aynı hataların başkaları tarafından yapılmasını önlemeye çalışıyor.

ŞİKEYİ ÖNLEMEK İÇİN KENDİ HİKÂYESİNİ ANLATIYOR

Swaibu, bugün kurduğu Game Changer 360 isimli şirket aracılığıyla kendi deneyimlerinden hareketle futbolculara yönelik eğitim ve önleme çalışmaları yürütüyor.

Ona göre herkese aynı eğitimi vermek yeterli değil.

Futbolcuların karşı karşıya kaldıkları riskleri ve davranışlarını dikkate alan, hedefe yönelik eğitimlere ihtiyaç var.

Üstelik bu mücadelenin yalnızca futbolcularla sınırlı kalmaması, farklı kurumların ve uzmanların da sürece katılması gerekiyor.

Swaibu’yu dinlerken şikenin yalnızca bahis hareketlerinden ve para transferlerinden ibaret olmadığını düşündüm.

İşin bir de istatistik tablolarında görünmeyen, insan davranışına uzanan psikolojik ve sosyolojik bir tarafı var.

Bir futbolcunun neden böyle bir teklifle karşı karşıya kaldığını, hangi koşullarda risk altında olduğunu ve bu süreçten nasıl uzak tutulabileceğini anlamak gerekiyor.

Suç işlendikten sonra failini bulmak başka, o suçun işlenmesini önlemek başka bir mesele.

Belgrad’daki programın bana gösterdiği en önemli noktalardan biri de buydu.

TÜRKİYE ŞİKEYİ KONUŞUYOR AMA NASIL ÖNLENECEĞİNİ YETERİNCE KONUŞMUYOR

Belgrad’daki tartışmalar sırasında Türkiye’deki gelişmeleri de sık sık düşündüm.

Bizde bahis ve şike gündemi çoğunlukla isimler ve cezalar üzerinden ilerliyor.

Kimin bahis oynadığı, kimin soruşturulduğu, kimin ne kadar ceza alacağı konuşuluyor.

Elbette bunların hepsi önemli.

Ancak yalnızca bu soruların cevaplarını aramak, sorunun tamamını anlamamızı sağlamıyor.

Oysa bu alanda uzmanlaşmış isimler; suçun nasıl önlenebileceği, şüpheli hareketlerin nasıl tespit edileceği ve güvenilir delillere nasıl ulaşılacağı üzerine de yıllardır çalışıyor.

Bir futbolcunun şike teklifini güvenle bildirebileceği bir mekanizma oluşturmak, kulüplerde bu konuda farkındalık yaratmak veya bahis verilerini doğru yorumlayabilecek uzmanlar yetiştirmek, şikeyle mücadele açısından son derece önemli.

Türkiye’de de artık bu konuyu yalnızca krizler yaşandığında hatırlamaktan vazgeçmeliyiz.

Burada üzerinde durmamız gereken bir başka konu da şüphe ile suç arasındaki ayrım.

Bir futbolcunun kötü performans göstermesi, bir karşılaşmanın beklenmedik sonuçlanması veya bahis piyasasında olağan dışı hareketler görülmesi, tek başına şike yapıldığını kanıtlamıyor.

Belgrad’daki çalışmalar sırasında bu ayrımın ne kadar önemli olduğunu gördüm.

Şüpheyi araştırmak gerekiyor.
Ancak, Şüpheyi peşinen hükme dönüştürmemek de gerekiyor.

Futbolun güvenilirliğini korumak, yalnızca suç işleyenleri cezalandırmakla değil, suçsuz insanların da haksız yere itham edilmesini önlemekle mümkün.

FUTBOLUN GÖRÜNMEYEN CEPHESİ

Belgrad’da geçirdiğim beş gün boyunca dünyanın farklı yerlerinden gelen ve yıllardır bu alanda çalışan insanlarla tanışmak, deneyimlerini dinlemek ve aynı dosyalar üzerinde birlikte çalışmak benim için son derece değerliydi.

Programın önümüzdeki aylarda Hollanda ve İsviçre’de devam edecek bölümlerini de merakla bekliyorum.

Türkiye’de futbolda güveni yeniden inşa etmek istiyorsak, yalnızca şike yapanları bulmayı değil, şikenin nasıl yapıldığını ve nasıl önlenebileceğini de tartışmak zorundayız.

Belgrad’dan aklımda kalan en çarpıcı hikâye ise hâlâ Moses Swaibu’nunki.

İlk teklifi reddeden, ikinciyi kabul eden bir futbolcu…

O hikâye bana şikeyle mücadelenin yalnızca maç sonuçlarıyla, bahis kuponlarıyla ve disiplin cezalarıyla sınırlı olmadığını bir kez daha gösterdi.

Bir futbolcunun o ikinci teklife neden evet dediğini anlayabilmek. Bunu düşündüm…

Mümkünse o ikinci teklif hiç yapılmadan önlem alabilmek.

Futbolun görünmeyen cephesindeki mücadele, inanın sahadaki ilk düdükten çok önce başlıyor.

patronlardunyasi.com

editörün seçtikleri
Coşkunöz Holding'in Rusya'daki üç şirketi Avrupa'nın yaptırım listesine girdi Bursa merkezli sanayi grubunun Tataristan yatırımları mercek altında
Coşkunöz Holding'in Rusya'daki üç şirketi Avrupa'nın yaptırım listesine girdi Bursa merkezli sanayi grubunun Tataristan yatırımları mercek altında#Coşkunöz Holding