Danıştay, Akbelen’deki acele kamulaştırma kararları hakkında yürütmeyi durdurma kararı verdi
Danıştay, Akbelen hakkında Cumhurbaşkanlığı kararıyla alınan acele kamulaştırma kararını durdurdu. Karar 5 Mayıs’ta taraflara tebliğ edildi.

Kenan GÜRBÜZ
Muğla’nın Milas'taki Akbelen Ormanı'nda maden sahasını genişletme çalışmaları büyük bir çevre protestosuna dönüşmüştü. Çevre mücadelesi, yalnızca Muğla’nın değil Türkiye’nin en çok konuşulan çevre direnişlerinden biri haline gelmişti. Bölgede maden sahasının genişletilmesi amacıyla yapılmak istenen çalışmalar nedeniyle yüzlerce dönümlük ormanlık alanın kesilmesine karşı çıkan köylüler, çevreciler ve yaşam savunucuları yıllardır bölgede nöbet tutuyordu.

ACELE KAMULAŞTIRMA KAPSAMINA ALINDI
Akbelen geçtiğimiz yıl Ocak ayında Cumhurbaşkanlığı kararıyla acele kamulaştırma kapsamına alındı. 10 Ocak 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararı, Milas’taki 7 köyde bulunan toplam 679 parsel alanı kapsıyordu. Ancak bu kararın ardından çevre örgütleri Danıştay’a dava açarak yürütmenin durdurulmasını talep etti.

DANIŞTAY DUR DEDİ
Danıştay 6. Dairesi, bölgedeki araziler için verilen Cumhurbaşkanlığı acele kamulaştırma kararının yürütmesini durdurdu. Davanın avukatları Arif Ali Cangı ve İpek Sarıca yaptıkları açıklamada, “5 Mayıs’ta tebliğ edilen karar, uzun süredir fiilen etkisizleştirilen hukuku diriltmek için yapılmış güçlü bir yargı müdahalesidir. Danıştayın verdiği yürütmeyi durdurma kararı ile birlikte acele kamulaştırma işlemi hukuken uygulanamaz hale geldi. Kararda da belirtildiği üzere, bölgede acele kamulaştırmayı haklı kılacak olağanüstü bir ‘acelelik hali’ yoktur. Ekonomik gerekçeler, üretim hedefleri ya da şirket faaliyetlerinin sürekliliği, kanunun öngördüğü istisnai yöntemi meşrulaştıramaz” ifadelerini kullandı.
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI BEKLENİYOR

Sürecin bir diğer önemli ayağını ise acele kamulaştırma süreçlerini kolaylaştırdığı belirtilen 7554 sayılı Kanun hakkında Anayasa Mahkemesi’nde açılan iptal davası oluşturuyor. Çevre hukukçuları, söz konusu düzenlemenin çevre hakkı, mülkiyet hakkı ve yurttaşların yargı yoluyla hak arama özgürlüğü açısından ciddi riskler taşıdığını savunuyor.

Akbelen’de yaşananların, çevre ve yaşam alanları üzerindeki baskının somut bir örneği olduğunu belirten hukukçular, Anayasa Mahkemesi’nin vereceği kararın Türkiye’deki diğer çevre mücadeleleri açısından da belirleyici olacağını ifade ediyor.
patronlardunyasi.com















