Özgür Özel ve Recep Tayyip Erdoğan'ın diyalog süreci ile başlayan "Yeni Dönem" siyasi minvallerde yeni bir gerginliğinde başlangıcı oldu 

Özgür Özel ve Recep Tayyip Erdoğan'ın diyalog süreci ile başlayan "Yeni Dönem" siyasi minvallerde yeni bir gerginliğinde başlangıcı oldu 

CHP lideri Özgür Özel ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki diyalog ortamı ile oluşan ve "Yeni Dönemin Fotoğrafı" olarak sunulan siyasetin son gündemini daha doğru okumak adına AK Parti çevrelerinde bir gezintiye çıktım. 

Özgür Özel ve Recep Tayyip Erdoğan'ın diyalog süreci ile başlayan "Yeni Dönem" siyasi minvallerde yeni bir gerginliğinde başlangıcı oldu 
16px
24px
13.06.2024 09:25Güncelleme: 13.06.2024 09:59
ABONE OLgoogle

Toygun ATİLLA

Öteden beri MHP ile ittifaka sıcak bakmayan AK Parti içerisindeki bir kesim şu anda Erdoğan'ın CHP ile yakınlaşmasından son derece memnun gözüküyor, artık tepkisini açık açık dillendirmekten çekinmiyor. 

Bu kesime göre, baştan beri olmaması gereken bir ittifak artık raf ömrünü doldurmuş ve tedavülden bir an önce kalkmalıydı. 

Diğer bir iddiaları ise, özellikle Süleyman Soylu döneminde devlet bürokrasisi içinde MHP kadrolarının varlığı ile devlet "mafyoz" bir görüntü vermeye başlamış ve bu da AK Parti'ye zarar verir hale gelmişti. 

Özgür Özel ve Recep Tayyip Erdoğan arasındaki yakınlaşma bu görüşü benimseyen AK Partililer için "Yeni Dönemin Fotoğrafı" olarak makyajlanarak dolaşıma girdi. 

MADALYONUN DİĞER YÜZÜ 

Madalyonun diğer tarafında ise Cumhur İttifakının dağılmasına şiddetle karşı çıkan bir grup var. 

Bu grup, AK Parti ve MHP arasındaki bağı, "Milli Devlet Doktrini" olarak nitelendiren ve bunu destekleyen bir yapı. 

İşte tam da bu noktada, CHP'nin "Milli Devlet Doktrinine" destek verecek ise aralarında bulunmalarından bir sıkıntı duymayacaklarının söylüyorlar. 

Ancak 

Tam da bunu söyledikten sonra soruları gelmeye başlıyor. 

YENİ DÖNEM SORULARI 

"Yeni dönem derken ne kastediliyor?" diye sorgularken yeni dönemin başlangıcı için CHP'nin yapması gerekenlerin altını çiziyorlar. 

Ve işte o andan itibaren can alıcı sorular ardı ardına gelmeye başlıyor. 

*Osman Kavala ve gezi hükümlüleri serbest mi kalacak? 

*Kobani davasındaki ceza kararları İstinafta ve Yargıtay'da bozulacak mı? 

*Mecliste terör vesayeti altındaki temsil ve siyaset meşrulaşacak mı? 

*Türkiye tam bağımsızlık çizgisinden vaz mı geçecek, batıcı asimilasyon toplumu teslim mi alacak? 

*FETÖ ile mücadelede kararlılık azalacak mı? 

*Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğünü savunma politikasından vaz mı geçilecek? 

*Yetki devri dayatmaları kabul edilip Türkiye'nin bölünmesinin önü mü açılacak? 

Sorular devam edip gidiyor...

Olaya bu cepheden bakan ve soruların yanıtını sorgulayan AK Partililer, yukardaki soruların tümünün yanıtının "HAYIR" olması görüşünde.

İşte bu noktada da söze şöyle devam ediyorlar: "Yukarıdakilerin olmayacağı açıksa başka ne olacak da bahar gelecek!  Ne olacak da ne olduğu bir türlü tam olarak söylenemeyen hep olmayacak bir iki somut konuya sıkıştırılan yeni dönem başlayacak" 

Olan biteni merak ettim ve süreci anlamak için sorguladım. Tarafları dinledim. 

Gördüğüm manzara ise buydu. 

İlerleyen günlerde siyaset cephesinde neler gelişecek, izleyeceğiz.

 

patronlardunyasi.com

E-Bülten Aboneliği
İş, Ekonomi ve Cemiyet hayatının özel gündemi Patronlar Dünyası'nda... Günlük E-Bülten'imize abone olun, Patronlar Dünyası ayrıcalıklarını yaşayın.
Patronlar Dünyası ile Bir Adım Önde