Burak ARTUNER
Fenerbahçe Başkan adayı Hakan Safi’nin “Galatasaray Lisesi’ni kazandım ama gitmedim” açıklamasıyla başlayan tartışmaya Türkiye’nin önde gelen iş insanlarından Murat Ülker de yayın yönetmenimiz Toygun Atilla'ya yaptığı “Ben Galatasaray Lisesi’nin sınavına bile girmedim. Frankofonlar 70’lerde çöküşe geçmişti" sözleriyle katılmıştı.
Bu tartışmalar sürerken 98 yıl önce 'Frankofon' değil bizzat Fransız olan Mösyö Toma adlı öğretmenin, nasıl küçük çaplı bir öğrenci isyanına yol açtığını yazmak istedim...
Tarih 1928'di...

Türkiye Cumhuriyeti henüz 5 yaşındaydı...
Türkiye'nin önde gelen eğitim kurumları arasında yer alan Galatasaray Lisesi, aynı zamanda batıya açılan pencere olarak da bilinirdi ve öğrenciler öteden beri milli konularda
duyarlı idiler. Nitekim Balkan ve Birinci Dünya Savaşları'nda pek çok Galatasaraylı öğrenci gönüllü olarak cephelere koşmuş ve bunların bir çoğu şehit düşmüştü.
Galatasaray Lisesi'nde uzun yıllardır Fransızca öğretmenliği yapan Mösyö Toma, 1928'in 2 Şubat günü her zamanki gibi derse girdi.
O günkü dersi sekizinci, yani orta üçüncü sınıflara idi. Derse başlayan Mösyö Toma Fransızca kitabında yer alan bazı kelimeleri izah etmeye koyuldu. Kelimeleri örneklerle ve zaman zaman da öğrencilere sorular sorarak öğretmeye çalışıyordu.

Galatasaray Lisesi mezunu, okulda Fransızca öğretmenliği ve müdürlük de yapan Fethi İsfendiyaroğlu derste öğrencileriyle, 1928 / Galatasaray Üniversitesi Kültür ve Sanat Merkezi Koleksiyonu
TAHTAYA YAZDIRMAK İSTEDİĞİ CÜMLE KRİZE YOL AÇTI
Bir ara 32 numaralı öğrenci Fethi Efendi'yi tahtaya kaldırdı. Ondan 'Yaşasın Türkler' cümlesini Fransızca olarak yazmasını istedi. Fethi istenileni yaptı ve cümlenin Fransızcasını
tahtaya yazdı. Öğretmen bu defa başka bir talepte bulundu. Fethi'nin 'Yaşasın Türkler' cümlesinin tersini yazmasını istedi. Kısa bir tereddüt geçiren Fethi önce 'kahrolsun'
kelimesini tahtaya yazdı. Fakat milli duyguları gerisini yani 'Kahrolsun Türkler' diye yazmasını engelledi. Bir süre durakladı. Mösyö Toma, ısrarcıydı... Yazıyı tamamlamasını istedi. Bunun üzerine Fethi tahtaya 'Kahrolsun Yunanlılar' yazdı. Mösyö Toma kızdı. Öğrenciye, yazması gerekenin 'Yaşasın Türkler' cümlesinin tersi
olduğunu tekrar hatırlattı ve ısrarını sürdürdü.
Bu ısrar, sınıftaki diğer öğrencilerin milli duygularını da rencide etmişti. Öğrencilerin tepkisi sert oldu, hep beraber sınıfı terk ettiler. Öğrenciler daha sonra okul idaresine başvurup Mösyö Toma'nın Türklüğe hakaret ettiğini ve bu durumdan şikâyetçi olduklarını söylediler. Okul müdürü Behçet ve ikinci müdür Fethi Beyler, konuyu bizzat ele aldılar. Yapılan
araştırma öğrencilerin haklı olduğunu ortaya koyuyordu.

Gerçi Fransızca öğretmeni Mösyö Toma, Türkiye'de yıllardır öğretmenlik yaptığını, hizmetinde bulunduğu Türk milletine hakaret etmek gibi bir niyetinin asla olamayacağını
söylemişti ama yaşanan olayı da inkâr etmiyordu. Olayın, öğrencilerin naklettiği şekilde gerçekleştiği belliydi.
Okul idaresi olayın değerlendirmesini daha sağlıklı olarak yapabilmek amacıyla öğrencileri konferans salonuna topladı. Orada kendilerinden yazılı olarak şu soruya cevap vermeleri istendi:
'Mösyö Toma Türklere hakaret etmiş midir?" Öğrenciler, bu soruya ittifakla 'evet' diye cevap verdiler. Mösyö Toma'nın hatalı hareket ettiği anlaşılmıştı.

ÖĞRETMENLİĞİ SONA ERDİ 'YANLIŞ ANLAŞILDIM' SAVUNMASI GELDİ
Bu olaydan sonra, Mösyö Toma'nın Galatasaray Lisesi'ndeki öğretmenliği sona erdi ama olayın kamuoyundaki tartışması bitmedi. Mösyö Toma, Galatasaray Lisesi Müdürlüğü ile beraber Maarif yani Milli Eğitim Müdürlüğü de yapan Behçet Bey'e bir mektup yazarak hadiseyi kendi açısından izah etti. Ayrıca kendisinin de yazarları arasında bulunduğu ve Fransızca yayınlanan Istanbul Gazetesi'ne uzun makaleler yazarak haklılığını ispata çalıştı. Bu arada Türkçe gazetelerde Mösyö Toma ile yapılmış röportajlar çıktı ve Toma davranışında bir kasıt olmadığını, sadece yanlış anlaşıldığını vurguluyordu. Mesele böyle dallanıp budaklanınca, Behçet Bey, Maarif Müdürü sıfatıyla gazetelere bir açıklama gönderdi ve Toma'nın kendisine yazdığı mektup ile gazetelerdeki beyanlarının çelişkiler taşıdığını, bunun da haksızlığını ortaya koyduğunu ifade etti.
Mösyö Toma'nın bütün bunlardan sonra ne yaptığı, Türkiye'de kalıp kalmadığı bilinmiyor. Ancak Galatasaray Lisesi'nde yaşanan bu olay, genç cumhuriyetin genç nesillerinin
milli hassasiyet konusunda ne kadar duyarlı olduklarını gösteren bir hadise olarak milli eğitim tarihimizdeki yerini aldı.
patronlardunyasi.com
İLGİLİ HABER