Dolar
44,8814
0,09%
Euro
52,8608
0,16%
Sterlin
60,7128
0,08%
Bitcoin
3.378.134
0,68%
BİST-100
14.549,89
-0,26%
Gram Altın
6.946,84
-0,28%
Gümüş
80
-1,23%
Faiz
39,83
0,48%

İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran ekonomi programıyla ilgili ne demek istediğini tek tek anlattı

İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, “Bu ekonomi programından çıkmamız ve yeni bir ekonomi programına geçmemiz dışında nefes alınacak ya da umutlanacak bir yer görünmüyor” sözlerinin yanlış anlaşıldığını belirterek, “İyi bir şey yapayım derken kötü bir şeye vesile oldum” dedi. Aran, enflasyonla ilgili sözlerinin ise arkasında olduğunu söyledi. 

20.04.2026 11:32Güncelleme: 20.04.2026 12:05
İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran ekonomi programıyla ilgili ne demek istediğini tek tek anlattı
16px
32px

Geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamalarla ekonomi dünyasının en çok konuşulan ismi olan İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, Bloomberg HT’de katıldığı programda sözlerinin yanlış anlaşıldığını açıkladı. 

ENFLASYON TÜM KÖTÜLÜKLERİN ANASIDIR

Sözlerinin sosyal medyada çekildiği yerleri görünce derinden üzüldüğünü anlatan Hakan Aran, “Bunları görünce söylediklerimi tane tane açıklamak istedim. Enflasyon tüm kötülüklerin anasıdır dedim. Enflasyonla mücadelenin en önemli öncelik olduğunu söyledim. Enflasyonla mücadele etmekten daha önemli bir konumuz olmadığının her fırsatta altını çizdim. Enflasyonla ilgili söylediklerimin arkasındayım” dedi. 

MEHMET ŞİMŞEK’İ ÜZDÜĞÜM İÇİN ÜZÜLDÜM

Program için gece gündüz çalışan insanların kolayca yıpratılmaması gerektiğini söyleyen Hakan Aran, “Üzüldüğüm nokta Hazine ve Maliye Bakanımız ve TCMB Başkanımızın söylediklerim nedeniyle üzülmesinden dolayı çok üzüntülüyüm. Bu insanlara haksızlık yapmak yapabileceğimiz en büyük adaletsizlik olur” diye konuştu. 

ASLINDA BUNLAR TARTIŞILABİLİR DEMİŞTİM

Hakan Aran sözlerini şöyle sürdürdü:

“İran ile savaşı biz çıkarmadık, petrolü 100 dolara biz getirmedik. Şu anki konjonktürde enflasyonla mücadele programına şartlara göre bir revizyon yapmazsak geleceğimiz yer yüzde 27 demiştim. Enflasyonda geleceğim yeri görüyorsam, şirketlerin içinde bulunduğu zorluğu da görüyorsam iletişimi kurgulamak kaydıyla bunlar tartışılabilir demiştim.

İYİ YAPAYIM DERKEN KÖTÜ OLDU

Enflasyon alsın başını gitsin, üç hanelere çıksın demedim. Bu hali ekonomiye zarar veriyor. İyi bir şey yapayım derken kötü bir şeye vesile oldum.

YEPYENİ BİR ŞEY YAPALIM DEMİYORUM

Tespitim çok net. Bu tespitim şuna dayanıyor enflasyonla mücadele programı yürütüyoruz enflasyonla mücadele programında pek çok gecikme yaratan, elimizde olmayan faktörlerle programın hedefine arzu ettiğimiz sürede gelmemesine vesile olan sorunlarla uğraşıyoruz bu sırada düşündüğümüzden daha fazla enerji harcıyoruz ve bu sürede düşündüğümüzden daha uzun zaman geçiriyoruz böyle bir konjonktürde ben şu anda sene sonu enflasyon beklentilerinin %27-28 bandına geldiğini görüyorum bugünkü enflasyona bakıyorum 30-31 bandında diyorum ki önümüzde bizim yaklaşık 8 ay var 8 aylık bir dönem var 8 aylık bir dönemde %31 olan enflasyonu %27-28 bandına getireceğimizi görüyorsak hep beraber bunda hemfikirsek ve mevcut programımızın içerisinde yapabileceklerimiz ülke ekonomisinin elverdiği şeylerle macbuysa bu durumda bizim oturup bir şeyleri konuşmamız, tartışmamız gerekmez mi diyorum ve bunu oturup konuşmamız, tartışmamız gerekmez mi derken ben harcanan 3,5 yıl çöpe atılsın program baştan beri zaten yanlıştı bu insanlar yıpratılsın hadi oturalım yepyeni bir şeyler yapalım enflasyonu tekrar uçuralım demiyorum ama işte bu dediğim şeyi deme ve tartışma zemini olmadığı için diyorum ya vazgeçmek daha güzeli çünkü hiç olmazsa şunu söyleyebilirim, ben size mevcut program, enflasyonla mücadele programı devam ettiği durumda enflasyon sene sonunda bugünkü seviyeden daha aşağıya gelecek daha aşağıya gelen bir enflasyonda sene sonunda %27'ye gelmiş olan bir enflasyonla biz 2027 yılına başlarken ne zaman ülke yeni bir ekonomi programını mevcut olan ekonomi programının modifikasyonunu tartışmaya hazır hale gelmişse yıpratmadan, insanlara özlük haklarına onun kişilik haklarına zarar vermeden ve bu insanların emeğini çöpe atmadan tartışma zamanı gelmişse o zaman tartışılır.

ENFLASYONDAN DAHA BÜYÜK BİR SORUNUMUZ OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM

Yani bu programdan çıkılsın, tümden çıkılsın demek enflasyonla mücadele etmek yanlıştı, enflasyonu önceliklendirmek yanlıştı, enflasyonla mücadele etmeye gerek yok anlamına gelir. Ben  enflasyonla mücadele edilmesinin en kutsal görev olduğunu kabul etmiş ve enflasyondan daha büyük bir sorunumuz olduğunu da düşünmüyorum. 

ADINI 'ENLFASYONLA MÜCADELE' KOYMAYALIM

Yani en büyük sorunumuz enflasyon. Enflasyonla mücadele sonuna kadar edilsin, hep beraber elimizden ne geliyorsa yapalım, mücadele ettiğimiz enflasyonda nereye varacağımızı ve ne olduğunu mücadele ettiğimiz şey de yani siz bir müsabakada bir bakarsınız şöyle bir adım geriye çekilip bu mücadelenin sonunda nereye gidiyorum diye bakarsınız ben ona baktığım zaman şunu görüyorum, mücadele ediyoruz, yapıyoruz, 27 mi bunun karşılığı? Bu konjonktürde o yüzden mücadele ettiğimiz konudan çıkmadan 27'yi görüyorsam bunun içerisine ben başka bir program adını değiştirebilirim adını değiştirmem demek enflasyonla mücadele etmeyeceğim demek değil ki yani adına pek çok program ismi koyabilirsiniz.

NE DÜŞÜNÜYORSAM HER ZAMAN SÖYLÜYORUM

Dezenflasyon programı demezsiniz, enflasyonla mücadele programı demezsiniz, başka bir isim koyarsınız. O ismin içerisinde enflasyonla mücadele olmasın demek enflasyonla mücadeleyi atın kenara anlamına taşımaz ama işte bunu doğru bir şekilde nasıl aktarılabilir doğru bir şekilde bu tartışma ortamı yokken ve taraflar bu kadar kutuplaşmışken konuşabilir miyiz konusunu ben bilemediğim için, ne düşünüyorsam bunu samimi olarak her zaman aktaran birisiyim her düşündüğünü aktaran birisi değilim doğru ortam doğru zamanda gerçekten bir şeyin ülke ekonomisi için faydalı olacağına inanıyorsam bir konuyu söylüyorum ama onun da zaten faydadan ziyade zarar verdiğini görünce de bu açıklama yapma gereği duyuyorum yoksa bu konuda pek çok şey düşünüyor olabilirim ama düşündüğüm şeyi söyleme nedenim ve ortaya atma nedenim aslında buna ihtiyacımız olduğunu sandığım içindi. Ama görüyorum ki bunun çok uzağındayız peki şunu sorayım o konuşmanın içerisinde önemli bir nokta var bence bu kısım diğer bölüm çok tartışıldığı için biraz boşta kalıyor bence en çok tartışılması gereken konulardan bir tanesi bütün dünyada sanayinin dönüşüm içerisinde olduğu globalleşmenin tersine döndüğü dolayısıyla aslında kendine yetebilmenin veya aynı zamanda ithalata bağımlı olan alanları azaltmanın çok belirleyici hale geldiği bir dönem siz hitotuzdan bahsetmişsiniz sanayi bakanlığının sanayi teknoloji bakanlığının belirlediği ürün gamlarından bahsedip buralarda bir sanayi dönüşümünden bahsetmişsiniz şimdi esas bence tartışılması gereken kısım biraz burası para politikası öyle mi böyle mi ya da programı öyle mi böyle miden ziyade sizce biz bu tarafa nasıl hazırlanabiliriz yani hem finans sektörü gözüyle bakınca hem de aslında ülke genelinde bir ortak akıllı işi o tarafa doğru yönlendirebilmek adına.

DÜŞÜNCEM TARTIŞMALARI TETİKLEDİ

Zaten işte o düşüncem bu tartışmaları tetiklemişti o yüzden yeni bir şey söylemeden sadece o gün söylediklerimi  tekrarlayayım. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ifade ettiği 260 odak alanı 284 stratejik ürün ve bu konuda Türkiye içerisindeki artı değerin katma değerin arttırılacağı bir sanayi dönüşüm programı milli teknoloji hamlesi savunma sanayinden tutun da orta yüksek katma değerli ürünlere kadar işte Türkiye'deki ihracatın 400 milyar dolara çıktığı ama 400 milyar dolarlık ihracatın yarı zaman fazlasının orta yüksek ve yüksek teknoloji ürünlerinin olduğu bir kompozisyon bir programdan bahsetmiştim.

TÜRKİYE ÇOK ÖNEMLİ BİR PAYDAŞ

Dolayısıyla bu programın içerisinde şunu görmemiz gerekiyor, yeniden küreselleşmenin yerini alabilecek olan yerinde üretim, yakın üretim ve müttefikler arası ticarete kayıyoruz yani küresel ticaretten müttefikler arası ticarete gidiyor ve Türkiye burada çok önemli bir paydaş, çok önemli bir aktör gerek konumumuz gereği gerek Ortadoğu'da üretim kapasitesi, üretim yetenekleri çok üst düzeyde olan bir ülkeyiz. İnsan kaynağı açısından da üretimin etrafında kümelenen ekosistem aracılığıyla da bir ham maddenin alınmasından, işlenmesinden nihayet ürünü haline gelip satılmasına kadar tüm şeyler bütün aktörleri Türkiye'de yan yana bulabilirsiniz bir organize sanayi bölgesi içerisinde biz bu konuda çok iyi yapılanmış durumdayız. Artan iş gücü maliyetlerimiz sorunu yaratıyor olabilir ama yeniden dengelenecek olan bir şey de ürün yelpazemizi o yüksek teknoloji ve orta yükseğe çıkardığımız zaman o da dezavantaj olmaktan çıkar çünkü kar marjları buna imkan verecek hale gelir.

BARIŞ ANLAŞMASI OLMADIĞI SÜRECE SENE SONU ENFLASYON HEDEFİM YÜZDE 27

Buradaki bu dönüşümde Türkiye'nin o pozisyonu alması için benim de vurguladığım şey oydu aslında. Burada çok rahatlıkla bu programın içerisinde bu tabloyu görüyorsam odağımı buraya çeviririm. Yeni düzende, yeni paylaşım sisteminde Türkiye'yi Orta Doğu'nun ve Avrupa'nın üretim merkezi haline getirecek olan hamleyi yapıyorum, enflasyonla mücadele konusunda sene sonu hedefim %27, 16-19 değil yani her enflasyon raporunda 2'şer 3'şer artarak deği,  tabloyu gördüm enerji fiyatlarında sürpriz bir şey ve barış anlaşmasına gidildi gibi bir haber duymadığım sürece enflasyon hedefimiz 27'dir biz burada 27'ye düşüreceğiz enflasyonu ama içeride odaklandığımız yer bu dönüşüm programı olacak diyebilir miyiz diye o konuşmayı yaptım, zaten başka bir şey düşünsem arka planda bu konuşmayı gündeme getirmezdim.

EN SON İSTEYECEĞİM ŞEY KARAHAN VE ŞİMŞEK'İ ÜZMEK

Sanki buna ihtiyacımız var ve bunu yapmak için hem bu dönüşüm finansmanının sağlanması hem odağın o tarafa gelmesi için enflasyonla mücadele noktasında değilim bugün maalesef ve bugün bu konuşmadan sonra da işin bu tarafının tartışılmasının nasıl olacağını bilmediğim için bu tarafa özellikle değinmedim ama siz sorduğunuz için değiniyorum. Bu konuların ben Türkiye için yararlı ve üzerinde konuşulması gereken konular olduğuna inandığım içindi ama en son isteyeceğim şey de hem Fatih Karahan'ı hem Sayın Mehmet Şimşek'i ikisini birden üzmek ve bu konuda onları yıpratmak ve bu kadar emeği bir anda bir kenara itilmesine vesile olup bu programın sanki karşısındayım bu program başarısız bir programmış gibi göstermek olması. Bu beni derinden yaraladı ve üzdü.

Özellikle işin o kısmı benim için kritikti, diğerini zaten canlı yayını izleyenler ne dediğimi göreceklerdir, bakacaklardır bu konuları tartışmak isteyenler, sağlıklı tartışmak isteyenler ama insanları da yıpratmadan tartışmak isteyenler de her zaman her türlü açık oturumda tartışabilirler, konuşabilirler ama biz artık bu itibar suikastlarına bir son versek hiç fena olmaz diye düşünüyorum."

patronlardunyasi.com