Necla DALAN
Türkiye’de kahve sektöründeki değişimi artık sadece açılan yeni kafelerin sayısıyla okumak yeterli değil.
Pastaneci kahveci olmak istiyor.
Nargile dükkânı kahveci olmak istiyor.
Benzin istasyonları bile kahve işine daha fazla girmek istiyor.
Bunun arkasında yalnızca Türkiye’de kahve tüketiminin artması yok. Bir başka neden daha var: İşletmecinin maliyet hesabı.
Kira, personel, enerji, tedarik ve finansman giderlerinin yükseldiği bir dönemde bağımsız işletmeler için tek başına ayakta kalmak giderek zorlaşıyor. Bazıları çözümü işyerini kapatmakta değil, faaliyet gösterdiği kategoriyi değiştirmekte ya da bir zincirin satın alma, tedarik, teknoloji ve müşteri ekosistemine dahil olmakta arıyor.
Kahve sektöründe başlayan yeni bir uygulamaya gelen başvurular bu değişimin dikkat çekici örneklerinden biri.

TANITIM YAPILMADAN 300’DEN FAZLA BAŞVURU
DP Eurasia Group bünyesindeki Coffy, sıfırdan yeni mağaza açmanın yanı sıra mevcut işletmeleri kendi markasına dönüştüreceği bir model üzerinde çalışmaya başladı.
Şirketin CFO’su Feliks Boynuinceoğlu ile geçtiğimiz günlerde kahve sektörünü konuşmak için buluştuk.
Boynuinceoğlu’nun verdiği rakamlardan biri özellikle dikkatimi çekti.
Proje henüz geniş çaplı biçimde tanıtılmadan 300’ün üzerinde işletme dönüşüm için başvurmuştu.
Daha ilginci, başvurular yalnızca mevcut kafelerden gelmiyordu.
Pastaneler, nargile dükkânları ve benzin istasyonları da kahve zincirine dönüşmek isteyenler arasındaydı.
İlk dönüşümün bu hafta Eyüpsultan’da gerçekleştirilmesi, yıl sonuna kadar ise 20 işletmenin dönüştürülmesi planlanıyor.
NEDEN HERKES KAHVEYE BAKIYOR?
Bu ilginin arkasında kahve pazarının büyüme beklentisi bulunuyor.
Paylaşılan sektör verilerine göre Türkiye’de kahve pazarının büyüklüğü 2024 yılında 38 milyar TL seviyesine ulaştı. 2030 için öngörülen nominal pazar büyüklüğü ise 162 milyar TL.
Ancak bu rakamı yalnızca “kahve tüketimi dört katına çıkacak” şeklinde okumamak gerekiyor. Altı yıllık dönemde enflasyon ve fiyat artışlarının da TL cinsinden pazar büyüklüğü üzerinde önemli etkisi olacak.
Tüketim miktarı açısından bakıldığında da Türkiye’nin gelişmiş kahve pazarlarının gerisinde olduğu görülüyor.
Türkiye’de kişi başına yıllık kahve tüketiminin yaklaşık 1,1 kilogram olduğu belirtilirken bu rakam Yunanistan’da yaklaşık 3 kilogram, ABD’de 2,7 kilogram, İskandinav ülkelerinde ise çok daha yüksek seviyelerde.
Dolayısıyla kahve şirketlerinin iştahını kabartan yalnız bugünkü satış hacmi değil, tüketimin artabileceği beklentisi.

KAHVEDE MAĞAZA YOĞUNLUĞU DA DÜŞÜK
Benzer tablo zincir kahve mağazalarının nüfusa oranında da ortaya çıkıyor
Boynuinceoğlu’nun paylaştığı verilere göre Türkiye’de her 1 milyon kişiye düşen zincir kahve mağazası sayısı 39. Aynı gösterge Güney Kore’de 387, Yunanistan’da 225, İngiltere’de 156 ve ABD’de 117 seviyesinde.
Bu karşılaştırma Türkiye’de organize kahve perakendesinin büyüme alanı bulunduğunu gösteriyor. Ancak yalnızca mağaza yoğunluğundan hareket ederek Türkiye pazarının kesin olarak “4-5 kat büyüyeceği” sonucuna varmak doğru değil. Tüketim alışkanlıkları, satın alma gücü, kira maliyetleri ve şehirleşme yapısı ülkeden ülkeye farklılaşıyor.
“SIFIRDAN DÜKKÂN AÇMAK YERİNE MEVCUDU DÖNÜŞTÜRÜYORUZ”
Boynuinceoğlu, gelen talebi şöyle anlatıyor:
“Türkiye’de çok iyi lokasyonlarda iyi işletmeler var. Mesele bunların potansiyelini doğru sistemle yukarı çıkarmak. Sadece yeni şube açmaya odaklanmıyoruz. Mevcut işletmeleri dönüşüm desteği ve eğitim vererek ekosistemle buluşturuyoruz. Sadece kafelerden değil, pastaneler, nargile dükkânları ve benzin istasyonlarından da talep alıyoruz.”
Modelin şirket açısından da önemli bir ekonomik tarafı var.
Sıfırdan mağaza yaratmak yerine hazır lokasyonu, mevcut işletmeciyi ve yerel müşteri kitlesini koruyarak yeni bir marka altında faaliyet göstermek yatırım maliyetini ve riski azaltabiliyor.
İşletmeci açısından ise daha büyük ölçekte satın alma yapan bir yapının tedarik sistemine, teknolojisine ve marka trafiğine ulaşma imkânı doğuyor.
ASIL REKABET KAHVE FİNCANINDA DEĞİL
Coffy bugün Türkiye ve KKTC’de yaklaşık 200 mağazaya sahip ve üç yıl içerisinde 500 mağazaya ulaşmayı hedefliyor.
Ancak şirketin büyüme hedefinden daha dikkat çekici olan, 300’den fazla işletmenin kapısını çalması.
Çünkü bu sayı kahve sektöründen çok Türkiye’deki küçük ve orta ölçekli perakende işletmelerinin içinde bulunduğu duruma ilişkin bir işaret veriyor.
Bir dönem iyi bir lokasyon, iyi ürün ve müdavim müşteri bağımsız bir işletmenin ayakta kalması için yeterli olabiliyordu.
Şimdi denkleme enerji, personel, kira, hammadde, teknoloji, pazarlama ve satın alma gücü de girdi.
Bu nedenle Türkiye’de kahve zincirlerinin önümüzdeki dönem rekabeti yalnız birbirlerinden müşteri almak üzerine olmayabilir.
Yeni rekabet, mahallenin pastanesini, kafesini hatta nargilecisini kimin kendi tabelasının altına alacağı üzerinden de yaşanabilir.
patronlardunyasi.com