Ehliyetsiz sürücü oğlu Timur Cihantimur'u Oğuz Murat Aci'yi hayattan koparması ardından ABD'ye kaçıran anne Eylem Tok'tan yeni mektup, 'helalleştik'
Bir çocuk babası Oğuz Murat Aci'nin hayatını kaybetttiği Eyüpsultan'daki ATV kazasının ardından 16 yaşındaki ehliyetsiz sürücü oğlu Timur Cihantimur ile önce Mısır'a ardından da ABD'ye kaçan Eylem Tok, sessizliğini Boston'da kaldığı cezaevinden gönderdiği üç sayfalık mektupla bozdu. Eylem Tok, kazanın ardından sergilediği tutumu anne içgüdüleriyle açıklarken, ebeveyn olarak sınır koyma konusunda hatalı olabileceklerini itiraf etti.

Eyüpsultan'da 1 Mart 2024 tarihinde gerçekleşen ATV kazasında Oğuz Murat Aci'nin ölümüne, 4 kişinin yaralanmasına neden olan 16 yaşındaki ehliyetsiz oğlu Timur Cihantimur ile birlikte önce Mısır'a ardından da ABD'ye kaçan yazar Eylem Tok, cezaevinden mektup gönderdi.
4 Mayıs 2026 tarihli mektubuna "Merhaba" diyerek başlayan Tok, uzun süredir neden sessiz kaldığını ve kaza gecesinden bugüne yaşadığı içsel hesaplaşmayı tüm ayrıntılarıyla paylaştı. İşte o mektubun detayları:
"BİR LİNÇ KAMPANYASINA DÖNÜŞTÜĞÜNÜ ÜZÜLEREK GÖRDÜM"
Eylem Tok, kamuoyundaki sessizliğini şu sözlerle bozdu: "Uzun süre sessiz kalmayı tercih ettim. Ancak zaman geçtikçe, kaza gecesi yaşananlara dair polis ve bilirkişi raporları dikkate alınmadan yapılan eksik, hatalı ve önyargılı yorumların bir linç kampanyasına dönüştüğünü üzülerek gördüm."
Oğlu Timur’un kaza günü henüz 16 yaşında bir çocuk olduğunu hatırlatan Tok, oğlunun iki yıldır tutulduğu cezaevinde liseyi tamamladığını ve üniversite derslerine başladığını belirtti. O geceye dair ise, "O talihsiz kaza anında ben bir anneydim; neyin doğru neyin yanlış olduğunu sağlıklı şekilde değerlendirebilecek bir durumda değildim. Aklımdan çok içgüdülerimle hareket ettim. Tek düşüncem, korkmuş ve sarsılmış olan çocuğumu korumaktı" ifadelerini kullandı.
"HATA VARSA SORUMLULUĞU BİZE AİTTİR"
Bugün geriye dönüp baktığında derin bir sorgulama içinde olduğunu vurgulayan yazar, ebeveynlik özeleştirisi yaparak, "Eğer bir hata varsa, bunun en büyük sorumluluğu anne ve babası olarak bize aittir. Evladımızı çok sevdik, çok koruduk; belki de bazı anlarda gerekli sınırları koyamadık. Bunun yükünü her gün yüreğimde taşıyorum. Oğlumun nasıl bir çocuk olduğunu onu tanıyanlar bilir. Hassas, vicdanlı ve kalbi temiz bir çocuktur. Ancak o gün yaşananlar onun hayatında da derin izler bıraktı. Bunun bilincindeyim ve inkâr etmiyorum" dedi.
"KAZA YERİNE GİTMEDİM, POLİSİN ARANMASINI ENGELLEMEDİM"
Hakkındaki en çok konuşulan iddialara da yanıt veren Tok, resmi raporlara atıfta bulundu: "Hakkımda en çok konuşulan konulardan birine de açıkça değinmek isterim: Ben kaza yerine gitmedim. Oradan bir telefon almadım ve polisin aranmasını engellemedim. Buna rağmen oluşan algı beni derinden üzmektedir. Oysa gerçekler resmi raporlarda açıkça yer almaktadır."
O gece yaşadığı duyguları tarif etmenin zor olduğunu söyleyen Tok, süreci şöyle anlattı: "Oğlum şok halindeydi, ben ise korku ve panik içindeydim. Ne olduğunu anlamaya çalışırken zihnim dağılmış, kalbim sıkışmıştı. Ne yapacağımı bilemez haldeydim. Bir süre uzaklaştım. Bu bir kaçış değil, çaresizlik içinde yönümü bulma çabasıydı. Ancak hiçbir şey düşündüğüm gibi gelişmedi."
"HELALLEŞTİĞİMİZİ BELİRTMEK İSTERİM"
Mektubun en dikkat çekici kısımlarından biri de Aci ailesine yönelik ifadeleri oldu. "Bu olayda en büyük acının, hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci'nin ailesine ait olduğunu biliyorum" diyen Eylem Tok, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bir anne olarak, onların yaşadığı acının tarifi olmadığını tüm kalbimle hissediyorum. Kendisine Allah'tan rahmet, ailesine sabır diliyorum. Bu kaybın telafisi yok, biliyorum. Ancak yasal varislerle bir sulh anlaşması yaparak helalleştiğimizi de belirtmek isterim. Bir annenin kendi çocuğunu koruma çabası, başka bir ailenin acısını hafifletmez. Bunun bilincindeyim ve bu gerçekle yaşamayı öğrenmeye çalışıyorum."
"BU BİR SAVUNMA DEĞİL, BİR ANNENİN YÜREĞİNDEN DÖKÜLENLERDİR"
Mektubunun son bölümünde hayatı boyunca çocuklar için emek verdiğini ve onları korumaya çalıştığını belirten Tok, şu vicdani muhasebeyi paylaştı: "O gece benim oğlum da bir çocuktu... Ve ben sadece onu korumak istedim. Belki eksik kaldım, belki yanlış yaptım... Bunun muhasebesini her gün, her gece yapıyorum. Şunu tüm içtenliğimle ifade etmek isterim: Biz kimseye bilerek ya da isteyerek zarar vermedik."
Sürecin kendisi için hukuki olduğu kadar derin bir insani sınav olduğunu da ekleyen Tok, "Hakkımızda söylenenler ve yapılan yorumlar zaman zaman beni çok yordu. Ancak kimseye kırgın değilim. Çünkü insanlar çoğu zaman gerçeği değil, kendilerine anlatılanı görüyor. Benim gönlüm herkese açıktır. Kırdığım ya da üzdüğüm kim varsa affını diliyorum. Tek isteğim, gerçeklerin bilinmesi ve kalplerin biraz olsun yumuşamasıdır. Bu satırların bir savunma olarak değil, bir annenin yüreğinden dökülen duygular olarak görülmesini isterim" diyerek mektubunu sonlandırdı.
NELER OLMUŞTU?
Olay 1 Mart 2024 gecesi İstanbul Eyüpsultan'da yaşandı. Yazar Eylem Tok ile ünlü estetik doktoru Bülent Cihantimur’un 16 yaşındaki oğlu Timur Cihantimur, ehliyetsiz şekilde kullandığı lüks araçla, yol kenarında bozulan ATV'lerini tamir etmeye çalışan bir gruba çarptı. Kazada bir çocuk babası 29 yaşındaki Oğuz Murat Aci hayatını kaybederken, 4 kişi de yaralandı. Kazanın hemen ardından olay yerine gelen anne Eylem Tok, oğlu Timur'u da yanına alarak önce Mısır'a, oradan da ABD'ye kaçtı. Türkiye'nin iade talebi doğrultusunda Interpol üzerinden yürütülen çalışmalar sonucunda, anne ve oğul haziran ayında Boston'da yakalanarak tutuklandı. Eylem Tok "suçluyu kayırma", Timur Cihantimur ise "taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" suçlamalarıyla ABD'de yargılanmaya devam ediyor.
patronlardunyasi.com















