Dolar
48,0448
0,05%
Euro
56,0901
-0,05%
Sterlin
65,6404
0,17%
Bitcoin
3.636.577
4,98%
BİST-100
14.514,82
0,82%
Gram Altın
7.111,043
1,92%
Gümüş
69,01
1,28%
Faiz
40,85
0,00%

Tribünde küçük Göktuğ'un üzerindeki Fenerbahçe formasının çıkarılması ve sonrasında yaşananların, futbol kültürümüz üzerine düşündürdükleri

Geçtiğimiz hafta Gençlerbirliği-Fenerbahçe karşılaşmasında, babasıyla birlikte ev sahibi tribününde maçı izleyen dört yaşındaki Göktuğ’un üzerindeki Fenerbahçe formasına tribündeki bazı taraftarlar tepki gösterdi. Bir Gençlerbirliği taraftarı, tribün düzenini sağlamak kendisine düşmüş gibi baba ile çocuğun yanına giderek formanın çıkarılmasını istedi. Yaşanan gerginliğin ardından küçük çocuğun üzerindeki forma çıkarıldı. Göktuğ ise bir polis memurunun kucağında tribünden uzaklaştırıldı. Maalesef tribün kültürünü ve sportif rekabetin ruhunu özümseyememiş insanlar yüzünden ülkemizde zaman zaman böyle manzaralar yaşanıyor.

23.08.2026 05:16Güncelleme: 23.08.2026 05:31
Tribünde küçük Göktuğ'un üzerindeki Fenerbahçe formasının çıkarılması ve sonrasında yaşananların, futbol kültürümüz üzerine düşündürdükleri
16px
32px

Halil KASAPOĞLU 

Dört yaşındaki bir çocuğun rakip takım formasıyla yanında maç izlemesine tahammül edemeyen birinin, tuttuğu takıma veya tribün kültürüne herhangi bir katkı sağlamasını da beklememek gerekiyor.

DİJİTAL MAHKEME KURULUYOR

Olay dijital medyaya intikal eder etmez dijital kolluk kuvvetleri göreve başladı. Küçük çocuk ile babasının üzgün fotoğrafı kısa sürede gündem oldu. Tepkiler büyüdü, sorumlular arandı, hükümler verildi.

Futboldaki nefret ikliminin en fazla beslendiği yerlerden biri dijital medya değilmiş gibi herkes yaşananların kabul edilemez olduğunu anlatıyordu.

Oysa bu olay elbette kabul edilemez olmakla birlikte, benzer hadiselerin yaşanmaması için yapılması gereken böyle tatsız olayları günlerce gündemde tutmak değil; öncelikle bu atmosferin oluşmasına katkı sağlamamak.

GÖKTUĞ'U KİM DAHA ÇOK SAHİPLENECEK? 

Yaşanan olay, birçok figür için kaçırılmayacak bir popülizm fırsatıydı. Dolayısıyla meselenin basit bir şekilde kapanması mümkün değildi.

Bir anda siyasetçiler, yöneticiler ve dijital medyanın güzide fenomenleri adeta birer pedagog edasıyla Göktuğ’a sahip çıkmaya başladı.

Göktuğ önce Fenerbahçe Spor Kulübü’nün özel davetlisi olarak Lyon karşılaşmasında ağırlandı. Maç öncesinde ailesiyle birlikte kulüp binasında başkan ve yöneticilerle buluştu; kendisine forma ve çeşitli hediyeler verildi. Gençlerbirliği maçında onu kucağına alarak tribünden çıkaran polis memuru da İstanbul’a davet edildi ve kendisine ayrıca forma takdim edildi. Ardından Göktuğ, aynı polis memurunun omuzlarında tribünlerin önünde dolaştırılarak taraftarları selamladı.

Birkaç gün sonra bu kez Gençlerbirliği devreye girdi. Göktuğ ve babası kulüp tesislerinde yöneticiler tarafından ağırlandı. Çocuğa bu defa Gençlerbirliği forması giydirildi, antrenman sahasında top oynatıldı ve yine çok sayıda fotoğraf çekildi.

Göktuğ tüm hafta, bir formadan ötekine, bir fotoğraf karesinden başka bir fotoğraf karesine taşındı. Hafta boyunca kaç kişinin Göktuğ ile fotoğraf paylaştığını akılda tutmak zordu.

Fenerbahçe’nin küçük taraftarına sahip çıkması da Gençlerbirliği’nin yaşanan olay nedeniyle aileyi ağırlaması da kendi içinde anlaşılabilir ve şık davranışlardı. Bunların samimiyetini sorgulamıyorum.

Ancak ortaya çıkan görüntüye biraz uzaktan bakınca insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:

Hafta boyunca, bir çocuğun üzüntüsü mü giderildi yoksa insanlar onun üzerinden kendi duyarlılıklarını mı sergiledi?

İYİLİK YAPMAK MI İYİ GÖRÜNMEK Mİ? 

Dijital medya, iyilik yapmakla iyi görünmek arasındaki mesafeyi giderek daralttı.

Artık yalnızca bir şey yaşamak veya hissetmek yetmiyor. Üzüldüysek paylaşmamız, öfkelendiysek bunu duyurmamız, bir haksızlığa karşı çıktıysak herkesin bundan haberdar olması gerekiyor. Sessizce yapılan bir iyilik, herkesle paylaşılmayınca sanki eksik kalıyor.

Bu durum yalnızca spor dünyasına özgü değil. Dijital medya sayesinde hemen herkes kendi hayatının basın danışmanına dönüştü. Ne kadar duyarlı, merhametli, başarılı ve ilkeli olduğumuzu düzenli olarak reklam haline getiriyoruz.

Toplumsal olaylar da bu reklam için eşsiz fırsatlar sunuyor.

Artık bir haksızlığa şahit olduğumuzda “Ne yapabilirim?” değil, “Bu konuda ne söyleyebilirim?” diye düşünüyoruz. Ne söyleyeceğimizden önce de söyleyeceklerimizin ne kadar ilgi göreceğini hesaplıyoruz.

Böylece toplumsal duyarlılık, görünür olmanın araçlarından birine dönüşüyor. Meseleye katkımızın ne olduğundan daha çok doğru tarafta durduğumuzu ne kadar iyi gösterebildiğimiz önem kazanıyor.

Merhamet gösteriye dönüştüğünde, mağduriyet de kolaylıkla tüketilecek bir içeriğe dönüşüyor.

Başlangıçta yanlış olan şey, bir çocuğun üzerindeki formaya müdahale edilmesiydi.

Haftanın sonunda ise aynı forma; kulüplerin, yöneticilerin, siyasetçilerin ve dijital medyanın elinde dolaşan bir gösteri malzemesine dönüştü.

Göktuğ’un formasını çıkaranlarla o formayı sahiplenerek çocuğun üzüntüsünü gidermeye çalışanlar elbette aynı yerde durmuyor. Ancak bir çocuğun üzüntüsünü gidermekle, o üzüntüyü kendi duyarlılığımızın vitrinine dönüştürmek aynı şey değil.

Gerçek duyarlılık, her haksızlık karşısında en görünür yerde durmaktan değil bazen de kadrajdan çıkmayı bilmekten geçiyor.

patronlardunyasi.com