Dolar
43,6222
0,16%
Euro
51,6411
0,38%
Sterlin
59,4888
0,60%
Bitcoin
3.016.658
8,11%
BİST-100
13.521,96
-0,49%
Gram Altın
6.962,75
3,20%
Gümüş
77,93
5,13%
Faiz
35,06
0,00%

Churchill’in savaş ofisindeki menüsü ve o gün tarih kaç kadeh içilerek yazıldı

Nazilere karşı verilen en büyük savaşın planları hangi masada yapıldı, o masada günde kaç kadeh viski içildi? İkinci Dünya Savaşı’nın kritik kararlarının alındığı Londra’daki Old War Office bugün lüks bir otele dönüştü. Aynı masada Winston Churchill’in savaş günlerinde günde kaç kadeh içtiği hâlâ tartışılıyor. Gazeteci Ertuğrul Özkök, tarih liderlik ve stratejiyle dolu bu binayı gezdi, Patronlar Dünyası okurları için yazdı.

07.02.2026 05:48Güncelleme: 07.02.2026 06:01
Churchill’in savaş ofisindeki menüsü ve o gün tarih kaç kadeh içilerek yazıldı
16px
32px

Ertuğrul ÖZKÖK 

Bir çok insan gibi benim de bir “Bucket List’im” var

Yani hayatımın geriye kalan kısmında yapmak istediğim şeyler…

Ama “Churchill’in İkinci Dünya Savaşı’nı yönettiği ve kazandığı odada onunla bir Scotch viski içmek aklımın ucundan bile geçmezdi.

Geçen Cuma bunu başardım.

Onunla karşılıklı değil, ama tek başıma içtim.

CHURCHILL’İN ESKİ SAVAŞ

OFİSİNDE ÜÇ GÜN

Londra’da son zamanların en çok konuşulan binasındayım.

Binanın tarihi adı şu;
“Old War Office”

Yani “Eski Savaş Ofisi…

Bu binanın koridorlarında 20’nci Yüzyıl Popüler Kültür tarihinin efsane olaylarının hikayeleri dolaşıyor.

Çanakkale Savaşının en kritik kararı bu binada alındı.

Birinci ve İkinci Dünya Savaşı’nın en önemli kararları bu binada alındı.

James Bond efsanesi bu binada doğdu.

Tarihin en önemli kadın casusluk hikayelerinden biri bu binada yaşandı.

Hatta binaya çok konuşulan bir seks skandalı bile burada yaşandı.

BU BİNADA ARTIK

ÜÇ TÜRK’ÜN İZİ DE VAR

Ve bu binada artık Türklerin de izi var…

Ünlü İtalyan Restoranı “Paper Moon’un” Londra restoranını burada İKİ Türk girişimci açtı.

Hem de koyu mu koyu, çok tanıdık iki Fenerbahçeli…

Onu da anlatacağım ama, önce şu kısa 20’nci Yüzyıl tarihine bir girelim.

Ve oradan asıl sorumun cevabına geleyim.

İyi bir viski ve şampanya içicisi olan Churchill, şimdi benim oturduğum şu masada, bu salonda günde kaç kadeh viski ve kaç kadeh şampanya içerdi.

Yani arkadaşlar, ayık kafalıların  batırdığı şu dünyada, Nazilere karşı İkinci Dünya Savaşı günde kaç kadeh ve nasıl bir  kafayla kazanıldı…

Onun cevabını arayacağım.

 

1906 YILINDA BAŞLAYAN

BİR 20’NCİ YÜZYIL SAVAŞ TARİHİ

Bugün artık Londra’daki Raffles OWO Otel olarak çalışan tarihi bina 1901-1906 yılları arasında inşa edilmiş Edward dönemi Barok tarzında inşa edilmiş.

1100 odası var içinde içinde 4 km koridor bulunuyor.

Bina 1906-1964 yılları arasında İngiltere’nin en önemli savaş ve strateji binası olarak hizmet etmiş.

Churchill bu binayla iki ayrı dönemde temas kurdu:

Birincisi Birinci Dünya Savaşı dönemiydi (1914–1918 savaşın başında First Lord of the Admiralty idi (Deniz Kuvvetleri Bakanı).

Çanakkale / Gelibolu Harekâtı fikrinin siyasi savunucusuydu.

Plan Admiralty kökenliydi ama kara kuvvetleri boyutu War Office üzerinden yürüdü.

OWO bu planlamanın askeri ayağının merkezlerinden biriydi.

DUNKERK TAHLİYESİ VE D-DAY

İLK BU BİNADA KONUŞULDU

Bu dönem Churchill için hem yükseliş hem büyük bir bozgun olarak geçti. Gelibolu’nun başarısızlığı kariyerini ciddi biçimde sarstı.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Savaş Bakanı olarak bizzat Old War Office’te görev yaptı.

Savaşın birçok kritik ve tarihi kararı önce bu binada konuşuldu.

Mesela Dunkerk’in tahliyesi.

D-Day’in kararı…

Ancak nihai onaylar daha çok biraz ilerdeki başka bir bina olan War Cabinet Rooms (Churchill War Rooms) ve Müttefik karargâhlarında alındı.

OWO’da dünya askerlik tarihine geçen bazı tartışmalı kararlar da alındı.

DÜNYA SAVAŞ TARİHİNİN ETİK AÇIDAN  EN TARTIŞMALI KARARI

Mesela 1920’de Irak’ta hava gücü kullanımı…

Irak’ta İngiliz yönetimine karşı ayaklanma çıktı. Churchill, maliyeti düşürmek için kara ordusu yerine RAF’in (Kraliyet Hava Kuvvetleri) hava kontrol stratejisini savundu.

Bu karar, modern hava gücü doktrininin erken örneği oldu. Aynı zamanda etik tartışmalar yarattı.

İşte şimdi tam o odadayım ve Churchill’in oturduğu masanın başındayım.

Oraya oturup beni gezdiren rehberin anlattıklarını dinliyorum.

Tabi ki konuyu Churchill’in içki tutkusuna getiriyorum.

Bununla ilgili çok efsane var.

Churchill’in günde bir şişe viski içtiği anlatılır.

Size yerinden gerçek rakamları vereceğim.

BİR SAVAŞ KOMUTANININ

GÜNLÜK İÇKİ MENÜSÜ

Buyurun size Çanakkale Savaşını, Birinci ve İkinci Dünya Savaşını yöneten ünlü siyasetçi, devlet adamı, stratejist Churchill’in ayrıntılı günlük içki raporu.

(*) Sabah (08.00 civarı)

Yatakta kahvaltı

Çok sulandırılmış viski (Johnnie Walker Red Label)

Küçük ölçü, bol su

Bazen hafif şampanya (nadiren sabah erken)

Hedef: sarhoş olmak değil, “günü başlatmak”.

(*) Öğle Yemeği

1–2 kadeh Pol Roger şampanya

Bazen beyaz şarap

Yemekteki  atmosfer notu: Öğle yemekleri uzun sürerdi. Churchill yemek sırasında konuşmayı severdi.

(*) Öğleden Sonra savaş toplantısı arasında

Çay saati

Bazen yine hafif sulandırılmış viski

(*) Akşam Yemeği

2–3 kadeh şampanya

Yemek sonrası

Küçük bir konyak veya konyak.

DÜNYA SAVAŞI KAÇ KADEH VİSKİ  VE NASIL BİR KAFAYLA KAZANILIR

(*) Günlük Tahmini Toplam

Şampanya: 4–6 kadeh (Günde 1 şişeyi buluyor)

Viski: Gün içine yayılmış küçük dozlar(Günde 4 dubleye yakın)

Bazen: 1 küçük brandy.

Modern sağlık standartlarına göre yüksek.

“Bu kafayla savaş yönetilir mi” diyeceksiniz ki haklısınız.

Ama şunu unutmayalım.

İçkileri çok yavaş ve sulandırarak içerdi

Çoğu zaman ciddi sarhoş görüntüsü vermezdi.

DÜNYANIN EN VAHŞİ DİKTATÖRÜNÜ YENEN ADAM KAÇ YAŞINA KADAR YAŞADI

90 yaşına kadar yaşadı…

İçkiyle ilgili tarihe bıraktığı büyük söz şuydu:
“İçkinin benden aldığının daha çoğunu ben içkiden aldım…”

Fransızların bir sözü vardır.

"İyi biten her şey iyidir…”

Dünyanın başına gelmiş en büyük siyasi felaket olan Hitler’i yendiğine göre bu kafayla insanlığın vahşet üzerindeki en büyük zaferi kazanılabilirmiş.

BUGÜNÜN DİKTATÖRLERİ KAÇ  KADEH VİSKİ İLE YENİLEBİLİR

Ben yine de bugünün siyasetçilerine ve sizlere de şunu tavsiye ederim.

İçki zararlıdır.

Bugün insanlığın başına felaket açan diktatörlerle mücadeleyi ayık kafa ile kazanmaya çalışalım.

İçkiyi, Trump’, Putin, Hameney ve Netanyahu’yu yenip zaferi kutlarken  içeriz.

PEKİ SAVAŞ SIRASINDA İNGİLTERE  KRALİÇESİNİN KAFASI NASILDI

İngiltere’nin bir de kraliçesi vardı.

O ne kadar içerdi?


Buyrun ChatGBT’ye göre tepedeki iki insanın içki karşılaştırması:

                                      Churchill                          Kraliçe Elizabeth II

Sabah içki                      Evet                                Hayır

Günlük şampanya          4–6 kadeh                     1 kadeh civarı

Viski                               Evet                               Nadiren

Martini                           Hayır                              Evet

İçiş tarzı                      Gün boyu yayılmış           Küçük, kontrollü

İmaj                            Puro + viski                       Disiplin + zarafet

BU TARİHİ BİNADA ŞİMDİ DÜNYANIN  EN LÜKS OTELLERİNDEN BİRİ VAR

Şimdi otelin Türklerle ilgili koridorlarına geçeyim.

Bu tarihi bina İngiliz hükümeti tarafından 2016 yılında satıldı.

Ancak mülkiyeti değil, 250 yıllık kullanma hakkı devredildi.

Binayı  Mumbai merkezli Hindistanlı Hinduja grubu ile uluslararası yatırım şirketi OHL aldı.

Binayı 1.4 milyar dolara renove etti.

Otel  olarak işletilmesi için dünyanın en lüks otel zincirlerinden biri olan Raffles’la anlaştı.

“Raffles OWO” 2023’te açıldı.

Bu devasa binada Michelin yıldızlı da dahil çeşitli restoranlar var.

TARİHİ SAVAŞ  BİNASINDA İKİ FENERBAHÇELİNİN AÇTIĞI RESTORAN

Ama bugün en iyi iş yapanlarından biri İstanbul iş dünyasının çok yakından tanıdığı bir İtalyan restoran.

“Paper Moon…”

İşte bu ünlü İtalyan’ı bu tarihi binaya sokmayı iki Türk girişimci başardı,

İlhan Ekşioğlu ve Serdar Kianni…

İki Fenerbahçeli yani…

Geçen perşembe akşamı İlhan Ekşioğlu’nun daveti üzerine Paper Moon’a gittim.

Masada Burcu Esmersoy da vardı.

Ayrıca marka iletişim danışmanı arkadaşımız Arda Sayıner de bizimleydi.

Arda Sayıner, İlhan Ekşioğlu, Ertuğrul Özkök ve Burcu Esmersoy (soldan sağa)

SUNİ IŞIKLA BESLENEN  ZEYTİN AĞACININ ALTINDA

Tabi mekan böyle tarihi bir bina, otel Raffles olunca İtalyan restoranın tasarımı da ona göre oluyor.

Bugüne kadar gördüğüm en güzel İtalyan restoran tasarımlarından biriydi.

Ne insanı basan çok ağır bir tarz ve mahalle Trattoriası seviyesine inmeyen ince bir estetik.

Girişinde orta boy bir zeytin ağacı var.

Size bir Akdeniz restoranına girdiğinizi anlatıyor.

Mekan güneş görmediği için gece servis kapanınca yapay ışıkla besleniyormuş.

PAPER MOON’U EN İYİ TÜRKLER Mİ İŞLETİYOR

Paper Moon Milano merkezli bir marka.

Ama bana sorarsanız asıl ününü İstanbul Ak Merkez’de yaptı.

Yani bugüne kadar markanın “Flag Ship’i” (Amiral gemisi) İstanbul’du.

Hala da İstanbul’un en değilse de, iki en iyi İtalyan restoranından biri.

Ayrıca bu yıl 30’uncu yılını dolduruyor.

Yani başarının en önemli ölçülerinden biri olan “Sürdürülebilirlik” konusunda sınıfı geçmiş bir mekân.

Bu markayı şimdi dünyanın zirve gastronomi metropolu haline gelen Londra’ya da iki Türk taşıyacak.

Diyeceğim Türkler İtalyan restoranı işletmeciliğinde çok başarılı olmaya başladı.

MİLANO’YU ARADIK VE BEŞ DAKİKADA KARARA BAĞLADIK

Ekşioğlu burayı nasıl açtıklarını anlattı.

Serdar Kianni ile birlikte Londra’da bir iş yapmayı düşünüyorlarmış.

Bir İtalyan restoranı açma fikri gelmiş akıllarına.

Ama ‘No name” bir İtalyan.

Yani adını kendilerinin sıfırdan  yaratacağı bir  marka düşünüyorlarmış.

Ekşiığlu’nun aklına İstanbul Paper Moon’un İtalyan şefini arayıp fikir sormak gelmiş.

O da “Niye Paper Moon açmıyorsunuz” demiş.

Şefe  “Ara öyleyse” demiş.

Milanodan markanın sahibi ailenin yetkilisini aramışlar.

Ve beş dakika içinde açma kararı almışlar.

BİR FINE DINING RESTORANDA İLK BAKTIĞIM ŞEY BARDAKLAR

Restoranın iki bölümü var.

Biri İtalyan Trattoria’sı gibi.

Öteki ise fine dining tarzı.

Biz ikinci kısmında yedik.

Yani çok iyi tasarlanmış bir masada.

Restoranlarda ilk dikkat ettiğim şeylerden biri bardaklar oluyor.

TOSCANA KÖYLÜSÜ GİBİ DÜZ BARDAKTA ŞARAP İÇEMEYORUM

Bardak takıntım var.

Mesela İtalyan Cipriani restoranlarına bu nedenle  gitmiyorum.

Çünkü şarabı düz bardakla servis etme gibi bir zorlamaları  var.

Küçümsediğim için falan  değil kesinlikle.

Bir tutku meselesi.

Doğrusu iyi bir şarabı Toscana köylüleri gibi düz bardakta içmek hoşuma gitmiyor.

KEŞKE RİEDEL YERİNE NUDE BARDAK OLSAYDI

Dikkat ettim masada Riedel şarap bardakları vardı.

Fark ettim ki Riedel bizim Paşabahçe  Nude’un buluşu olan “ Stem zero” bardaklarının izinden yürümüş.

Üzüldüm.

Burayı iki Türk yatırımcı açmış.

Keşke Nude ne yapıp yapıp buraya girseydi.

Doğrusu Riedel iyi iş yapmış.

TÜRKLERİN İŞLETTEĞİ İTALYAN RESTORANI MENÜLERİN BEĞENDİĞİM ŞEY

Türklerin işlettiği Paper Moon restoranlarında çok sevdiğim bir şey var.

İtalya’nın  yarısından yukardaki şehirlerin restoranlarında, özellikle de fine dining tarzı restoranlarında menüde pizza olmaz.

Nitekim Milano’daki merkezin menüsünde yokmuş.

İstanbul Paper Moon menüye pizza koydurmayı başardı.

Ve çok iyi sonuç aldılar.

Londra Raffles’daki Paper Moon’un çok kaliteli ve estetik bir menü broşürü var.

Orada iki tam sayfa pizzaya ayrılmış.

Tabi ki antre olarak ortaya gelen pizzadan bir parça yedim.

TÜRKLERİN İŞLETTİĞİ İTALYAN RESTORANINDA VONGOLE YEMENİN KEYFİ

Sonra…

Böyle restoranlarda her zaman bulamadığım ve bana göre makarnaların kraliçesi olan Vongole…

Kum midyeli makarna…

Sormadım ama kum midye büyük bir ihtimalle Türkiye’dendi…

Artık yılbaşından sonra “Dry january” yapıyorum.

Yani içkisiz ocak ayı.

Burcu Esmersoy bir İtalyan et klasiği olan ”Osobuko” yedi.

O da çok beğendiğini söyledi.

Restoranın pizza pişiricisi şu an Londra’nın en iddialılarından  biriymiş.

Tabi yemek öncesi gelen ekmek ve zeytin yağı mükemmeldi.

“KURU OCAK” AYINDAN NORMAL HAYATA GEÇİŞ

Otuz gündür içki içmiyor ve rejim yapıyordum.

Çok iyi geldi.

Harika bir sohbet, harika bir yemek, mükemmel estetik bir ambiyans.

İki Fenerbahçeli.

Bir kadın meslekdaş ve akıllı bir marka danışmanı…

“Kuru Ocak” ayından sonra normal hayata geçişim harika  oldu.

Çektirdiğimiz fotoğraflardan da anladım ki, rejim sonuç vermiş yüzümdeki ödem gitmiş.

Bir İtalyan restorandan böyle mutlu çıkmak herkese nasip olmaz.

Şarap olağanüstüydü ama yasaklar dolayısıyla anlatamıyorum.

PAPER MOON’DA YEMEKTEN SONRA 007 JAMES BOND’LA SON KADEH

Ekşioğlu yemekten sonra bizi binanın iki kat altına indirdi.

Dehliz gibi koridorlardan geçip, kapalı bir kapının önünde durduk.

Kapısında “007” yazıyordu.

Buranın adı “Spy Bar’mış…”

Yani “Casus Barı”

James Bond efsanesi işte bu barda doğmuş.

Bu bar ve hikayesi çok ilginç.

Bir ucunda James Bond ve bir ucunda Mata Hari’den sonraki en ünlü kadın casus ve koridorun ucundaki asansörle başlayan, dünya tarihine geçmiş bir seks skandalı.

Onu da yarın anlatacağım.

Bizimle kalmaya devam edin…

Aklınızda olsun Londra’da iyi bir İtalyan restorana gitmek isterseniz burası iyi adres.

Ama tam paket alın.

Biraz erken gelip Çhurchill’in odasını gezin.

Sonra 007 Spy bara inin.

Geçeyi orada tamamlayın.

patronlardunyasi.com