28 Şubat'tan bu yana değişmeyen refleks, önce gerekçelendir, sonra ifşa et
28 Şubat döneminde "irtica" denilerek ifşa edilen hayatlar...Bugün "yolsuzluk" diyerek servis edilen görüntüler... Gerekçeler değişiyor, refleksler, davranışlar değişmiyor. Her seferinde ise değişmeyen tek şey "vicdanın yerine" gerekçeler koymak oluyor.

Toygun ATİLLA
28 Şubat dönemi...
Müslüm Gündüz ile Fadime Şahin aynı odada... Kapı kırılıyor, polis içeri giriyor...Kameralar ve gazetecilerle birlikte...
27 Mart 2026
Bu kez kahramanlarımız CHP'li Uşak Belediye Başkanı ve bir belediye personeli...

Olay yeri bir otel odası.
Yine kameralar ama bu kez polis kamerası...
Değişmeyen şey görüntülerin servis edilmesi.
İki farklı dönem, iki farklı gerekçe...
Her dönemde askıya alınan ise hukuk ve vicdan...
Örnekler sadece bunlar değil... Bir de ara dönem var.
FETÖ'cülerin hukuka hakim olduğu.
Orda da durum farklı değil.
Dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a kurulan kaset kumpası, Cübbeli Ahmet'in iddianamelere giren görüntüleri, Askeri Casusluk adı verilen kumpas soruşturmalarında TSK mensuplarının iğdiş edilen özel hayat görüntüleri...
Dediğim gibi, durum da askıya alınan da aynı. Hukuk ve vicdan askıda...
Polisiye filmleri, romanları, psikolojik gerilimleri çok severim.
Oldum olası da insan davranışına ilgi duyarım.
İyi ya da kötü neden yaptıklarını sorgularım.
Toplumdaki nedensiz kötülüğü de bu nedensiz kötülüğü yaşamış biri olarak da bunu merak etmişimdir.
Sosyopatları da bu yüzden incelemişliğim vardır.
Sosyopatlar, empati kurmaz, yaptığı kötülüğü her zaman meşrulaştırır ve gerekçelendirir, sonuca bakar, yöntemleri ise sorgulamaz.
Bireysel sosyopatların hepsi bu davranışları sergiler.
Şimdi soruyu büyütelim. Devlet ve toplum sosyopat olur mu?
Bir devlet, farklı dönemlerde bu davranış kalıplarını tekrar ediyorsa buna sizce nasıl bir klinik teşhis koymalıyız?
28 Şubat'ta Müslüm Gündüz ile Fadime Şahin'i yatakta basarken, "İrtica ile mücadele" Deniz Baykal'ın görüntülerini servis ederken "Temiz Siyaset" Cübbeli Ahmet'in görüntülerini iddianameye koyarken, "Temiz ahlak" Askeri Casusluk operasyonunda TSK mensuplarının özel hayatlarını boca ederken "Türkiye bağırsaklarını temizliyor" Uyuşturucudan gözaltına alınan bir şüphelinin el koyulan cep telefonundaki görüntülerini 24 saat sonra servis ederken, "Uyuşturucu ile Mücadele" Uşak Belediye Başkanı'nın otel odasında basarken "Temiz Toplum, Yolsuzlukla Mücadele"

Gerekçeler meşru ve kulağa hoş geliyor. Yöntemler ise aynı. Her şey bu ülkede "temizlik" adına yapılıyor yıllardır ama nedense temizlenmek bir yana her yer daha çok kirleniyor.
Önce hedef belirleniyor sonra gerekçeler üretiliyor. Ardından her şey "meşru" ilan ediliyor. Dün, "Din istismarı yapıyor, katli vaciptir, teşhir edilmesi uygundur" deniyor bugün "kamu gücünü kötüye kullanıyor ifşası uygundur" deniyor.
Hukuk ve vicdan anında geri çekiliyor yerini gerekçeler alıyor.
İşin ilginç tarafı, her dönem alkışlayanlar ve itiraz edenler yer değiştiriyor. Dün bu görüntülere itiraz edenler bugün alkışlıyor. Dün bu görüntüleri alkışlayanlar bugün itiraz ediyor.
İlke, vicdan, hukuk her seferinde bir diğer tarafın oluyor güç ve pozisyon da diğerlerinin...
İşte tüm bunlar sosyopatik davranışın toplumsal histeri hali...
Empati yok, tutarlılık yok ama her seferinde güçlü bir "haklılık hissi" var.
Korkarım ki toplum uzun zamandır, "Bu kişi kötü, o yüzden ona her şey yapılabilir" modunda...
Her dönem hukuku değil de güçlünün hukukunu ve düşman hukukunu konuşuyoruz.
Her dönemin "kötü" tanımını, tarifini yapanlar kim ise gücün sahibi de onlar oluyor.
patronlardunyasi.com















