Dolar
45,357
0,05%
Euro
53,2618
0,11%
Sterlin
61,5795
0,12%
Bitcoin
3.600.723
0,00%
BİST-100
15.040,25
0,82%
Gram Altın
6.869,807
0,56%
Gümüş
79,48
0,59%
Faiz
40,7
0,00%

Bir zamanlar patronların yüz milyonlar ödeyerek eserlerini kapıştığı 'Asker ressam' Kenan Evren'in tabloları nerede?

Abdi İbrahim'in patronu Nevzat Barut'un sanatsal öngörüsünün haklılığını gösteren, Türk resim tarihinin önemli isimlerinden Halil Paşa'yla ilgili dün Yayın Yönetmenimiz Toygun Atilla'nın kaleme aldığı yazıyı mutlaka kaçırmamış, keyifle okumuşsunuzdur. Toygun Atilla, yazısında 'Asker ressamlar' ekolünden bahsederken, aklıma birden nereden geldiyse 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in bir dönemler iş dünyası tarafından kapışılan tabloları geldi. Halil Paşa'nın tablolarının İngiltere'de gerçek sanat koleksiyonerlerinden gereken önemi gördüğünün somut işaretine sevinirken, Kenan Evren'in milyonlarca lira ödenerek satın alınan tablolarının şimdi nerelerde olduğunu düşünmekten kendimi alamadım

08.05.2026 04:01Güncelleme: 08.05.2026 04:07
Bir zamanlar patronların yüz milyonlar ödeyerek eserlerini kapıştığı 'Asker ressam' Kenan Evren'in tabloları nerede?
16px
32px

Burak ARTUNER 

Siz de merak etmiyor musunuz?

Bir zamanlar Türkiye'nin önde gelen iş insanlarının sahip olmak için sıraya girdiği, milyonlar ödenerek satın alınan o tablolara ne oldu, şimdi kim bilir nerelerdeler ?

Türkiye tarihinde "müebbet hapis" cezası alıp rütbeleri sökülen tek Cumhurbaşkanı olan Kenan Evren’in, 1989’da Cumhurbaşkanlığı’ndan emekli olup Marmaris Armutalan'da başlayan emeklilik

yıllarında Marmaris’te fırça sallamaya başlaması, bende her nedense Marquez'in 'gerçeküstü'cülüğüyle ya da Camus'nun 'Absürt'lüğü arasında bir duygu yaratmıştır.

İşte benim 'Gerçeküstü' ya da 'absürt' arasında gidip gelen bir yerde tanımladığım sanat macerasının asıl kahramanları bir zamanlar sanat eleştirmenleri değil, devrin iş insanlarıydı.

MÜZAYEDELERİN GÖRÜNMEZ KAHRAMANLARI

Evren’in yaptığı, bugün sanat çevrelerinde pek de "başyapıt" olarak anılmayan, sayılmayan hatta hiç hatırlanmayan doğa resimleri, natürmortlar, portreler 90’ların sonunda müzayedelerde kapış kapış gidiyordu.

Peki, bu fırça darbelerinde Picasso’yu kıskandıracak ne vardı?

Ki New York seyahatinde Pablo Picosso'nun bir tablosunu görünce "Ne var ki bunu bende yaparım" demişti...

Fikrime göre "devletin gücü" ve "vefa" duygusunun en somut ve pahalı görüntüsü...

Tabii milyonları ödeyip görebilenler için...

Gerçi bu resimler 'hayır' işi adı altında satılıyordu, gelirleri bir takım yerlere bağışlanıyordu yani kimse sanatsal değerinden dolayı o paraları vermiyordu ama

Sahne öyle işliyordu...

O dönem bu tablolara dudak uçuklatan rakamlar ödeyen isimler arasında kimler yoktu ki?

Sakıp Ağa mesela.

1991'de Kenan Evren’in satışa çıkan ilk resmi olan ‘Marmaris’te dar bir sokakta bir adam’ adlı yağlıboya tablosu Kenan Evren Lisesi Vakfı’nın gecesinde açık artırmaya çıkmıştı.

İşadamlarının 5 bin lirayla başladığı açık artırma, 50 milyon liraya yükselmiş, Kenan Evren bile şaşırmış ve 'Kafi' deyince tabloyu Sakıp Sabancı kazanmıştı.

Bir yıl sonra yani 1992'de bu sefer...

Koç Ailesi sahneye çıkmıştı...

Aynı vakfın gecesinde 10 bin lirayla satışa çıkarılan tablo, 110 milyon liraya Koç Grubu’nun olmuştu.

Arada pek çok tablo pek çok iş insanına ve gruba satıldı...

Bazıları sergiye bile gelmiyordu...

Kenan Evren, 1993’te önce Marmaris’te, sonra İstanbul’da Aksanat Sanat Galerisi’nde sergi açtı. Bu sergide yer alan “Anne Sevgisi” adlı tablosu Nuh Çimento’nun sahibi Muharrem Eskiyapan tarafından Evren’in Marmaris’teki evine gidilerek, dönemin parasıyla 500 milyon liraya satın alındı.

Haziran 1998’de, Evren’in “Denizli Horozu” adlı tablosu düzenlenen bir açık artırmada dönemin parasıyla 10 milyar TL’ye Mehmet Kayabey Kayalıoğlu tarafından satın alınmıştı.

'YAŞAYAN EN PAHALI TÜRK RESSAMI' OLDU

Yine 1998’de, Evren imzalı “Atatürk” tablosu ise rekor bir fiyatla, 105 milyar liraya (dönemin kuru ile, 422 bin dolar) satıldı. Bu satış rakamı Kenan Evren’i “yaşayan en pahalı Türk ressamı” yaptı. O güne değin, Osman Hamdi Bey’in bir tablosu 850 bin dolara, Şeker Ahmet Paşa’nın bir tablosu da 300 bin dolara satılmıştı.

Marmaris’te bir okul yararına yapılan mezat ise Kenan Evren tarafından 250 milyon liradan açıldı ve her artıran, aradaki farkı ödeyerek bağışta bulundu.

Müzayedeyi düzenleyen Maçka Mezat’ın sahibi Ahmet Utku, o günlerde etkinliği şu sözlerle anlatıyordu: “Her artıran aradaki farkı ödeyerek bağışta bulundu. Örneğin müzayedenin son bölümünde Çarmıklı ailesi 85 milyar lira verirken daha sonra fiyatı arttıran ENKA 100 milyar verdi ve yalnızca aradaki fark olan 15 milyarı ödedi. En son fiyat veren de Ali Şen ve Ali Balkaner’di.” Daha sonra gazetelere, Ali Balkaner’in tabloyu Süleyman Demirel’i hediye ettiği yansıdı.

Yine aynı yıl 1998’de Kültür Bakanlığı Resim ve Heykel Müzesi’nin, Evren’in “Begonvilli Duvar” adlı tablosuna 300 milyar lira verdiği ortaya çıktı

ÇARMIKLI, ENKA, ALİ ŞEN VE ALİ BALKANER...

Satışa ev sahipliği yapan Maçka Mezat’ın sahibi Ahmet Utku, daha sonra bir söyleşisinde Türkiye’nin büyük sermayesinin kendi arasındaki rekabeti şöyle anlatmıştı: “Her artıran aradaki farkı ödeyerek bağışta bulundu. Örneğin müzayedenin son bölümünde Çarmıklı ailesi 85 milyar lira verirken daha sonra fiyatı arttıran ENKA 100 milyar verdi ve yalnızca aradaki fark olan 15 milyarı ödedi. En son fiyat veren de Ali Şen ve Ali Balkaner’di.”

Ali Koçman, "Atlar" tablosu için o dönemin parasıyla rekorlar kırmıştı.

Halis Toprak: "Kuvayi Milliye" temalı bir tabloya, o zamanın parasıyla tam 110 milyar lira ödeyerek "şampiyonluğu" kimseye bırakmamıştı.

İLK MAHKUMİYETİNİ FİKRET OTYAM ALDIRDI

1998’de Fikret Otyam, 1976’da çektiği “Sigara İçen İhtiyar” adlı fotoğrafını resme dönüştüren Evren hakkında, 1 liralık sembolik dava açtı. Evren yaptığı tabloyu işadamı Halis Toprak’a 2001’de 1 milyar 300 milyon liraya satmıştı. Evren hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 3 aydan 1 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. 2001’de sonuçlanan davada Evren 1 liralık tazminata mahkûm edilirken hapis istemi ise mahkeme tarafından Evren’le ilgili “bir daha yapmayacağı kanaati oluştuğu” gerekçesiyle reddedildi.

2002’de beşinci kişisel sergisini Antik Palace Hünkar Salonu’nda açan Evren, oyuncu Hande Ataizi ve buz pateni yıldızı Katarina Witt’in erotik nitelikli resimlerinin yer aldığı iki resme, sergisinde yer verdi. Evren, Witt’in resmi için 2.5 milyar lira, Hande Ataizi’nin resmi için ise 10 milyar lira istedi.

2002’de beşinci kişisel sergisini Antik Palace Hünkar Salonu’nda açan Evren, Hande Ataizi ve buz pateni yıldızı Katarina Witt’in 'erotik' iki resmine, sergisinde yer verdi. Evren, Witt’in resmi için 2.5 milyar lira, Hande Ataizi’nin resmi için ise 10 milyar lira istedi.

İşte hikâyenin en "düşündüren" kısmı burada başlıyor.

Bir zamanlar holding binalarının en mutena köşelerini süsleyen, üzerine ışıklar spotlanan o tablolar;

2014’te mahkumiyet kararı gelip, 2022'de de Yargıtay tarafından onanınca rütbeler sökülünce birdenbire "sanatsal değerini" yitiriverdi.

2021'DE 2 BİN 500 LİRAYA İNTERNETTE SATIŞA KONDU, ALICI ÇIKMADI

Ve 'Netekim':

Arşivlerde tarama yaparken 23 Ocak 2021'de Hürriyet'ten Nuray Babacan'ın bir yazısına rastlıyorum...

Bence yılın ilk 'sıkı'haberlerinden biri...

İyi bir Ankara gazetecisi olan Nuray Babacan, şöyle diyordu: "Ankara’daki çevrimiçi müzayedede, Kenan Evren’in 1997’de yapılmış, 48x60 cm yağlı boya tablosu 2 bin 500 liradan satışa konuldu. Daha önce tablolarına verilen fiyatlarla kıyasladığında, bedava sayılacak bu rakama bile iki hafta boyunca henüz alıcı çıkmadı. Sanatsal değeri olmaması bir yana, darbeci bir paşanın resmini duvarına asmak, herhalde sadece aile üyelerine iyi gelebilir

HANGİ DEPONUN TOZLU KÖŞELERİNDE BİLEN VARSA SÖYLESİN

Pek çok iş insanı, siyasi iklim değişince ve Evren’in ismi mahkeme tutanaklarına "darbeci" olarak geçince, bu tabloları prestij kaybı yaşamamak için depolara kaldırdı.

Eskiden misafirlerin ilk gördüğü yere asılan tabloların yerini, bugün gerçek sanatçıların eserleri ya da manidar bir boşluk aldı.

O günlerde "Paşamızın el emeği" diyerek servet dökenlerin vefası, mahkeme kararıyla birlikte son kullanma tarihine ulaştı.

FIRÇAYI TUTAN ELİN YETENEĞİ Mİ YOKSA İMZA ATAN KARARNAMELERİN GÜCÜ MÜ?

Kenan Evren’in tabloları aslında bize şunu öğretti:

Türkiye’de bazen fırçayı tutan elin yeteneği değil, o elin imzaladığı kararnamelerin gücü tablonun değerini belirliyor.

İş dünyasının o dönemki "sanat aşkı", aslında rüzgâra göre yön belirleyen bir tür "sigorta poliçesi" gibiydi.

Bugün o tablolar ne mi anlatıyor? Nerede mi ?

Var mı açıklayacak olan?

Yoksa hiç kimsenin umurunda değil mi?

Halil Paşa'nın Sothebys'teki performansı, Evren Paşa'nın kayıp tabloları...

Şöyle diyesim geliyor:

Halil Paşa 'In' Evren Paşa 'Out'

Sanatın ebedi, ama "güce dayalı vefanın" ne kadar geçici olduğunu anlatıyor mu ?

Tozlu depolardaki o tuvaller, Türkiye’nin bir döneminin en pahalı sessiz tanıkları olarak kalmaya devam ediyor.

Kimse kusura bakmasın!

Sormak zorundayım ve bence - sorumlular - Evren'in 'eşsiz' tablolarına sahip olanlar yanıt vermek zorunda ….

Evren'in 'pek kıymetli' tabloları nerede?

patronlardunyasi.com

İLGİLİ HABER

İş insanı Nezih Barut'un Halil Paşa öngörüsü, Sotheby's'te rekorluk müzayede...

İş insanı Nezih Barut'un Halil Paşa öngörüsü, Sotheby's'te rekorluk müzayede...