Dolar
49,6043
0,04%
Euro
55,7435
0,03%
Sterlin
66,4665
0,13%
Bitcoin
4.127.664
0,87%
BİST-100
11.681,69
-0,98%
Gram Altın
6.581,803
0,09%
Gümüş
57,6
-0,63%
Faiz
39,06
0,05%

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme dair açıklamalarda bulundu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme dair çok sert ve net açıklamalarda bulundu. İstanbul'daki sel felaketinde 8 vatandaşın hayatını kaybettiğini hatırlatan Erdoğan, ihmal ve kusuru olanların cezasız kalmayacağını vurguladı. Siyasetteki üslup ve fon tartışmalarına da değinen Erdoğan, "Çamur at izi kalsın siyasetine teslim olmayız" dedi.

21.10.2026 10:07 • Güncelleme: 21.10.2026 10:14
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme dair açıklamalarda bulundu
16px
32px

Haber Merkezi'nin aktardığı bilgilere göre; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda parti teşkilatına ve kamuoyuna hitap etti. Konuşmasına geçtiğimiz günlerde İstanbul ve çevre illerde yaşanan şiddetli sel ve su baskınlarıyla başlayan Erdoğan, afetin bilançosunu paylaşarak idari ve adli soruşturmaların tavizsiz yürütüldüğünü ifade etti.

*"İHMAL VEYA KUSUR VARSA HİÇ TEREDDÜTSÜZ GEREKEN YAPILACAK"

Sel felaketi sonrasında tüm devlet imkanlarının seferber edildiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaşanan can kayıpları ve yardım süreçleriyle ilgili şu detayları paylaştı. İstanbul'da 7, Kocaeli'de ise 1 vatandaşın sel nedeniyle hayatını kaybettiğini belirten Erdoğan, "Hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Gerekli her türlü soruşturma ve inceleme sürüyor. İhmal veya kusur varsa sorumlular ortaya çıkarılacak ve gereken hiç tereddütsüz yapılacaktır" şeklinde konuştu.

Arama-kurtarma ve destek çalışmalarında 47 bin 217 personel, 5 bin 280 araç ve 14 botun görev aldığını, 3 bin 270 vatandaşın güvenli bölgelere tahliye edildiğini aktardı. Vatandaşların acil ihtiyaçları için Aile Bakanlığı, AFAD ve Ticaret Bakanlığı aracılığıyla İstanbul Valiliği’ne toplamda yüz milyonlarca liralık kaynak aktarıldığı, hane başına ilk etapta 10 bin liralık yardımların dağıtımına başlandığı kaydedildi.

"İFTİRA SİYASETİNE VE ÇAMUR AT İZİ KALSIN TAVRINA TESLİM OLMAYIZ"

Siyasetteki sertleşen söylemlere ve sermaye piyasalarında gündem olan fon tartışmalarına da değinen Erdoğan, muhalefetin üslubunu eleştirdi:

"Milletin malına el uzatmak ne kadar büyük bir suçsa, namuslu insanlara mesnetsiz bir şekilde yolsuzluk ithamında bulunmak da o kadar büyük bir suçtur. Bize çamur at izi kalsın siyaseti yapılıyor. Biz buna eyvallah demeyiz, iftira siyasetine teslim olmayız. Hukuk ve demokrasi zemininde bunun mücadelesini sonuna kadar vereceğiz."

"SAVAŞTAYIZ DİYENLER NE DEDİĞİNİN FARKINDA MI?"

Muhalefet kanadından gelen "Savaştayız" söylemlerine sert tepki gösteren Erdoğan, "Hırsı aklını esir almış bu zatlara sormak lazım: Kiminle savaştasınız? Hangi düşmana karşı savaş ilan ettiniz? Seferberlik çıktı da bizim mi haberimiz yok? Bu milleti bölerek, ayrıştırarak varacağınız hiçbir yer yoktur" değerlendirmesini yaptı.

Konuşmasının sonunda Suriye'deki 8 Aralık 2024 tarihiyle başlayan yeni döneme ve bölgedeki huzur ortamına işaret eden Erdoğan, Türkiye'nin iç cephesini güçlü tutmaya devam edeceğini vurguladı.

İşte Erdoğan'ın konuşmasının tamamı:

Milletvekili arkadaşlarım, kıymetli misafirler, hanımefendiler, beyefendiler. Sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Sizlerin vasıtasıyla 81 vilayetimizde AK Partimize gönül vermiş tüm yol ve dava arkadaşlarıma selamlarımı yolluyorum. Sizlerle birlikte bütün teşkilatlarımızda Türkiye sevdasını kalbinin üstünde bir madalya gibi kıvançla taşıyan yol arkadaşlarımın her birini muhabbetle kucaklıyor, özellikle gençlerimizi bağrıma basıyorum. Grup toplantımızın partimiz, demokrasimiz ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Salonumuzu teşrif eden tüm misafirlerimize hoş geldiniz diyor, aziz vatandaşlarımızdan getirdikleri kucak dolusu selamlar için kendilerine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Cenab-ı Allah salonlara sığmayan şu muhabbetimizi, şu samimi yol ve dava arkadaşlığımızı daim eylesin diyorum.

"SARIOĞLU'NU TEBRİK EDİYOR, KENDİSİNİN ÜSKÜDAR HALKINA AŞKLA HİZMET EDECEĞİNE GÖNÜLDEN İNANIYORUM"

Değerli kardeşlerim, içeride ve dışarıda, özellikle bölgemizde çok yoğun gündem maddelerinin olduğu, önemli gelişmelerin yaşandığı hassas bir süreçten geçiyoruz. Bunlara değinmeden önce konuşmamın hemen başında, geçtiğimiz hafta İstanbul'dan Ankara'ya gelirken geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden Üsküdar Belediyesi Başkan Vekili, değerli kardeşimiz Dündar Ziya Gültekin'e bir kez daha Mevla'dan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına, sevenlerine ve Üsküdar halkına başsağlığı diliyorum. Merhum Ziya Gültekin kardeşimiz, Üsküdar aşığı, şehrini ve ilçesini büyük bir tutkuyla seven, hangi mevkide olursa olsun hizmet etmekten heyecan duyan, mutluluk duyan müstesna bir insandı. Kendisi hem teşkilatımız içinde hem de Üsküdar'da sevilen, sayılan bir isimdi. Başkan vekilliği sırasında da çalışkanlığıyla, samimiyetiyle, emanetin hakkını verme noktasında ortaya koyduğu gayretleriyle temayüz etmişti. Biz kendisinden razıydık. Rabbim de razı olsun. Ziya Gültekin kardeşimizi cennetiyle, cemaliyle inşallah müşerref eylesin diyorum. Geride bizlere emanet olarak bıraktığı üç yetim evladının tek tek gözlerinden öpüyor, Cenab-ı Allah kendilerine sabır versin, metanet versin diyorum. Dün yapılan oylamada Üsküdar Belediyesi Başkan Vekili olarak seçilen Muhammed Emin Sarıoğlu'nu tebrik ediyor, kendisinin Üsküdar halkına aşkla hizmet edeceğine gönülden inanıyorum.

"ALÇAKÇA BİR NEFRET KAMPANYASINA ŞAHİT OLDUK"

Tabii burada bir üzüntümü de ifade etmek istiyorum. Bakınız, insanı insan yapan değerler vardır. Acıya saygı bunlardan biridir. Empati kurmak bunlardan biridir. Ziya kardeşimizin hepimizi kedere boğan vefatından sonra özellikle sosyal medya platformlarında tek merkezden yönetildiği anlaşılan alçakça bir nefret kampanyasına şahit olduk. İnsanlıktan nasibini almamış bir güruh, hiç tanımadıkları bir insana karşı içlerinde biriktirdikleri ne kadar cerahat varsa hepsini kustular. Bu gözü dönmüşlük öyle bir raddeye ulaştı ki taziye mesajı yayınlayarak en temel insani vazifesini yerine getiren herkese saldırdılar. Kalbi taşlaşmış, sureti dışında insanlıkla artık hiçbir alakası kalmamış bu müptezelleri de ben Cenab-ı Allah'a havale ediyorum.

"YENİ BİR SİYASET DİLİNE İHTİYAÇ VAR"

Kıymetli milletvekili arkadaşlarım, biliyorsunuz bir süredir hemen her konuşmamızda siyasette artan kutuplaşmanın tehlikelerine dikkat çekiyoruz. Yeni yasama yılı açış hitabımızda da buna etraflıca değindik. İçinde bulunduğumuz bölgesel konjonktürde Türkiye'nin yeni bir siyaset tarzına, yeni bir siyaset diline ihtiyacı olduğunu özellikle belirttik. Siyaseti millete daha iyi hizmet etme yarışı olmaktan çıkarıp dost-düşman ikiliğine hapsetmenin sadece demokrasimiz için değil, toplumsal barış ve huzurumuz için de tehdit oluşturduğunu ifade ettik. Bununla kalmayıp bir de iyi niyetli bir çağrı yaptık. Rakiplerimiz dahil tüm siyasi partileri, söz konusu milletin ve memleketin menfaatleri olduğunda siyaset kurumu olarak savaş baltalarını bir yana bırakıp müştereklerimizi çoğaltmaya davet ettik. Türkiye merkezli siyaset gütmenin bilhassa bu dönemde ülkemiz açısından ihtiyaçtan öte millî bir görev olduğunun altını çizdik. Ancak son üç haftada büyük bir hayal kırıklığı yaşadık.

"MUHALEFETTE PLAN DESENİZ YOK, PROGRAM DESENİZ YOK"

Teessüfle belirtmek isterim ki muhalefetin bazı aktörlerinin ne böyle bir hassasiyeti ne de böyle bir gündemi var. Dünyayı ve bölgemizi hiç takip etmedikleri gibi Türkiye'ye yönelik örtülü operasyonlardan, toplumsal mühendislik projelerinden de habersizler. Kendi dar kadro çıkarları dışında her şeye gözlerini ve kulaklarını kapatmış durumdalar. Plan deseniz yok, program deseniz yok, ülkenin sorunlarına çözüm önerisi deseniz yok. Siyasette nezaketi koruyalım deseniz maalesef o da yok. Kusura bakmasınlar ama bu tavır doğru bir tavır değildir. Sorumlu bir tavır değildir. Türk demokrasisi için tehlikeli olduğu kadar marazi de bir tavırdır. “Benim menfaatim olacaksa isterse bu ülke batsın, bitsin, kaosa girsin.” tavrı son derece bencilce bir tavırdır. Türkiye üzerine operasyon hayalleri kuran çevrelere cesaret veren bir tavırdır. Üç kuruşluk siyasi ikbalini vatandaşı olduğu ülkenin, mensubu olduğu milletin felaketine bağlamak, egoist bir zihin dünyasının başvurusudur. Yirmi dört yıl boyunca ülkenin ayağına ne zaman taş değse umutlandılar. Yirmi dört yıl boyunca Türkiye'nin sıkıntılarından rant devşirmeye çalıştılar. Yirmi dört yıl boyu tüm umutlarını ülkenin ekonomik, siyasi ve sosyal olarak zayıflamasına, böylece iktidarın kan kaybetmesine bağladılar. Dikkat edin, bugün de aynı ham hayali kuruyorlar.

"MİLLETİN KARDEŞLİĞİNDEN ARTIK ELLERİNİZİ ÇEKİN"

Şimdi değerli kardeşlerim, geçenlerde bir tanesi çıkmış, şuursuzca “Savaştayız.” diyor. Hırsı aklını esir almış bu zata sormak lazım: Hayırdır beyler, kiminle savaştasınız? Hangi düşmana karşı savaş ilan ettiniz? Seferberlik çıktı da bizim mi haberimiz yok? Türkiye işgal edildi de biz mi duymadık? Türkiye işgal edilmediğine, seferberlik çıkmadığına göre nereden aklınıza esti bu savaş öyle mi? Bakınız, yirmi dört yıl boyunca bu ülkenin başına çok ciddi sıkıntılar geldi. Ülkemize aba altından sopa gösterenler oldu. Boylarına poslarına bakmadan Türkiye'yi alçakça tehdit edenler oldu. Türkiye'yi içeriden çökertmek için Gezi olayları gibi nice dümen çevirdi. Muhalefeti destekleyip “İktidarı devireceğiz.” diyeninden dergi kapakları üzerinden mesaj verenine kadar nice saldırıyla karşılaştık. Bunların hiçbirinde sesiniz çıkmadı. Türkiye'yi tehdit edenlere, Türkiye'yi karıştırmak isteyenlere karşı bir kez olsun bu dili kullandığınızı görmedik. Hatta gittiniz, onlardan yardım dilendiniz, el açtınız, etek öptünüz. Şimdi çıkmış, utanmadan “Savaştayız.” diyorsunuz. Allah aşkına, siz ne dediğinizin, lafınızın nereye gittiğinin farkında mısınız? Bu milleti düşmanlaştırmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz? Sorumlu, sağduyulu siyaset yapmayı ne zaman öğreneceksiniz? Onlara diyorum ki bu milletin kardeşliğinden artık ellerinizi çekin. Bölerek, ayrıştırarak, ötekileştirerek varacağınız hiçbir yer olmadığını artık kabul edin.

Açık söylüyorum, böyle sorumsuz bir söylem olmaz. Sürekli hakaret ederek, sürekli insanları tahrik ederek siyaset yapılmaz. Çünkü siyaset, aklına geleni söyleme değil, sözünü ölçerek, tartarak ifade etme sanatıdır. “Efendim, ben ona buna bakmam, istediğimi söylerim.” derseniz o zaman istemediğinizi işitirsiniz. Dahası, sadece kendinize, sadece siyaset kurumuna değil, bu ülkeye ve millete de kötülük etmiş olursunuz.

"MUHALEFETİN CİDDİYETSİZLİĞİNİ FON TARTIŞMASINDA DA GÖRDÜK"

Burada şunu da dikkatinize getirmek isterim. Bunların siyasetsizliği siyaset haline getirmeleri sadece söylemlerle sınırlı değildir. Aynı ciddiyetsiz tavrı fon tartışmalarında da görüyoruz. Dedikodular üzerinden insanların izzetiyle, itibarıyla oynuyorlar. Bakın, milletin malına el uzatmak ne kadar büyük bir suçsa aynı şekilde namuslu, şerefli, onurlu insanlara mesnetsiz şekilde yolsuzluk ithamında bulunmak da o kadar büyük bir suç, o kadar büyük bir şenaattir. Bundan daha fenası ise foyan ortaya çıktığı hâlde işi pişkinliğe vurmaktır. Hem elinde bilgi, belge olmadan kabine üyelerimizi itham edeceksiniz, önüne gelene iftira atacaksınız, devletin kurumlarını töhmet altında bırakacaksınız. İnsanlar, millete hizmete ayırması gereken vakti senin iftiralarını, senin bühtanlarını belgeleriyle yalanlamaya ayıracak. Sonra da çıkacaksın, yüzün kızarmadan, hiçbir mahcubiyet duymadan işi pişkinliğe vurup kulağının üstüne yatacaksın.

"İFTİRA SİYASETİNE, ÇAMUR AT İZİ KALSIN SİYASETİNE TESLİM OLMAYIZ"

Biz buna eyvallah demeyiz. İftira siyasetine, çamur at izi kalsın siyasetine teslim olmayız. Kimse kusura bakmasın, iftira atmanın, insanların izzetiyle oynamanın, insanları töhmet altında bırakmanın faturası pişkinlik olamaz. Biz hukuk zemininde, demokrasi zemininde bunun mücadelesini sonuna kadar veririz, vereceğiz. Bizim siyasetimizin pusulası bellidir. 86 milyonun birliğinin, dirliğinin ve huzurunun her şart altında korunmasıdır. Türkiye'nin toplumsal barış ve istikrarının muhafazasıdır. Millî iradenin bilakaydı şart egemen kılınmasıdır. Demokrasimizin tehditler karşısında savunulmasıdır. İçinden geçtiğimiz bu kritik dönemde iç cephemizin güçlendirilmesidir. Siyaset kurumunun itibarının korunması, milletin sorunlarına tek çözüm adresi olmaya devam etmesidir. Biz bunun için çalışıyor, bunun için mücadele ediyoruz. İnşallah bu prensipler temelinde siyaset yapmaya devam edeceğiz.

SEL FELAKETİ

Kıymetli yol ve dava arkadaşlarım, malumunuz, geçtiğimiz hafta İstanbul ve çevre illerimizde meydana gelen aşırı yağış, sel ve su baskınlarına maruz kaldık. Vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini tehdit eden bu afetler karşısında devlet olarak hiç vakit kaybetmeden harekete geçtik. İlgili bakanlarımız derhal İstanbul'a intikal ettiler. Hem afetin boyutlarını hem de ihtiyaçları tespit etmek amacıyla çalışmalara vaziyet ettiler. İlk etapta 14 Ekim tarihinde afet gruplarımız İstanbul'daki il ve ilçe afet yönetim merkezlerinde 7 gün 24 saat esasıyla çalışmaya başladılar. İstanbul'daki arama kurtarma, müdahale ve destek çalışmalarında toplam 47.217 personelimiz, 5.280 araç ve 14 botla sahada görev aldı. 19 Ekim itibarıyla 212 Acil Çağrı Merkezi ve AFA'da yapılan 21.600 ihbar doğrultusunda toplam 3.270 vatandaşımızın güvenli bölgelere tahliyesi sağlandı. İstanbul'da 7, Kocaeli'nde ise bir vatandaşımız maalesef hayatını kaybetti. Bu vesileyle vefat eden kardeşlerime bir kez daha Allah'tan rahmet diliyor, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Hayatını kaybeden kardeşlerimizle ilgili olarak gerekli her türlü soruşturma ve inceleme sürüyor.

"İHMAL VEYA KUSUR VARSA SORUMLULAR ORTAYA ÇIKARILACAK VE GEREKEN YAPILACAKTIR"

Bilinsin ki ihmal veya kusur varsa sorumlular ortaya çıkarılacak ve gereken hiç tereddütsüz yapılacaktır. Fakat milletçe hepimizi üzen bu acı hadiseyi kendileri için, kendi siyasi ajandaları için, özellikle de belediyelere yönelik yolsuzluk operasyonlarını itibarsız hâle getirmek için kullanmaya çalışan fırsatçılara da asla müsamaha göstermeyeceğiz. Afetten olumsuz etkilenen vatandaşlarımıza her türlü desteği veriyoruz. Vatandaşlarımızın acil ve temel ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik Aile Bakanlığımız tarafından hane başına 10 bin lira olmak üzere toplam 200 milyon lira, AFAD tarafından 230 milyon lira, Ticaret Bakanlığımız tarafından toplam 80 milyon lira İstanbul Valiliğimize aktarıldı. Şu ana kadar İstanbul'daki 37 ilçemizde 5672 haneye yaklaşık 57 milyon lira tutarında dağıtım yapıldı. Felaketin yol açtığı zarar ve hasarları en kısa sürede telafi etmek için ilgili kurumlarımızla gerekli tüm adımları atmayı sürdüreceğiz.

"SURİYE HALKI, 8 ARALIK 2024 TARİHİNDE MUAZZAM BİR ZAFERE İMZA ATTI"

Değerli kardeşlerim, sevgili gençler, önce Kızılcahamam'daki 20. İstişare Toplantımızın ardından, 7 Mayıs 2013'teki grup toplantımızda Suriye'nin Baniyas şehrinde yaşanan vahşi katliama tepki göstermiş, masum çocukların, kadınların, masum sivillerin parçalanmış naaşlarıyla yüreklerimizin yandığı o karanlık günlerde dünya susarken yine bu kürsüden şunları söylemiştim: “Biz Rûz-i Mahşer'de kitap önümüze konulduğunda hesabımızı yüreklice vermek istiyoruz. Onun için Baniyas'ta çocukların figanı arşı inletirken biz susan dilsiz şeytanlardan olmayacağız. Baniyas'taki masum çocukların arşa yükselen feryatları inşallah Esed rejiminin sonu olacaktır. Baniyas'ta katledilen kardeşlerimize Rabbimden rahmet, Suriyeli kardeşlerimize sabır niyaz ediyorum. Ve ‘Ya Nasrallah’ diyen, ‘Allah'ın yardımı ne zaman?’ diye soran Suriyeli kardeşlerime bir kez daha sesleniyorum. ‘Elâ inne nasrallâhi karîb.’ Hiç kuşkusuz Allah'ın yardımı yakındır. Sabreden zafere ulaşır ve Suriye inşallah zafere ulaşacaktır.” demiştik. Bugün içeride ve dışarıda bize demokrasi dersi, hukuk dersi, insan hakları dersi verenlerin sessizliğe gömüldüğü günlerde işte bunları söyledik. Biz, Üstat Sezai Karakoç'un da en güzel şekilde ifade ettiği gibi, yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer olduğuna gönülden iman ettik. Zulmün, vahşetin, barbarlığın etrafı kuşattığı o günlerde “Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır.” dedi. Rabbim de bizleri ne milletimize ne Suriyeli mazlumlara mahcup etmedi. Cenab-ı Allah, Suriyeli kardeşlerimizi muhteşem bir zaferle müşerref kıldı. Suriye halkı, 8 Aralık 2024 tarihinde inşallah yıllarca anlatılacak, yıllarca dilden dile, gönülden gönüle aktarılacak muazzam bir zafere imza attı. On üç buçuk yıllık zulmün ardından, İsrail'in ağır tahriklerine rağmen Suriye'de barışın, huzurun ve istikrarın tekrar boy vermeye başladığını görüyoruz. Suriyeli kardeşlerimiz, Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Şara'nın dirayetli liderliğinde birlik ve beraberlik içinde ortak geleceklerini inşa ediyorlar. Kuzeydeki entegrasyon sürecinin tekemmül etmesiyle birlikte Suriye'de yepyeni bir sayfanın açılacağına inanıyoruz. Biz de Türkiye olarak ihtiyaç duyulduğu her aşamada Suriye'nin yanında olmaya devam ediyor, Suriye halkının refahı ve huzuru için üzerimize düşen sorumluluğu bu süreçte hakkıyla yerine getirmeye çalışıyoruz.

"HESAP VAKTİ GELİP ÇATMIŞTIR"

Bunun yanında Suriye'de özellikle zalimlere, katillere ibret olması gereken çok önemli gelişmeler de yaşanıyor. Mazlumların ahı yerde kalmıyor. Aheste aheste çıkıyor. Çocukları öldürmekten keyif alan caniler, nereye kaçarlarsa kaçsınlar, saklandıkları inlerinde tespit edilip tek tek ayıklanıyor. Ellerinde silah, önlerinde çeşitli paçavralarla Türkiye'yi tehdit edenler için, Baniyas'ta 248 masumun, Reyhanlı'da 53 insanımızın kanını dökenler için, Suriyeli yavruların cenazeleri üzerinde kahramanlık pozları veren alçaklar için hesap vakti gelip çatmıştır. Kardeşlerim, hiç şüpheniz olmasın, başkaları için de hesap vakti gelecektir. Geç de olsa yüz binlerce Suriyeli mazlumun hayatı pahasına da olsa adaletin yerini bulacak olmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Baniyas, Reyhanlı ve Suriye'de gerçekleştirilen diğer pek çok katliamın faili olan teröristin yakalanmasını sağlayan Suriye İstihbaratı ile Millî İstihbarat Teşkilatımızın gizli kahramanlarını yürekten tebrik ediyorum.

"FON MESELESİNİ ÜÇ FARKLI KATEGORİDE HASSASİYETLE YÖNETİYORUZ"

Aziz kardeşlerim, kıymetli yol ve dava arkadaşlarım, milletimizin gündemini son bir aydır meşgul eden fon meselesiyle ilgili tutumumuzu milletimizle farklı vesilelerle paylaştık. Konuyu üç farklı kategoride hassasiyetle yönetiyoruz. İlk aşamada, tasfiyesine karar verilen fonlardaki birikimlerin yatırımcılara ödenmesi yer alıyor. Fon Koordinasyon Kurulumuz ve ekonomi kurmaylarımız düzenli olarak bir araya geliyor, alınan kararları şeffaf bir şekilde kamuoyuna açıklıyor. Meclisimizin gündemindeki yasa teklifinin yürürlüğe girmesini müteakip inşallah ödeme işlemleri biraz daha hızlanacak. İkinci aşamada, hukuk ve ahlak dışı yöntemlerle manipülasyon yaparak, kimi zaman bir organizasyon dâhilinde haksız ve fahiş kazanç elde edenlerden yargı önünde hesap sorulması yer alıyor.

patronlardunyasi.com