Yüzyıllar önce Anadolu'da bir Yörük kadını mor cepkenini giyip köy meydanına çıktığında konuşmasına gerek yoktu.
Tüm köy onun ne söylediğini bilirdi…
#video_9751800#
Şiddete ya da ağır bir haksızlığa uğramıştı ve toplumdan yardım istiyordu.

ANNELER KIZLARININ ÇEYİZİNE KOYARDI
Geleneğe göre anne, evlenen kızının çeyiz sandığına mor bir cepken koyuyordu.
Ancak dileği, kızının onu hayatı boyunca hiç kullanmak zorunda kalmamasıydı.
Çünkü Mor Cepken sıradan bir giysi değildi.
Kadın evliliğinde şiddete, kötü muameleye veya ağır bir haksızlığa uğradığında cepkeni sandıktan çıkarıp üzerine giyiyor ve herkesin görebileceği bir yere çıkıyordu.
Tek kelime söylemesine gerek kalmıyordu.
Mor Cepken'i görenler kadının yardım istediğini anlıyordu.
Geleneğe ilişkin tarihsel anlatımlara göre toplum kadını korumaya alırken, ona kötü davranan erkek de sosyal yaptırımlarla karşılaşıyor; selamı kesiliyor, davetlere çağrılmıyor ve toplumdan dışlanıyordu.
Böylece Mor Cepken, yazılı bir hukuk kuralının bulunmadığı yerde kadının uğradığı haksızlığı topluma ilan eden bir çeşit sessiz alarm sistemine dönüşüyordu.

NEW YORK BORSASI’NDA SANDIKTAN ÇIKTI
Yüzyıllar sonra aynı giysi, bu kez dünyanın finans merkezlerinden Wall Street'te, New York Borsası'nın tarihi işlem salonunda kadınlara yönelik cinsel şiddete ve mağdurların suçlanmasına karşı verilen mesajın parçası oldu.
Mor Cepken'i taşıyan isim ise dünyaca tanınan Türk bilim insanı Canan Dağdeviren oldu.

Dağdeviren, New York Moda Haftası kapsamında Rise'ın düzenlediği “What Were You Wearing?” – “Ne Giyiyordun?” defilesine katıldı.
Etkinliğin temel mesajı son derece açıktı:
Bir kadının ne giydiği hiçbir zaman rıza anlamına gelmez.
ASTRONOT AMANDA NGUYEN'İN ÖNCÜLÜĞÜNDE
Etkinlik, cinsel şiddet mağdurlarının hakları için çalışan Rise'ın kurucusu, astronot ve Nobel Barış Ödülü adayı Amanda Nguyen'in öncülüğünde gerçekleştirildi.
Cinsel şiddet mağdurlarıyla onlara destek veren isimleri bir araya getiren defile, mağdurlara yıllardır yöneltilen en eski sorulardan birine meydan okuyor:
“Ne giyiyordun?”
Bu kez bu soruya Anadolu'dan gelen yüzlerce yıllık bir cevap eşlik etti.
Mor Cepken.
DAĞDEVİREN: YÜZYILLARIN HAFIZASINI OMUZLARIMDA TAŞIDIM
Canan Dağdeviren, New York'taki yürüyüşünün ardından yaptığı paylaşımda gecenin kendisi için taşıdığı anlamı şu sözlerle anlattı:
“Bu gece New York Moda Haftası podyumunda, omuzlarımda kadınların yüzyıllara yayılan hafızasını, zanaatını, direnişini ve cesaretini taşıyarak yürüdüm.”
Dağdeviren gecenin sonunda mesajını şu sözlerle tamamladı:
“İnanılmak yerine suçlanan her kadın için ve hiçbir kadının bir daha Mor Cepken'ine ihtiyaç duymayacağı bir gelecek için yürüyorum.”
Yüzyıllar önce Toroslar'da bir kadının üzerine giyip sessizce köy meydanına çıktığı Mor Cepken, böylece 2026'da New York'un en sembolik mekânlarından birinde yeniden konuştu.
Bu kez onu yalnızca bir oba değil, dünya gördü.

ÜZERİNDE ÜÇ ASIRLIK ANADOLU VAR
Dağdeviren'in üzerindeki Mor Cepken, eski bir kıyafetin birebir yeniden üretimi de değildi.
Tasarımcı, küratör ve araştırmacı İkbal Gülin Şenyuva Aktuğ tarafından “The Purple Guard – Mor Muhafız” adıyla çağdaş biçimde yorumlandı.
Çağdaş Mor Cepken'in ortaya çıkmasında İkbal Gülin Şenyuva Aktuğ'un yanı sıra Fatma Deniz, Ayşegül Orhan, Emel Duman, Azime Yüksel ve Güler Boran’ın da emeği vardı.

Dağdeviren'in açıklamasına göre kıyafet, yaklaşık üç yüzyıllık farklı dönemlerden gelen kumaşları, el sanatlarını ve kadın hikâyelerini aynı giyside buluşturdu.

Hatay'dan mor ham ipek, Denizli'den elde dokunmuş pembe ipek, 19'uncu yüzyılın başlarına ait gümüş klaptan işlemeli Hereke ipeği, antika altın ve gümüş iplikler, ipek şifon, geleneksel iğne oyası ve firkete oyası, suzani işlemeler ve yürüdükçe hareket edip ses çıkaran antika madalyonlar kullanıldı.
patronlardunyasi.com