Patronlar


METİN Yurdagül... 60 yıllık çalışma hayatının 40 yılını yağcılığa vermiş. Bundan 15 yıl önce Turyağ"ı yönetirken, yağ sattığı Sabri Ülker"den "gel bana yağ fabrikası kur" teklifi geldiği günden itibaren de, 7.5 milyar dolar ciroluk bir şirketi yönetiyor.

Bir İstanbul beyefendisi olarak, değerlendirdiği şehrinde en çok üzüldüğü ise insanların birbirine olan saygısını yitirmiş olması. Safiye Ayla, Hamiyet Yüceses, Müzeyyen Senar dinleyerek büyüyen Yurdagül"ün en sevdiği Ülker ürünü ise Albeni. Sektörünün duayeni Yurdagül"le Ülker"i, ekonomiyi, çocukluğunu ve İstanbul"u konuştuk:

Kendinizi tanıtmaya Ülker maceranızdan başlar mısınız?

1938, İstanbul doğumluyum. İstanbul Erkek Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Kimya Yüksek Mühendisliği"ni bitirdim. Bir yıl Sümerbank"ta çalıştım. 1967"de yağ sanayiine girdim. 40 yıllık yağcıyım yani. Turyağ"da başladım. 1972"de Sabri Ülker Bey"le tanıştım. Ülker, o zaman yağlarını Turyağ"dan alıyordu. 1992"de Ülker"den yağ fabrikası kurmam üzere teklif geldi. 17 numaralı şirketi kurdum.

25 YILLIK ÖĞRETMEN

Nasıl bir çocukluk geçirdiniz?

İlkokulda okul birincisiydim. Hatta bu nedenle saat hediye edilmişti. Ders vermeyi çok severdim. Sonra 25 yıl boyunca öğretmenlik yaptım. Özel derslerin yanı sıra, liselerde de ders verdim. Gazeteciliğe heveslendim bir ara. İlkokulda gazete çıkardım. Futbolu severdim. Pinpon, voleybol oynardım. Türk musikisi konserlerine giderdik. Safiye Ayla, Hamiyet Yüceses ve Müzeyyen Senar"ı canlı canlı izleyerek büyüdüm. Bir ara siyasete bile karıştım.

Siyasetle nasıl uğraştınız?

Dedem fes imalatı yapardı. Fes yasaklandıktan sonra da bakkal açtı. Babam ise aslında hukuk hakimiydi. Lise sonrası iki yıllık eğitimler vardı o zaman, orayı bitirmişti. Kura çekmiş, Denizli Tefenni çıkmış. Orada çocuklarına iyi bir eğitim verememe endişesi ağır basınca İstanbul"da kalmaya karar vermiş. 35 yıl muhtarlık yapmış. Ben de ona yardım ederdim. Seçim önceleri kapı kapı dolaşır, seçim listeleri yapar sonra onları daktiloya çekerdim.

Sektörün genel bir değerlendirmesini yapar mısınız?

Türk gıda sektörünün büyüklüğü 60-65 milyar dolar. 2007 yılında sektördeki büyümenin fonksiyonel gıdadan geleceği tahmin ediliyor. Yıllık büyüme beklentisi ise yüzde 5-10. Gıda, Türkiye"deki dördüncü büyük sektör.

ÇİKOLATADA LİDER

Ülker bu pazarın neresinde, neler yapıyorsunuz?

Bin 500"den fazla ürün çeşidi, 150 civarı marka ve 60"tan fazla şirketle devam ediyoruz. Ülker"in girdiği her pazar büyüyor. Bisküviyi Türkiye"ye getiren Ülker"dir. Süt, kola, çikolata sektörleri Ülker"le büyümüştür. 2005"teki ciromuz 6.6 milyar dolar. 2006 yılını da 7.5 milyar dolarla kapattık. Çikolatada, süt işlemede, bisküvide ve margarinde birinciyiz. Sıvı yağ, kola, süt, kuru karıştırma ve dondurmada ikinciyiz. Hazır yemeklerimiz var.

Karaman"da 500 ton kapasiteli süt işleme tesisi kuruyoruz. Geçen sene 140 milyon dolar yatırım yaptık. Bu yıl da bir o kadar olacak. Bunlar yenileme, iş geliştirme şeklinde yatırımlar. Çikolatada beş yeni hat açacağız. 60 milyon Euro oraya gidecek. Gıda şirketiyiz ama 400 milyon doların üzerinde ambalaj üretimi yapan şirketlerimiz ve Türkiye Finans Yatırım Bankası da var.

Romanya"daki fabrikanızla AB"ye girdiniz...

İhracat çok önemli. Ülker AB"ye girdi tabii. AB"ye girebilmek için Romanya"da fabrika kurduk. 460 milyon dolar ihracatımız oldu. Dışarıda 10 fabrikamız var. Bu yıl Mısır ve Pakistan"da yatırımlarımız olacak.

Sanayideki sorunlar ve çözüm önerileriniz neler?

Türkiye"de sorunlar bitmez. Gıda sanayii dediğinizde iş tarımdan başlıyor. Tarım politikaları tutarlı değil. Tarımı masaya yatırıp yıllarca uzmanlarla tartışmak lazım. Tarım iyi değerlendirilmiyor. Tarım alanlarını verimli kullanamıyoruz. İthalat çok arttı. Bir de süt sanayi var. Süt sanayinde ciddi kayıtdışı var. Sütlerin üçte ikisi sokak sütü. Bu, AB sürecinde engel çıkarabilir. Mesela sektördeki diğer bir sorun KDV. Yüzde bir ile yüzde 18 arasında KDV oranları değişiyor. KDV"nin eşitlenmesi çok önemli. Bunun dışında ekonominin sorunlu olduğunu düşünmüyorum.

Bir de davalar var değil mi?

Evet, davalar bitmez. Bütün dünyada bu var. Şunu söyleyebilirim ki bizim kaybettiğimiz dava yok. Taklitle benzemek çok ince bir çizgi. Bunu ayırmak önemli. Mesela bizim yaptığımız işte kullanacağınız renkler bellidir. Bir firma var, çeşitli ülkelerde faaliyet gösteriyor. Ve her ülkede belli renklerin patentlerini almış. Böyle bir şey olamaz ki... O renkler her yerde kullanılabilir.

60 yıldır koşuyorsunuz. Emekli olmayı düşünmüyor musunuz?

Yaklaşık 1.5 yıldır tempoyu biraz daha yavaşlattım. 15 yıldır Ülker"deyim. Burada hayatımın en güzel yıllarını geçirdim. Başkanlığı bıraktım. İstişare Konseyindeyim. Ben çalışırken dinlenen bir insanım. Bir de insan, beyni ve vücudu elverdiği sürece çalışmalarını bırakmamalı diye düşünüyorum. Ben burada çalışmam istendiği sürece devam etmek isterim.

İstanbul"da İstanbullu kalmadı

Bir İstanbullu olarak neler söylersiniz?

Eskiden İstanbul, İstanbullu"nundu. Şimdi İstanbullu kalmadı. Hanım, erkek, genç, yaşlı saygısı olmadığı gibi insana saygı da kalmadı. Hatta bir kez otobüste genç bir hanım bana yer verdi. O zaman 35"indeydim. Yaşlı görünüyorum diye çok bozulmuştum.

Bu kadar büyük bir şirketin başındasınız. Stresi nasıl aşıyorsunuz?

Kötü stresi iyi strese dönüştürmeye çalışıyorum. Zamanımın önemli bölümünü ailemle, torunlarımla geçiriyorum. Sinema, tiyatro, konser takip ediyoruz. Seyahat ederim, 64 ülke gezdim, en son Kamboçya ve Vietnam"a gittik.

Fulya Erdem/Star