Fenerbahçe'nin Kante transferini Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çözmesi, futbolun günümüzde strateji ve diplomasiyle ne kadar iç içe olduğunu gösterdi
Geçtiğimiz haftalarda bu köşede, siyaset ve futbol arasındaki yakın ilişkiye defaatle değinmiştim. Donald Trump ile FIFA Başkanı Gianni Infantino arasındaki temaslardan, ülkelerin devasa kulüp yatırımlarına kadar çeşitli örneklere yer vermiştim. Devlet başkanlarının futbol sahnesine yalnızca protokol gereği değil, zaman zaman ana aktörler olarak çıktığı bu tablo, sporun jeopolitik konumunu anlamak açısından önemliydi. Geçtiğimiz hafta gerçekleşen Kante transferi, bu ilişkiyi Türkiye özelinde daha da görünür kılan bir örnek sundu.

Halil KASAPOĞLU
TRANSFERİN SEYRİ: TEKNİK SORUNDAN DİPLOMATİK ÇÖZÜME
Geçtiğimiz hafta Türkiye’de spor gündemini en çok meşgul eden konu olan Fransız futbolcu N’Golo Kante’nin Fenerbahçe’ye transferi, sporun jeopolitik konumuna yaptığımız vurguyu doğrular nitelikte bir sürece sahne oldu.
Ülkemizde futbolun ara transfer dönemi geçtiğimiz Cuma gecesi sona erdi. Transfer döneminin başladığı günden itibaren Fenerbahçe yöneticileri Kante transferi için Türkiye-Suudi Arabistan arasında adeta mekik dokudu. Yöneticilerin transfere ilişkin oluşturduğu olumlu hava üzerine, Fenerbahçe taraftarı heyecanla bu transferin biteceği günü bekledi. Ancak transfer döneminin bitmesine birkaç gün kala kulüpten yapılan resmi açıklama Fenerbahçe camiasını tam anlamıyla hayal kırıklığına uğrattı. Fenerbahçe Spor Kulübü yaptığı açıklamada; oyuncuyla anlaşma sağlandığını, oyuncunun sağlık kontrollerinin tamamlandığını ancak Suudi ekibin FIFA’nın Transfer Eşleştirme Sistemi’ne (TMS) bilgileri hatalı girmesi üzerine transferin tescil süresi içerisinde tamamlanamadığını ve bu nedenle gerçekleşmediğini duyurdu. Kulüp aynı açıklamada, “Bu sürecin camiamızda yarattığı hayal kırıklığını anlıyor ve paylaşıyoruz.” vurgusu yapsa da sosyal medyada kıyamet çoktan kopmuştu. Fenerbahçeli taraftarlar, sürecin olumlu sonuçlanmamasından ötürü yöneticilerini suçlarken, rakip takım taraftarları da gerçekleşmeyen bu transferi kendileri için bir mizah malzemesine çevirmişti. Ne de olsa, futbolun kendisinden çok transferin konuşulduğu bir ülkeyiz. Zaman zaman “Biz Futbol Ülkesiyiz”, “Biz Voleybol Ülkesiyiz” gibi jenerik sloganlar moda olsa da “Biz Transfer Ülkesiyiz” sloganı hepsinden daha gerçekçi. Dijital medyadaki futbol gündemi sıradan günlerde bile hayli kaotik ve ayrıştırıcıyken, transfer dönemlerinde adeta bir cinnet mahallini andırıyor. Bunu bir başka yazının konusu yapmaya karar verip, konumuza geri dönelim.

Kulüp resmi açıklaması, taraftar tepkisi derken gün içerisinde sıra dışı bir gelişme yaşandı. Fenerbahçeli bazı yöneticilerin, Suudi Arabistan’a resmi ziyarette bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir şekilde konuyu aktarıp destek talep etmesi üzerine, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile yaptığı görüşmede Kante transferini de gündeme getirdi ve sorunun çözülmesi için girişimde bulundu. Bu temasın ardından, Al Ittihad kulübü ve Suudi Futbol Federasyonu harekete geçti. İmkansız gözüyle bakılan transfer gerçekleşti. Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran bir sonraki gün yaptığı yazılı açıklamada, yaşanan bu sürecin sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a transferin olumlu neticelenmesinde verdiği önemli destekler dolayısıyla teşekkür etti.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN VE FUTBOL
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın futbola olan ilgisi yeni değil. Bu transferdeki aktif rolü aslında onun spora ve özellikle futbola olan ilgisinin en güncel göstergesi. Gençlik yıllarında futbol oynamış, sahayı, rekabeti ve takım olma duygusunu birebir yaşamış bir lider. Bu yüzden onun futbola yaklaşımı, yalnızca protokol tribünlerinden maç izleyen bir devlet adamının ilgisiyle sınırlı değil. Oyunu bilen, kulüp dinamiklerini anlayan ve futbolun toplumdaki karşılığını ciddiye alan bir profil çiziyor.
Bu yaklaşım yıllar içinde farklı alanlarda kendini gösterdi. Zaman zaman kamuoyuna yansıyan, zaman zaman arka planda kalan örneklerde; kulüplerin yapısal sorunlar yaşadığı anlarda süreci kilitleyen değil, aksine çözüme alan açan bir refleks sergilediği biliniyor. Galatasaray ve Beşiktaş’ın stat projelerinde devlet kurumlarının devreye girmesi ve bürokratik süreçlerin hızlanması, bu bakış açısının somut yansımalarıydı.
Erdoğan’ın futbola yakınlığı, onu yalnızca popüler bir kitle sporu olarak görmemesinden de kaynaklanıyor. Spor, gençlik politikalarının bir parçası, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendiren bir alan ve aynı zamanda uluslararası ilişkilerde yumuşak güç üreten bir enstrüman konumunda. Kante transferi örneğinde olduğu gibi, günümüzde futbolun yalnızca sportif değil diplomatik bir gündem maddesi haline geldiği bir çağda, liderlerin bu alandaki refleksleri dış politikada da önemli bir yer tutuyor.
MACRON VE MBAPPE ÖRNEĞİ
Liderlerin futbolla kurduğu yakın ilişkiyi görmek açısından, 2022 yazında Fransa’da Mbappe’nin transfer süreci de önemli bir örnek. Kylian Mbappe, Real Madrid’e transfer olmaya çok yaklaşmışken Paris Saint Germain ile sözleşme yenilemişti. Bu süreçte Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un kendisini aradığını ve Fransa’da kalmasının “ülke için önemli” olduğunu ifade ettiğini kamuoyuyla paylaşmıştı. Macron da daha sonra verdiği demeçlerde bu görüşmeyi doğrulayarak, bunun resmi bir müdahale değil, dostane bir tavsiye olduğunu ve bir cumhurbaşkanının ülkesinin çıkarlarını savunmasının doğal olduğunu söylemişti. Real Madrid cephesinde ise konu farklı yorumlanıyordu. Kulüp Başkanı Florentino Perez, Mbappe’nin kararında siyasi ve kurumsal baskıların etkili olduğunu ima ederek, yaşananları futbolun doğasına aykırı bir müdahale olarak değerlendirmişti.

STRATEJİK ALAN OLARAK FUTBOL
Değindiğimiz tüm bu süreçler, futbolun günümüzde diplomasiyle iç içe geçtiğini gösteriyor. Artık futbolcu transferleri, ülkelerin yumuşak gücünü, diplomatik faaliyetlerini ve uluslararası alanda görünürlüğünü de etkileyen stratejik bir alan.
Fenerbahçe’nin Kante transferi de bu çerçevede okunmalı. Teknik olarak tıkanan bir transfer süreci, diplomatik temasla açıldı ve devletler düzeyinde çözüldü. Bu süreci, futbolun artan stratejik önemi ve yumuşak güç kapasitesi bağlamında bir girişim olarak yorumlamak yerinde olacaktır.
Sonuç olarak, futbol gün geçtikçe daha geniş katmanlı bir platform haline geliyor. Bu platformda kulüpler, oyuncular, sponsorlar ve taraftarlar kadar devletler de var. Artık oyunun taktikleri sadece soyunma odasındaki tahtada değil, resmi ziyaretlerde de şekilleniyor.
patronlardunyasi.com















