Eylül ayının 5 önemli gününde veri trafiği yoğun
1 Eylül büyüme, 3 Eylül enflasyon, 11 Eylül TCMB faiz kararı, 15 Eylül kurultay davası, 17 Eylül Fed toplantısı ve faiz kararı gibi yoğun bir takvim var. Ağustos enflasyonunda yüzde 2’nin altında gelecek bir veriyi piyasa hayra yorar ve olumlu değerlendirebilir. Benzer şekilde Fed için de eylül toplantısında faiz indirim beklentisi yüzde 90’a yakın.

Hürriyet yazarı Zeynel Balcı'nın bugünkü köşe yazısına göre, piyasalarda olumlu hava korunmakla birlikte daha temkinli bir görünüm öne çıkmaya başladı.
İşte o yazı:
Borsa İstanbul’a gelen satışlar derinlik kazanmadı ve bu aşamada “teknik düzeltme” boyutunda kaldı. Yaklaşık iki aydır devam eden ralli sonrası yaşanan satışları olağan karşılamak gerekir. Piyasalarda devam eden iyimserliğin kaynağı ise, belli ölçüde fiyatlanmasına rağmen temmuz ayında başlayan TCMB faiz indirimlerinin eylülde de devam edeceği beklentisi. Bunun için enflasyondaki düşüş eğiliminin sürmesi oldukça önemli.
TRAFİK YOĞUN
Eylül ayında yoğun bir veri akışı olacak. 1 Eylül Türkiye’nin büyüme verileri (GSYH), 3 Eylül enflasyon, 11 Eylül TCMB faiz kararı, 15 Eylül CHP kurultay davası,17 Eylül ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısı ve faiz kararı gibi fiyatlamaya konu olacak önemli gündemler var. Enflasyonda düşüşün devamı beklenirken bunun, TCMB toplantısı için önemli bir dayanak olacağı ve buna bağlı olarak TCMB faiz indiriminin süreceği konusundaki beklentiler güçlü.
Ağustos enflasyonunda (TÜFE) yüzde 2’nin altında gelecek bir veriyi piyasa, hayra yorar ve olumlu değerlendirebilir. Benzer şekilde Fed için de eylül toplantısında faiz indirim beklentisi yüzde 90’a yakın.
Bu aşamada olayın ekonomik tarafında fazlaca bir belirsizlik ve sıkıntı görülmüyor. Belirsizlik daha çok 15 Eylül tarihindeki CHP kurultay davasına yönelik. Siyasette gerginlik azalınca veya siyasetin gölgesi kalkınca gündem ve piyasa rahatlıyor. 19 Mart süreci piyasalar için bir şok olarak değerlendiriliyor. BIST100 Endeksi’nin aynı seviyeye ulaşması için beş ay gerekti. Şimdi en azından bir tarih var ve yatırımcıların olumlu veya olumsuz gardını almak için bir imkânı mevcut. Bu süreç atlatılırsa daha uzun vadeli projeksiyon yapma imkânı oluşacak.
FAİZ İNDİRİMİ HERKES İÇİN ÖNEMLİ
TCMB’den gelecek faiz indirimi sadece borsa yatırımcısı için değil reel ekonomi için de oldukça önemli. Faizlerin gerilemesi ekonomiye can suyu olabilecek bir gelişme. Kredi maliyetleri düşecek, finansman giderleri azalacak, yatırım ve tüketim artacak, faizdeki tasarrufların bir kısmının riskli varlıklara akma olasılığı güçlenecek gibi birçok olumlu gelişmeyi beraberinde getirecek. Son dönemde konkordato haberlerinin fazlalaşması kayda değer durum. Ekonomide para politikası ayağında yapılabilecekler önemli ölçüde yapıldı denebilir. Sonuçları da alınmaya başlandı. Maliye politikalarının da destek vermesi konusu halen dillendirilen bir durum. Pazartesi açıklanacak Türkiye’nin 2025 yılı 2. çeyrek büyüme verisi için beklentiler güçlü değil. Yıllık bazda yüzde 3, çeyreklik periyotta ise yüzde 0.6 gibi bir rakam bekleniyor.
TCMB faiz düşüşü 24 Temmuz’da gerçekleştiğine göre ikinci çeyrek yüksek faizin baskısı altında geçti. İlk çeyrekte olduğu gibi. İlk çeyrekte yüzde 1, yıllık bazda yüzde 2 büyüme vardı. O açıdan bakılınca üzerine fazla bir şey konulmamış olacak. Ekonomide büyüme için faiz düşüşünün katkısı olağan bir sonuç. Ancak tek başına yeterli olup olmayacağı konusunda soru işaretleri söz konusu. Bunun için gelir artırıcı, talep canlandırıcı politikaların da devreye alınması önemli. Bu meyanda canlanacak talep ile birlikte enflasyondaki düşüş eğilimini korumak zorlaşabilir. Kur ve talebi baskılayarak enflasyondan sonuç alınmaya çalışıldı. Belli ölçüde başarılı da olundu. Yorgunluk emareleri görülen Borsa İstanbul’da TCMB faiz indirim sürecinden beslenen iyimserlik korunuyor.
DIŞ BORSALAR YORULMAYA BAŞLADI
ABD Merkez Bankası (Fed) faiz indirim beklentisi dış piyasalardaki olumlu havayı desteklemeye devam ediyor. Ancak borsalarda kâr satışları sıklaştı. Bu durum kısa dönem için olumlu gelişmelerin belli oranda fiyatlandığını göstermesi açısından önemli. Fed Başkanı Powell’ın Jackson Hole’deki faiz indirimine açık kapı bırakan son konuşması önemli bir referans olarak görülüyor.
ABD gümrük tarifelerine ilişkin Hindistan ve Rusya’ya yönelik Trump’tan gelen açıklamalar, Rusya’nın Ukrayna’ya düzenlediği hava saldırısı, Ortadoğu ve Gazze bağlamındaki gerginliklerin piyasalar üzerindeki etkileri minimize olmuş durumda. Bu aşamada bardağın dolu tarafını görme eğilimi daha baskın.
Trump’ın bir Fed üyesini görevden alması Fed’in bağımsızlığı üzerine tartışma açsa da piyasalarda çok ciddi bir fiyatlamaya neden olduğunu söylemek zor.
Son gelişmelerin piyasa parametrelerine yansımaları; Dolar Endeksi ve ABD tahvil faizlerinde düşüş, altın ve gümüş fiyatlarında yükseliş, petrol fiyatlarında yatay seyir, euroda ise hafif toparlanma şeklinde oldu. Altın fiyatlarındaki yükseliş dolardaki zayıflama ve ABD tahvil faizlerindeki düşüşten güç alıyor.
Altının ons fiyatında 3.500 dolardaki güçlü direnç noktası korunuyor. Jeopolitik risklerin zayıflaması sonrası dikkatler Fed faiz politikasına çevrildi. Eğer Fed faiz politikasında iki yerine üç faiz indirimi gibi olumlu yönde bir değişim olursa altın fiyatlarındaki tarihi zirvenin kırılması gündeme gelebilir.
ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4.23, Euro/dolar paritesi 1.1686, dolar endeksi 97.77, altının ons fiyatı 3.448 dolar, gümüş 39.74 dolar, brent petrol 67.37 seviyelerinde seyrediyor. Bu haftanın önemli gündemleri olarak Euro Bölgesi enflasyon (TÜFE) ve büyüme (GSYH) ile 5 Eylül Cuma günü ABD tarım dışı istihdam verileri takip edilecek.
YABANCI ALIMLARI İVMESİNİ KAYBETTİ
TCMB tarafından açıklanan yabancı işlemleri ve parasal istatistikler gündemdeki yerini ve önemini koruyor. Miktarı azalmakla birlikte yabancı girişlerinin devam ediyor olması olumlu.
22 Ağustos ile biten haftada yabancı yatırımcılar hisse senetlerinde 89 milyon dolar, tahvil bonoda 96 milyon dolarlık alım yaptılar. TCMB brüt rezervleri 183 milyon dolarlık düşüşle 176 milyar dolar olurken yurtiçi yerleşiklerin bankalardaki yabancı para mevduatı Toplam alım 1.9 milyar dolarlık yükselişle 196 milyar dolara ulaştı.
Faiz düşüş beklentisi ve KKM’nin sonlanmış olmasına bağlı olarak döviz mevduatlarında bir miktar artış olağan karşılanabilir. Ancak TCMB ve mevduat faizlerindeki düşüşe rağmen dövize ciddi bir yönelimden söz etmek zor. Yabancı yatırımcıların devam eden alımları Türkiye ekonomisine dış bakışı gösteren verilerden biri olarak kabul edilebilir.
Türkiye’nin ülke risk primi (CDS) 260’lı noktalara çekilerek 19 Mart sonrası en düşük seviyelerine gerilemiş durumda. Hisse senetleri ve tahvil bonodaki alımlar yabancı nezdinde bunun sadece gösterge olarak kalmadığını, eyleme geçtiklerini gösteriyor. Döviz kurlarındaki yükselişin faiz kazançlarının altında kalması bu açıdan oldukça önemli.
BORSA KÂR SATIŞLARININ ETKİSİNDE
Borsada kâr satışlarına rağmen çıkış trendi korunuyor. İlk destek 11.250 seviyesindeki bir önceki zirve noktası. Sonraki destekler ise 11.150 ve 11.050 olarak görülürken 11.050 seviyesinin üzerinde çıkış hareketinin devamı beklenebilir. Aksi takdirde satış baskısı artacaktır. Yukarı yönlü hareketin devamında ise kısa dönem için ilk dirençler 11.600 ve 11.750 seviyelerinde bulunuyor. Bu seviyelere hareketlenmelerde satışlar görülebilir. Sonraki dirençler ise 12.000 ve 12.300 olarak görülüyor. Endekste çıkış hareketi gücünü korumakla birlikte yükseliş denemeleri satışlar karşılaşabilir.
patronlardunyasi.com