Side Antik Kenti’nde 18 yüzyıl kırılmadan kalmış Roma kumbarasından 495 gümüş sikke çıktı
Side Antik Kenti’nde bulunan ve tam 18 yüzyıl kırılmadan kalmış bir Roma dönemi kumbarası şaşkınlık yarattı. Önce KBB doktoru kamerayla içine baktı, sonra röntgeni çekilerek içinde 495 gümüş sikke olduğu tespit edildi. Dişçi aletleriyle tek tek çıkarılan paralardan birinin ‘sahte’ olduğu anlaşıldı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “Geleceğe Miras” projesi kapsamında, Anadolu Üniversitesi’nden Prof. Dr. Feriştah Alanyalı’nın başkanlığında yürütülen Side Antik Kenti’ndeki arkeolojik kazı son yıllarda hız kazandı. Antalya’nın Manavgat İlçesi’ndeki kazılarda kentin tarihi dokusu önemli ölçüde ayağa kaldırılırken, değerli eserler bulundu. Ziyaret ettiğimiz Side Antik Kenti’nde bu eserlerin ortaya çıkarılış ve tarihteki önemine dair hikâyelerini de Kazı Başkanı Alanyalı ve Side Müze Müdürü Melih Kılınç’dan dinledik.
MİLATTAN SONRA 3. YÜZYIL’DAN
Side Müzesi, önceki yıl kapalı salonlarında ve açık teşhirlerinde değişikliğe giderek modern müzecilik anlayışına uygun hale getirildi. Müzenin yeni sergileme alanına giren başat eserlerin başında ise milattan sonra üçüncü yüzyıla tarihlenen bir Roma kumbarası yer aldı. Günümüze kadar kırılmadan gelen nadir kumbaralar arasına giren eserin içerisinden 495 adet gümüş sikke çıkarıldı. Bir adet de dönemin sahte parası olduğu ortaya koyulan bronz sikke yer aldı. Kumbaradan çıkan sahte sikke, antik dünyadaki ilk kalpazanlık örneklerinden birisi olma özelliğini de taşıyor. Kazı Başkanı Prof. Dr. Alanyalı ve Side Müze Müdürü Kılınç, filmlere konu olacak türde olan kumbaranın 2012 yılında ortaya çıkarılış hikâyesini şöyle anlattı...
KBB DOKTORU MUAYENE ETTİ
Prof. Dr. Feriştah Alanyalı (Side Antik Kenti Kazı Başkanı): Ekibimizdeki arkeolog arkadaşlarımız kazıda bir kumbara buluyorlar. İçi toprak dolu. Kazı evine getirdiler. Çocuklar, ‘Hocam bu çok ağır’ dediler. Bizim de sikkelerimizi çalışan bir hocamız var. ‘Feriştah kalk Akdeniz Hastanesi’ne gidelim’ dedi. Benim orada tanıdığım bir doktor var. Bakanlık temsilcimizi de aldık yanımıza. Orada bir kulak-burun-boğaz doktorunu tanıyorduk. Biz, hasta girişi yapar gibi fişimizi kestirdik. Doktor kulağın içine bakılan minik kamera ile kumbaranın içerisine baktı. Baktık içi para, sikke kaynıyor. Sonra yeniden bir fiş kestirdik. Röntgene gittik. Röntgenini çektirdik. İçi böyle silme dolu. Sonra hemen müzeye teslim ettik. Müze restoratörümüz kumbarayı bir solüsyonla günlerce bekletti. Sonra cımbızla tek tek içinden çıkarttı. 495 adet çıktı. Bir tanesi de sahte. İçinde farklı imparatorlara ait simgeler var. Böyle bütün bir kumbara görmemiştik. Genelde kırılıyor.”
DİŞÇİ ALETLERİYLE ÇIKARILDI
Melih Kılınç (Side Müze Müdürü): Bu Roma dönemine ait, gümüş sikkelerin olduğu bir kumbara. Antik Tiyatro’nun karşısındaki Arkeopark alanında bulundu. Sikkeler, kumbara hiçbir şekilde kırılmadan, üzerindeki paranın bırakıldığı açıklıktan tek tek çekilerek alındı. Restoratörümüz kimyevi bir malzemeyle, çözeltide bekletti ve dişçi aletleriyle, cımbızlarla çözüldükçe çıkartıldı. Böyle bütün olarak görülmez bu kumbaralar. Çünkü antik dönemde de kırılmışlar. Sağlam şekilde, günümüze kadar ulaşan tek örneklerden. 495 gümüş sikkenin hepsini tek tek inceledik. Birisi bronz, döneminin sahtesi olan bir sikkeydi. O zamanlar da bir kalpazanlık varmış. Bunu tabii Nümizmatik Ahmet Tolga Tek söyledi. ‘Antik dönem sahtesi’ dedi. Sahteyi depomuzda muhafaza ediyoruz. Madeninde sahtelik yok, bronz ama kendi dönemi içerisindeki sahteliği belirlendi. Sikkelerin üzerinde de Roma İmparatoru ve Roma İmparatoriçe portreleri var.”
Hürriyet'in haberine göre, müzede yer alan ihtişamlı Nike heykeli de 70 yıl sonra kanatlarına kavuştu. Kanatlar depoda diğer başka bir melek heykeline ait düşüncesiyle bekletiliyordu.
ALTIN KAPLAMA ESER KİMİN ELİ
Müzede yaldız renginde, altın kaplama bir “el” eseri de dikkat çekiyor. Meşale bulunan elin gövdesine henüz ulaşılamadı.
Müdür Kılınç, eser ile ilgili şunları kaydetti: “Ziyaretçiler sürekli el attığı için üzerindeki tabaka atmıştı. Laboratuvardan destek aldık ve laboratuvardaki restoratör bunu çalıştıkça altından yaldız tabakası daha da belirgin hale geldi. 2013 yılından 2023 yılına kadar biz depoda muhafaza ettik. Ta ki bu düzenlemeyle birlikte bu vitrindeki yerini alıncaya kadar. Bu da Side Antik Kenti’nde bulundu. Tapınaklar alanına yakın bir yerden bulduk. Çok büyük bir heykelin parçası. Tapınaklar alanında, elindeki o meşalesiyle birlikte, limana gelen gemilere karşı bir gösteri düzenliyor olabilir. İskenderiye Feneri de öyledir. Çok önemli bir alanda olması gerekir. Gövde yok maalesef ya da erittiler.”
patronlardunyasi.com















