Japon teknoloji devi SoftBank, 770 bin çalışanıyla dünyanın en büyük özel güvenlik şirketlerinden Allied Universal’ı satın almak için masada
Borçlar dahil 30 milyar dolara yaklaşabileceği belirtilen görüşmeler, yapay zekâ ve robotik yatırımlarının güvenlik sektörünü nasıl dönüştürebileceğini gösteriyor. Fransa’da yüzlerce süpermarketi etkileyen siber saldırı ise artık dijital bir açığın gerçek dünyada nasıl büyük ekonomik kayıplara yol açabileceğini ortaya koydu.

Burak ARTUNER
Dünyanın en büyük teknoloji yatırımlarından bazılarına imza atan Japon SoftBank, bu kez güvenliğin geleceğine yatırım yapmaya hazırlanıyor. Financial Times ve Wall Street Journal’ın haberlerine göre şirket, ABD merkezli Allied Universal’ı satın almak için erken aşamada görüşmeler yürütüyor. Borçlar dahil yaklaşık 30 milyar dolara ulaşabileceği belirtilen olası işlem, gerçekleşmesi halinde özel güvenlik sektörünün en dikkat çekici satın almalarından biri olacak. Ancak görüşmeler henüz sonuçlanmış değil. Borç hariç şirket değerinin 18 milyar dolara kadar çıkabileceği belirtilirken, iki rakam arasındaki fark da işlemin finansal büyüklüğünü anlamak açısından önem taşıyor.

BU SATIN ALIM HAMLESİ NASIL OKUNMALI ?
SoftBank’ın kurucusu Masayoshi Son’un bu hamlesi, yalnızca yeni bir şirket satın alma girişimi olarak okunmamalı. Son yıllarda yapay zekâ, robotik ve ileri teknoloji yatırımlarına büyük kaynak ayıran Japon milyarder, şimdi bu teknolojileri gerçek dünyadaki operasyonlarla buluşturabileceği bir alana yöneliyor: Güvenlik.
Çünkü güvenlik sektörü artık yalnızca kapıda bekleyen görevlilerden, devriye araçlarından ve kamera sistemlerinden ibaret değil. Veri merkezlerinden fabrikalara, lojistik tesislerinden alışveriş merkezlerine kadar uzanan geniş bir alanda insan gücüyle teknolojinin birlikte çalıştığı yeni bir döneme giriliyor.

770 BİN KİŞİLİK GÜVENLİK ORDUSU
Allied Universal, 100’den fazla ülke ve bölgede faaliyet gösteren, yaklaşık 770 bin çalışanı bulunan dev bir özel güvenlik grubu. Şirketin faaliyetleri arasında fiziki güvenlik hizmetlerinin yanı sıra elektronik güvenlik ve uzaktan izleme çözümleri de yer alıyor.
Allied Universal, 2021 yılında İngiliz güvenlik şirketi G4S’i yaklaşık 5,3 milyar dolarlık anlaşmayla bünyesine katarak uluslararası ölçekte büyümesini hızlandırmıştı. Şimdi ise şirketin olası yeni sahibi olarak dünyanın önde gelen teknoloji yatırımcılarından biri gündemde.
SoftBank’ın ilgisinin arkasında, güvenlik hizmetlerini yapay zekâ ve robotik sistemlerle dönüştürme ihtimali bulunuyor. Şirketin sanayi robotları alanındaki yatırımları ve yapay zekâya ayırdığı kaynaklar, bu stratejinin diğer parçalarını oluşturuyor.
Nitekim SoftBank, ABB’nin robotik birimini satın almak için 5,4 milyar dolarlık anlaşma yapmış, OpenAI yatırımlarıyla da yapay zekâ alanındaki konumunu güçlendirmişti.
Allied Universal’ın geniş müşteri ağı ve operasyonel altyapısı, SoftBank’ın teknoloji yatırımlarını sahada uygulayabileceği büyük bir platforma dönüşebilir. Özellikle veri merkezleri, bu stratejinin dikkat çekici alanlarından biri. Yapay zekâ sistemlerinin çalışması için gereken veri merkezlerinin sayısı ve önemi arttıkça, bu tesislerin fiziksel güvenliği de daha büyük bir pazar haline geliyor.
GÜVENLİK GÖREVLİSİNİN YANINDA ROBOT DA OLACAK
SoftBank’ın olası satın alması, güvenlik hizmetlerinin nasıl verileceği konusunda da yeni bir dönemin kapısını aralayabilir.
Yapay zekâ destekli kameralar, sensörler ve analiz sistemleri olağan dışı hareketleri daha erken tespit edebilir. Otonom robotlar büyük tesislerde rutin devriye görevlerinin bir bölümünü üstlenebilir. Uzaktan izleme merkezleri, farklı tesislerden gelen verileri bir araya getirerek güvenlik ekiplerinin daha hızlı karar almasına yardımcı olabilir.
Bu dönüşüm, güvenlik şirketleri açısından verimlilik ve yeni hizmet gelirleri anlamına gelebilir. Ancak yüz binlerce kişiyi istihdam eden bir sektörde teknolojinin insan gücünün yerini ne ölçüde alacağı, maliyetleri nasıl değiştireceği ve çalışanların bu dönüşüme nasıl uyum sağlayacağı da önemli sorular.
Üstelik fiziksel güvenlik ile siber güvenlik aynı şey değil. Bir şirketin binasını korumak, endüstriyel kontrol sistemlerini ya da bilgisayar ağlarını siber saldırılara karşı korumak için tek başına yeterli değil. Bu alanların birbirine entegre edilmesi, farklı uzmanlıkların ve ciddi teknoloji yatırımlarının bir araya getirilmesini gerektiriyor.

FRANSA'DAKİ SÜPERMARKET HACKLENMESİNİN HATIRLATTIKLARI
Güvenliğin neden artık yalnızca fiziksel korumadan ibaret olmadığını anlamak için Fransa’da ekim ayında yaşanan saldırıya bakmak yeterli.
11 Ekim’i 12 Ekim’e bağlayan gece başlayan siber saldırıda, Fransa’daki yüzlerce süpermarketin soğutma sistemleri hedef alındı. Intermarché ve Netto mağazalarının yanı sıra Coopérative U, Carrefour ve diğer perakende ağlarından da etkilenen işletmeler oldu. Le Monde’un haberine göre bazı mağazalarda soğutma sistemlerinin sıcaklığı 50 dereceye kadar yükseldi; tonlarca taze ve dondurulmuş gıda kullanılamaz hale geldi.
Saldırıda Danimarkalı Danfoss şirketinin bazı soğutma kontrol sistemleriyle bağlantılı güvenlik açıkları gündeme geldi. Saldırganların buz çözme ayarlarını değiştirdiği, bazı sistemlerde bu süreci uzatarak sıcaklık alarmlarının devreye girmesini geciktirdiği bildirildi. Fransız yetkililer soruşturma başlattı; saldırıyı kimin gerçekleştirdiği ise henüz kesinleşmedi.
Buradaki çarpıcı nokta, saldırının kasaları ya da müşteri bilgilerini değil, mağazaların soğutma altyapısını hedef almasıydı.
Bir süpermarketin bilgisayar sistemine yönelik saldırı, dijital bir sorun olarak görülebilir. Ancak soğuk zincirin bozulması, doğrudan fiziksel zarara ve gıda israfına yol açıyor. Ürünler çöpe atılıyor, mağazalar faaliyetlerine ara verebiliyor, tedarik zinciri aksıyor ve işletmelerin müşteri güveni zarar görüyor.
Üstelik zarar yalnızca bozulan ürünlerle sınırlı değil. Sigorta kapsamı, sistemlerin güncel olup olmadığı, hizmet sağlayıcıların sorumluluğu ve işletmelerin güvenlik önlemleri de olayın ardından tartışılması gereken konular haline geliyor.
Fransa’daki saldırı, bir şirketin güvenlik açığının yalnızca kendi bilançosunu değil, müşterilerini ve tedarik zincirini de etkileyebileceğini gösterdi.
YAPAY ZEKA SAVUNMANIN DA SALDIRININ DA PARÇASI
Siber güvenlik alanında bir başka önemli gelişme de yapay zekâ araçlarının saldırganların elindeki kapasiteyi artırabilmesi.
Yapay zekâ, sistemlerdeki açıkların araştırılmasını, kimlik taklidini, hedefli oltalama mesajlarının hazırlanmasını ve saldırıların belirli aşamalarının otomatikleştirilmesini kolaylaştırabiliyor. Aynı teknoloji, savunma tarafında şüpheli davranışları tespit etmek, olayları analiz etmek ve müdahale süresini kısaltmak için de kullanılabiliyor.
Ancak Fransa’daki süpermarket saldırısının yapay zekâ tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin doğrulanmış bir bulgu bulunmuyor. Bu olayda öne çıkan sorun, internete bağlı endüstriyel kontrol sistemlerinin güvenliği ve güncelliği.
Bu ayrım önemli. Çünkü şirketler yalnızca geleceğin gelişmiş saldırılarına karşı değil, güncellenmemiş yazılımlar ve yeterince korunmayan cihazlar gibi temel güvenlik sorunlarına karşı da savunmasız kalabiliyor.
Başka bir ifadeyle, en gelişmiş yapay zekâ sistemine yatırım yapmak, yıllardır kullanılan bir kontrol cihazının güvenlik güncellemesini ihmal eden işletmeyi tek başına korumuyor.

Allied Universal'ın robot güvenlikçileri.
30 MİLYAR DOLARLIK HESABIN ARDINDA NELER VAR ?
Allied Universal’ın borçlar dahil yaklaşık 30 milyar dolarlık bir değer üzerinden konuşulması, bu işlemin yalnızca teknoloji yatırımı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini de gösteriyor.
Borç hariç 18 milyar dolara kadar çıkabileceği belirtilen şirket değerlemesiyle toplam işlem değeri arasındaki fark, borçların satın alma hesabında ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor. Bu nedenle 30 milyar doların tamamını şirketin mevcut ortaklarına ödenecek nakit olarak değerlendirmek doğru olmaz.
Allied Universal’ın mevcut yatırımcıları arasında özel sermaye şirketi Warburg Pincus ve Kanada merkezli emeklilik fonu La Caisse bulunuyor. İki yatırımcı şirketin üçte ikisinden fazlasına sahip. Olası satış, bu yatırımcılar için önemli bir çıkış fırsatı da yaratabilir.
Ancak SoftBank açısından asıl mesele, böylesine büyük bir satın almanın maliyetini ne kadar sürede karşılayabileceği olacak. Güvenlik sektörünün geniş müşteri ağı ve sürekli hizmet ihtiyacı önemli avantajlar sunarken, yüksek borç yükü, operasyonel maliyetler ve teknoloji yatırımlarının beklenen verimliliği sağlayıp sağlayamayacağı yakından izlenecek.
GÜVENLİĞİN YENİ PATRONU KİM OLACAK ?
SoftBank’ın Allied Universal’a ilgisi, güvenlik sektöründe yaşanabilecek daha büyük bir dönüşümün işareti olabilir. Geleneksel güvenlik şirketleri, yalnızca insan çalıştıran hizmet sağlayıcılar olmaktan çıkarak yapay zekâ, robotik, veri analizi ve fiziksel operasyonları bir araya getiren yapılara dönüşebilir.
Fakat Fransa’daki süpermarket saldırısının gösterdiği gibi, güvenliğin en önemli sınavı teknolojiye sahip olmak değil, riskleri önceden görebilmek ve temel önlemleri ihmal etmemek.
Bir soğutma sisteminin güncellenmemesi milyonlarca avroluk kayba yol açabiliyorsa, veri merkezlerinde, fabrikalarda ve kritik altyapılarda yaşanabilecek daha büyük bir kesintinin maliyetini düşünmek bile yeterli.

ŞİRKETLERİN, FABRİKALARIN, ALT YAPININ NASIL KORUNACAĞIYLA İLGİLİ
Masayoshi Son’un 30 milyar dolara yaklaşabilecek hamlesi bu nedenle yalnızca güvenlik görevlilerinin geleceğiyle ilgili değil. Şirketlerin, fabrikaların, veri merkezlerinin ve gündelik hayatı ayakta tutan altyapıların nasıl korunacağıyla da ilgili.
Dün güvenlik görevlisi kapıda bekliyordu. Yarın yanında bir robot, arkasında binlerce sensör ve hepsini izleyen bir yapay zekâ olabilir.
Ama değişmeyen bir gerçek var: Güvenliğin maliyeti hesaplanabilir; güvenlik ihlalinin gerçek faturası ise çoğu zaman saldırı gerçekleştikten sonra ortaya çıkar.
patronlardunyasi.com















