Gündem


Toygun ATİLLA

Örneğin FBI kayıtlarına göre modern tarihin en bilinen seri katillerinden Ted Bundy’nin IQ seviyesinin yaklaşık 136 olduğu konuşuluyordu. Yakışıklıydı, eğitimliydi, hukuk okuyordu, toplum içinde “normal” görünüyordu.
1970’lerde ABD’de en az 30 genç kadını öldürdüğünü itiraf etti. FBI ise gerçek sayının daha fazla olabileceğini düşünüyor.

Ted Bundy

Jeffrey Dahmer…
“Milwaukee Canavarı…”
17 kişiyi öldürdü.
Komşuları onu sessiz ve sıradan biri olarak tarif ediyordu.

Jeffrey Dahmer

Edmund Kemper…
IQ seviyesi yaklaşık 145’ti.
Annesi dahil 10 kişiyi öldürdü.
Polislerle aynı masada oturup kendi cinayetlerini konuşabilecek kadar soğukkanlıydı.

Edmund Kemper

Dennis Rader…
Yani BTK Killer…
10 kişiyi öldürdü.
Kurbanlarını bağlayıp işkence ediyor, sonra polise mektuplar gönderiyordu.
Yakalanmamak onun için adeta bir ego oyunu olmuştu.

Dennis Rader

Harold Shipman…
Bir doktor…
Resmi kayıtlara göre yaklaşık 250 hastasının ölümünden sorumlu olduğu düşünülüyor.
Modern tarihin en ölümcül seri katillerinden biri…

Harold Shipman

Kriminoloji uzmanları yıllardır aynı sorunun peşinde, "Bir insan yüksek zekâya sahip olup nasıl bu kadar vicdansız olabilir?"

Meselenin özü bence burada, zeka ile vicdanın senkronizasyonu...

Vicdan yoksa zeka bazen büyük bir silaha dönüşüyor.

Dün gece bunları okurken aklıma medya dünyası geldi.

İnsan sadece bıçakla, tabanca ile öldürmüyor. Bazıları kelimelerle öldürüyor.

 

Bir insanın itibarını…
Kariyerini…
Ailesini…
Psikolojisini…

Bazen bir kurşun değil, bir manşet yok ediyor. İşin ürkütücü tarafı ise, bazıları bunu yaparken haz alıyor.  Tıpkı seri katiller gibi…

Önce hedef seçiliyor…
Sonra izleniyor…
Zaaflar araştırılıyor…
Zamanı geldiğinde saldırılıyor.

Yöntemler, hedefler, profiller aynı... 

Medya dünyasında yalnızca “seri katil ruhlu kalemler” yok, bir de tetikçiler var. 

Onlar, seri katiller kadar yüksek zeka seviyesine sahip değil. Tek ortak özellikleri vicdandan yoksun olmaları, empati kuramamaları. 

Medyadaki seri katiller, ruhlarındaki kötülüğü beslemek, amaçlarına giden yolu kutsamak, egolarını beslemek için, baron, imparator olduklarını zannettikleri için varlar. 

Tetikçiler ise "kullanışlılar"... Normal bir insanın, vicdan sahibi bir gazetecinin yapamayacağı kötülükleri yapabildikleri için varlar. Onun için "herkes" tarafından kullanılmaya adaylar. Sistemde varlıklarının tek gerçek sebebi de bu...

Gerçek hayatta nasıl para karşılığı adam öldüren kiralık katiller varsa… Medya dünyasında da para, güç, ihale, koltuk, çıkar veya ilişki ağları uğruna “itibar suikastı” yapanlar var.

Onların silahı tabanca değil. Manşet… Tweet… Televizyon ekranı… Youtube videosu… Fısıltı gazetesi…

Bazen bir şirket savaşı için kullanılıyorlar.
Bazen siyasi hesaplaşmalar için…
Bazen rakip tasfiyesi için…
Bazen sırf patronlarını memnun etmek için…

İşin en acısı ne biliyor musunuz ?

Bunu gazetecilik gibi göstermeye çalışıyorlar.

Oysa gazetecilik tetikçilik değildir. Gazeteci belgeyle konuşur, tetikçi ise siparişle…

Gazeteci kamu yararını savunur, tetikçi ise birilerinin çıkarını…

Gazeteci gerçeğin peşine düşer, tetikçi hedefin…

Yıllarca polis-adliye muhabirliği yaptım.
Şunu öğrendim: Bazı cinayetlerin faili tek kişi olmaz.

Bir planlayanı vardır…
Bir azmettireni vardır…
Bir de tetiği çeken…

Bugünün medya düzeninde de bazen aynı mekanizma işliyor.

Birileri hedef gösteriyor…
Birileri operasyonu planlıyor…
Birileri de kalemi çekiyor.

Sonra adına “gazetecilik” deniliyor.

Hayır…

Gazetecilik bu değil.

Gerçek gazetecilikte vicdan vardır.

Vicdan yoksa…

Kalem bazen silahtan daha ölümcül hale gelir.

patronlardunyasi.com