Dolar
49,1335
0,12%
Euro
55,2793
0,23%
Sterlin
65,1689
0,42%
Bitcoin
4.168.574
0,54%
BİST-100
12.270,18
0,17%
Gram Altın
6.540,971
-0,77%
Gümüş
60,39
-1,00%
Faiz
39,83
0,00%

Ertuğrul Özkök, hayatını kaybeden filozof İoanna Kuçuradi'nin Bilge Karasu ile dans ettiği fotoğrafın hatırlattıklarını yazdı

Prof. Dr. İoanna Kuçuradi'nin ölüm haberinin üzerinden henüz çok kısa bir zaman geçmişti. 10 dakika bile olmamıştı. Bir arkadaşı Ertuğrul Özkök'e, İoanna Kuçuradi'nin edebiyatçı ve felsefeci Bilge Karasu ile dans ettiği bir fotoğraf gönderdi. Özkök işte fotoğrafın hatırlattıklarını kaleme aldı...

03.10.2026 19:46 • Güncelleme: 03.10.2026 19:55
Ertuğrul Özkök, hayatını kaybeden filozof İoanna Kuçuradi'nin Bilge Karasu ile dans ettiği fotoğrafın hatırlattıklarını yazdı
16px
32px

Ertuğrul ÖZKÖK

TÜRKİYE’NİN EN FELSEFİ DANSINDA ACABA HANGİ ŞARKI ÇALIYORDU? 

Bu fotoğrafı dün arkadaşım Ali Değirmenci gönderdi.
İlk defa görüyorum.
Prof. İoanna Kuçuradi’nin ölüm haberini alalı daha 10 dakika bile olmamıştı.
Uzun uzun seyrettim.
Bu fotoğrafın altına ne yazabilirim diye düşündüm.
“Ankara’nın en hüzünlü dansı” diyebilirdim.
“Ankara’da son azınlıkların veda dansı” da diyebilirdim.
“Türkiye’nin en felsefi dansı” da…
Sonra gerilere, 1970’lerin sonlarına gittim.

KARLI BİR ANKARA GÜNÜNDE BİR FELSEFECİNİN ODASI

1978…
Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü…
Türkiye bir yandan kapkara bir terörle, bir yandan derin bir ekonomik krizle boğuşuyor.
Yakıt bulunamadığı için kampüs tatil edilmiş…
Binalarda sadece nöbet için görevlendirilmiş öğretim üyeleri var.
İşletme, Felsefe, Antropoloji bölümleri aynı binada.
Ama hepimiz her gün Felsefe bölümüne sığınıyoruz.
Çünkü başında hepimizin saygı duyduğu olağanüstü bir insan var…
Prof. İoanna Kuçuradi.

YAN ODADA "GÖÇMÜŞ KEDİLER BAHÇESİ"NİN BÜYÜK YAZARI

Onun odasının hemen yanında, küçücük bir odada bu ülkenin yetiştirdiği en büyük yazarlardan biri oturuyor.
Bilge Karasu. 
1963 yılında D.H Lawrence’ın “Ölen Adam” kitabını Türkçeye çevirerek Türk Dil Kurumu ödülünü kazanmış.
“Troya’da Ölüm Vardı”, “Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı…”
Hepsi dönemin büyük eserleri.
Ve tabii ki hayatımdan hiçbir zaman çıkmayan o şahaseri…
“Göçmüş Kediler Bahçesi…”
Tırnaklarını göğsümüze geçirerek bize her gün bir şeyleri hatırlatan o keşiş kedisi…

BİR ÖTEKİ ODADA ORUÇ ARUOBA, NIETZCHE VE RILKE’Yİ ÇEVİRİYOR

Biraz ilerde Oruç ve Zeynep Aruoba’nın odaları. 
Oruç olağanüstü kitapları çevirmeye hazırlanıyor.
David, Hume, Nietzsche, Kant, Wittgenstein, Rilke…
Türkiye henüz onu büyük bir felsefeci olarak tanımamış. 
Komşusu Füsun Akadlı…
Türkiye’nin en büyük edebiyat eleştirmenlerinden biri…

BEDRETTİN CÖMERT, GOMBRICH ÇEVİRİSİNİ TAMAMLAMIŞ

Sanat Tarihi bölümünden Bedrettin Cömert geliyor.
Ernst H. Gombrich’in başeseri “Sanatın Öyküsü’nü” Türkçeye kazandırmış.
Bir yıl sonra, evimin 500 metre ilerisinde arabasının içinde teröristlerin kurşunları ile aramızdan ayrılacak.
Sosyal Çalışma Bölümü Başkanı Emre Kongar da orada.
Bir alt katta Türkiye Antropolojisinin büyük ismi Prof. Bozkurt Güvenç var.
Tuhaf bir çelişki.
Ankara, Altın Çağını yaşıyor.

IOANNA HANIMI HİÇ DANS EDERKEN GÖRMEMİŞTİM

Tekrar bu fotoğrafa dönüyorum.
Ioanna Hanımı hiç dans ederken görmemiştim.
Bilge Bey’i de öyle…
İkisinin de dans ettiklerini hayal bile edemezdim.
Fotoğraf nerede çekilmiş hiç bilmiyorum.
O günlerden bir gün mü bilmiyorum.
2024 yılında K24’te yayınlanan bir yazıda kullanılmış. 
Kaynak olarak “İmge Yayınları” verilmiş.

BİR ARKADAŞ EVİNDE BİR İMECE MASA ETRAFINDA OLMALI

Herhalde Ankara’da bir arkadaş evinde veya bir davetinde çekilmiş.
Kare biraz genişletilse ve çevredekileri de görebilsek belki bilebileceğiz…
Mesela Figen ve Enis Batur orada mıydı?..
Mete Tunçay, İlber Ortaylı da dans ediyor muydu?
Eminim ortadaki masada herkesin evinden yaptığı veya köşedeki “Kral Çiftliği’den” alıp getirdiği bir şeyler vardı.
Ama Tansu ve ben yoktuk…
Oysa orada olmayı ve bu olağanüstü dansı seyretmeyi ne kadar isterdim. 
Bir de şunu merak ettim.
Acaba hangi şarkı çalıyordu?..

SON SAHNE: MALTEPE ÜNİVERSİTESİNDE FİLM DEKORU GİBİ BİR FELSEFECİ ODASI

Ioanna Hanımı son defa ona Aydın Doğan Ödülü verilirken görmüştüm.
Ama onunla son sohbetimizi Maltepe Üniversitesi’ndeki odasında yapmıştık.
Geçirdiği bir rahatsızlık nedeniyle üniversite ona bir lojman vermişti.
Evi Ankara’daydı ama İstanbul’da kampüsteki lojmanda yaşıyordu.
Yani İstanbul’da Maltepe Üniversitesi’nin ona verdiği çalışma odası ve lojmanda geçiyordu artık hayatı.
Hep acele adımlarına alıştğımız o güzel kadın artık zor yürüyordu.
O gün ihmal etmiştim, bugün içimdekini söyleyeyim.
Maltepe Üniversitesi’ne, hayatının son yıllarında büyük hocamıza sağladığı bu imkanlar nedeniyle teşekkür borçluyuz.

KOMÜNİST BULGARİSTAN’DA BİR FELSEFE TOPLANTISI

Ioanna Hanımı 1978 yılında tanıdım.
Türkiye Felsefe Derneği Başkanıydı.
80’lerin başında birlikte Balkan Felsefe Konferansı için Bulgaristan’a Varna’ya gitmiştik.
Biri komünist öteki askeri baskının altındaki iki ülkenin insanları olarak paylaşacak sadece içimizdeki özgürlük ve İnsan Hakları duyguları vardı.

12 EYLÜL GÜNÜ BEYTEPE’YE GELEN SEKİZ TANKIN PALET SESLERİ

12 Eylül gününü birlikte Beytepe’de yaşamıştık..
O gün 8 tane tankın Beytepe Kampüsüne gelişini onun odasında birlikte seyretmiştik.
Bir binbaşının hepimizi meydana toplayıp bize nasihat etmesini birlikte dinleyip, hiç etkilenmemiştik.
Dedim ya…
Yine de özgürce konuşabiliyor, yazabiliyorduk.

BABASI EGE ADALARINDAN ANNESİ ÇORLU’DAN KENDİSİ TÜRKİYE’Yİ TERK ETMEYEN RUMLARDAN

Maltepe Üniversitesi’ndeki odasında bana ilk defa ailesini anlatmıştı.
İoanna Kuçuradi 4 Ekim 1936 günü, Türkiyeli bir Rum ailenin çocuğu olarak İstanbul’da doğdu.
Babası Ege adalarından, annesi ise Çorlu’dan gelip İstanbul’a yerleşmiş iki Rum’du.
İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümünden mezun oldu.
Doktora tezinin konusu ise şuydu:
“Schopenhauer ve Nietsche’de insan problemi…”
İstanbullu Rumların çoğu 6-7 Eylül ve 1960’lerın başındaki Kıbrıs olayları sonrasında Türkiye’den ayrıldı.
O ise kaldı.

ERZURUM’DA KALDIĞINIZ YILLAR ZORLUK ÇEKTİNİZ Mİ?

1965-68 yılları arasında Erzurum Üniversitesi’nde çalıştı.
“Erzurum’da hayat nasıldı, orada zorluklarla karşılaştınız mı?” diye sordum.
“Hayır, hiç zorlukla karşılaşmadım” dedi. 
Hayatının büyük bölümü Ankara’da geçti.
Evi hâlâ Ankara’daydı…

HAYATININ SON GÜNLERİNDE CEZAEVİNDE İNSAN HAKLARI DERSLERİ VERİYORDU 

O gün öğrenmiştim.
Hâlâ cezaevlerine gidip, mahkumlara İnsan Hakları dersleri veriyordu.
“Hayatımda duyduğum en güzel sözlerden birini cezaevinde bir mahkûm söyledi bana” demişti.
“Siz bize insan olduğumuzu hatırlattınız…” 

MASANIN ÜZERİNDEKİ SÖZ: BÖYLE BUYURDU ÇÖPÇÜ

Odasının duvarları katıldığı veya verdiği konferansların afişleriyle kaplıydı.
Masasının üzerinde ise tam anlamıyla felsefi bir kalabalık vardı.
Yazdığı şiir kitabı dikkatimi çekmişti.
Direkt Yunanca yazdığı şiirler, bir başkası tarafından Türkçeye çevrilmiş.
Ama asıl dikkatimi çeken şey bir plaka ve üstünde yazılı şu cümle olmuştu:
“Also Sprach der Mülliman…”
Türkçesi şöyle:
“Böyle Buyurdu Çöpçü…”
Nietzsche’nin ünlü kitabı “Böyle Buyurdu Zerdüşt’ten” esinlenmiş bir cümle.
Eski bir felsefe öğrencisi Almanya’ya yerleşmiş. Temizlik işlerinde yönetici olarak çalışıyormuş.
Bu esprili plakayı hazırlatıp İoanna Hanım’a hediye getirmiş.

YEMEKTE HEPİMİZİ ŞAŞIRTAN SÖZ: ‘İSLAMİ DEĞER DİYE BİR ŞEY YOKTUR’

Aydın Doğan ödülünü almasından bir hafta önce bir yemek yemiştik. 
Son zamanlarda katıldığım en güzel yemekti.
Masada, çoğunluğu yeni medyadan bir gazeteci ve yazar topluluğu vardı. 
O gece bizi şaşırtmıştı. 
Bir arkadaşımız bugünkü iktidarın politikası ile ilgili bir soru sorarken, “İslami değerler” kavramını kullanmıştı.
Hoca sözünü kesip, “Felsefede İslami değer diye bir şey yoktur. Hristiyan değeri de yoktur, sadece ‘Değer’ vardır. Sizin kastettiğiniz ise değer yargılarıdır” demişti.
O güne kadar hiç düşünmemiştim böyle bir şeyi.

İKİNCİ ŞAŞKINLIĞIMIZ: “VİCDAN DİYE BİR ŞEY DE YOKTUR”

Bir başka arkadaşımız ise “vicdandan” söz ederken, yine sözünü kesmişti ve bizi şaşırtan bir cümle daha söylemişti:
“Vicdan” diye bir şey de yoktur.
Cümlesini şöyle tamamlamıştı:
“Vicdan diye bildiğimiz şey vicdanı besleyen kaynaklardır.”

SON SORU: “BİR ÖMÜR HİÇ AŞIK OLMADAN GEÇEBİLİR Mİ?”

Yemeğin sonunda bir felsefeciye sorulacak en klasik soruyu sormuştuk: 
“Felsefede öğrendiğiniz şeylerle yaptıklarınız ve hissettiklerinizin hiç çelişkiye düştüğü anlar oldu mu?”
“Olmadı. Hep buna uygun düşünce sistemine sahip olmaya çalıştım” dedi.
Bunun üzerine bir arkadaşımız soruyu şahsileştirerek sordu:
“Bir insanın bütün hayatı hiç âşık olmadan geçebilir mi?”
“Geçebilir” cevabını verdi, ancak yüzümüzdeki hayret ifadesini görünce cümlesini şöyle tamamlamıştı:
“Benim hayatım öyle geçti anlamında söylemiyorum ama bir insanın hayatı hiç âşık olmadan da geçebilir.”
Ioanna’ya aşık çok erkek biliyorum.
Onun aşık olduğu erkek var mıydı?
Bilmiyorum…

DÜN INSTAGRAM PAYLAŞIMLARININ SAYISI SANKİ İLBER ORTAYLI’YI BİLE GEÇMİŞTİ

Hayatı, yaşama biçimiyle, insan hakları konusunda yerleştirmeye çaba harcadığı değerlerle, felsefeyi bıkmadan usanmadan, yorulmadan, bazen bir Kafka romanı kahramanı gibi boşluklarda kalma pahasına yılmadan anlatan bir insandı İoanna Hanım…

Dün Instagram’da paylaşımlar sanki hiç kesilmeden devam ediyordu.
Oysa İlber Hoca gibi televizyonda, sosyal medyada fazla görünen bir insan değildi.
Demek ki hepimizin içine artık bu ülkede çok özlediğmiz bir duygunun tohumlarını ekmiş.

ONUN DOĞDUĞU YIL DÜNYA “THE WAY YOU LOOK TONIGHT” ŞARKISINI SÖYLÜYORDU

1836’da doğmuştu.
O yıl dünya “The Way You Look Tonight” şarkısını söylüyordu.
Üç yıl sonra uğursuz bir savaşın başlayacağını belki kimse beklemiyordu. 
“Tıpkı bu gece baktığın gibi” diyen bir şarkıydı.
Dünyaya öyle bakıyordu…

BEN O BAKIŞI İLK DEFA 46 YIL ÖNCE GÖRMÜŞTÜM

Hiç kimsede görmediğim bir bakışı vardı.
O bakışı 48 yıl önce görmüştüm ilk defa…
İnsana ve insanı insan yapan şeylere bakışını o yıl anlamıştım.
Maltepe Üniversitesindeki odasında hepimize hâlâ öyle bakıyordu. 
İnsana huzur veren, güven veren…
Sakinleştiren ama yargıamadan sorgulayan bir bakıştı o…
O gözleri, o bakışı hiç unutamayacağım…

YEKTA KOPAN’A VERDİĞİ CEVAP YAKAMDA ROZET GİBİ DURUYOR

Aydın Doğan Ödülünü aldıktan sonra Yekta Kopan onunla harika bir söyleşi yapmıştı.
Söyleşinin sonunda şunu sormuştu:
“Türkiye’de ve dünyada olan biten bunca şeye rağmen hâlâ umutlu musunuz?"
Bütün salon nefesini tutup büyük hocanın cevabını beklemişti. 
Şöyle demişti:
“Evet hem de inadına…”
O an benim için dünyanın en umut veren inadıydı o…

BEN ONLARI CHATGBT’YE ÇİZDİRDİĞİM BU İNSANLAR ARASINDA HAYAL ETTİM HEP

Yazımı tamamlarken dans fotoğrafına tekrar baktım.
Azınlığı kalmamış bir şehirde birbirlerine kalmış iki yapayalnız insan gibiydiler.
O hüzün koydu bana.
ChatGBT’den bu fotoğraf üzerinden onları Hegel, Nietzche, Thomas Mann, James Joyce arasında bir sahneye yerleştirmesini istedim.
Bu mütevazı Ankara dekorunda çok güzeldiler.
O büyük felsefeci ve yazarların arasında da çok güzel durdular.
İkisi de istedikleri yere gidip yaşayabilirlerdi.
Ama ikisi de doğdukları bu ülkede, Cumhuriyetin başkentinde yaşamayı gönüllü seçmiş insanlardı.
Hayatları işte bu fotoğraftaki dönemin Ankara’sında geçti.
Mütevazı ama vakur bir aydın kuşağının arkadaş evlerindeki mütevazı buluşmalarda…

BİLGE KARASU BUGÜN KARŞIYAKA MEZARLIĞINDA YATIYOR

Bilge Karasu 1995 yılında aramızdan ayrıldı.
Bugün Ankara Yenimahalledeki Karşıyaka Mezarlağında mütevazı bir halk mezarında yatıyor.
İonna Hanım ise bugün İstanbul Şişli Rum Ortodoks Mezarlığında toprağa verilecek.
Türkiye’de doğdular.
Türkiye’nin iyi ve mütevazı vatandaşları olarak yaşadılar.
Türkiye’de kaldılar.
Belki de mezarlarının taşlarında görünmeyen harflerle şöyle bir şey yazacak:
“Also Sprach Ioanna…
Ve Bilge…”

patronlardunyasi.com

editörün seçtikleri
Kumarhaneler Kralı Sudi Özkan’ın Karayipler Saint Martin sırları ve serveti
Kumarhaneler Kralı Sudi Özkan’ın Karayipler Saint Martin sırları ve serveti#Sudi Özkan