Dolar
43,2948
0,04%
Euro
50,8446
0,16%
Sterlin
58,2873
0,17%
Bitcoin
3.855.728
0,00%
BİST-100
12.805,81
0,45%
Gram Altın
6.719,517
1,50%
Gümüş
94,8
0,55%
Faiz
35,86
0,00%

Abdi İbrahim'in veliahtı İbrahim Batur Barut'un gözaltına alınması ve aynı adı taşıyan kurucu dede İbrahim Hayri Barut'un hikayesinin hatırlattıkları

Bir asır önce bir eczanede başlayan hikâye, Türkiye’nin en büyük ilaç sanayiine dönüştü; kurucu dede İbrahim Hayri Barut üretimle, emanetle ve disiplinle tarih yazdı. Aynı soyadı bugün ise başka bir bağlamda gündeme geldi. Dedesi bir şirkete can verirken, aynı ismi taşıyan torunu uyuşturucu operasyonunda gözaltına alındı. İsim aynı kaldı, hikâye değişti; farkı yaratan soyadı değil, taşınan değerler oldu.

20.01.2026 10:00Güncelleme: 20.01.2026 10:08
Abdi İbrahim'in veliahtı İbrahim Batur Barut'un gözaltına alınması ve aynı adı taşıyan kurucu dede İbrahim Hayri Barut'un hikayesinin hatırlattıkları
16px
32px

Toygun ATİLLA 

Türkiye’de ilaç sanayinin tarihi, aslında bu ülkenin ahlâk, emanet ve liyakat tarihidir.

20'inci yüzyılın başında bir avuç eczacıyla başlayan bu hikâye, bugün milyar dolarlık bir sektöre dönüştü.

Bu hikâyenin üç kurucu adı var; Süleyman Ferit Eczacıbaşı, İbrahim Ethem Ulagay ve Abdi İbrahim Bey.

Biri ilacın dışına taştı. Biri yabancı bir gruba satıldı. Üçüncüsü ise, yıllar içinde büyüdü, serpildi, yerli kaldı.

Bugün 600 milyon doları aşan ciroya ulaşan Abdi İbrahim, yalnızca bir şirket değil, bir aile terbiyesinin, bir emanet kültürünün ürünü…

Abdi İbrahim Bey

1912'DE AÇILAN ECZANEYLE BAŞLAYAN BAŞARI ÖYKÜSÜ 

Selanikli Abdi İbrahim, 1912’de İstanbul’da bir eczane açtı. Çemberlitaş’ta bir laboratuvar kurdu. Kader ise bu ülkenin birçok kurucusuna yaptığı gibi, ona da uzun ömür vermedi. 1921’de, henüz 35 yaşındayken öldü.

İLK KADIN SANAYİCİNİN DİRENİŞİ 

Türkiye aslında farkında olmadan Cumhuriyet tarihinin ilk kadın sanayicisi ile tanışmıştı. O da Mehveş Hanım'dı.  

Borçlular kapıya dayandığında kaçmadı. Şirketi kapatmadı.

Mehveş Hanım, çocuklarını büyütürken üretimi ayakta tuttu.

Mehveş Hanım

DEDE BARUT 44'ÜNDE YAŞAMINI YİTİRDİ

Oğlu İbrahim Hayri Barut, 1939’da bayrağı devraldı. Şirketi büyüttü. Laboratuvarı Vefa’ya taşıdı. O da babası gibi genç yaşta, henüz 44’ünde hayata veda etti. Takvimler 1961’i gösteriyordu. Geride 9 yaşındaki Nezih ve 13 yaşındaki Nesrin kalmıştı. 

İşte bu noktada tarih sahnesine bir isim çıktı: Mekin Alpay.

Ailenin eniştesi…

Şirkete akraba gibi değil, profesyonel gibi bakan bir doktor.

Eşi Belma Hanım netti: “Şirket, oğlum Nezih’e devredilene kadar ayakta kalacak.”

Misyon buydu.

Mekin Alpay

Mekin Alpay bu emaneti emanet bilinciyle taşıdı. Aileden biri gibi değil, dışarıdan atanmış bir yönetici disipliniyle…

ÜÇÜNCÜ KUŞAK NEZİH BARUT'UN SEÇİMİ 

Yıllar sonra sahneye üçüncü kuşak çıktı: Nezih Barut

İşletme mi, eczacılık mı?

İstanbul Üniversitesi’nde ikisini de kazandı.

İşletmeyi seçti.

Ta ki eniştesinin o cümlesine kadar: “Her zaman işletmeci olursun ama hiçbir zaman eczacı olamazsın.”

Nezih Barut, yönettiği şirketi: 32’ncilikten birinciliğe taşıdı, yüzde 7,2 pazar payına ulaştırdı, yerli ilaç sanayisinin lokomotifi yaptı

Bu başarı tesadüf değildi. Bu başarı, üç kuşağın emanet bilinciyle kurduğu bir zincirin sonucuydu.

Ya bugün; 

Bir tarafta…

Adını verdiği şirkete can veren bir dede, İbrahim Hayri Barut. Ömrü kısa, emeği kalıcı. Bir laboratuvarla başlayan, bir ülkenin ilaç sanayisine dönüşen bir hayat.

Diğer tarafta… Aynı adı taşıyan bir torun: İbrahim Batur Barut.

Dedesi üretimle, emekle, sabırla anılırken; torununun adı bugün uyuşturucu operasyonu ve gözaltı kelimeleriyle birlikte anılıyor. İşte ibret tam da burada başlıyor. Bu bir aileye dair hikâye değil yalnızca.

Bu, Türkiye’de emanetin nasıl taşındığı ve nasıl heba edildiği üzerine yazılmış acı bir öykü. İsim miras kalır. itibar ise her kuşakta yeniden kazanılır. Bazı soyadları, bir kuşakta sanayi kurar… Bir başka kuşakta ise, sadece ibret vesikasına dönüşür.

MASUMİYET KARİNESİ HATIRLATMASI 

Yazının sonunda ise hatırlatmak istediğim son şey ise ‘masumiyet karinesi’ 

Daha önce de bir çok kez gördük ki, gözaltına alınan isimlerin kiminde ‘uyuşturucu’ kullandığına dair bir emare tespit edilmiyor. 

Dolayısı ile İbrahim Batur için de aynı şey söz konusu. 

Böyle bir durum halinde ise onu vb. bu duruma düşürenlerin bundan bir ders çıkarması gerekiyor. 

Bakalım bu hikâyenin sonu bir ibret hikayesi mi yoksa bir ders çıkarmaya mı dönüşecek…

patronlardunyasi.com