Teknoloji


Bakan Kacır, küresel uzay sektörünün artık sadece kamu bütçeleriyle sınırlı kalmadığını, özel sektörün ve dinamik girişimlerin itici güç haline geldiğini belirtti.

Kacır, Türkiye'nin bu alandaki finansman ve altyapı adımlarını şöyle anlattı:

"Küresel uzay ekonomisi, 2025 yılında 686 milyar dolarlık rekor bir seviyeye ulaştı. Bu değerin yaklaşık beşte dördü ticari faaliyetlerden kaynaklandı, bu da tüm dünya hükümetlerinin uzaya yaptığı toplam harcamanın neredeyse 4 katına karşılık geliyor. Düşen fırlatma maliyetleri, küçülen uydular ve artan özel sektör yatırımları giriş bariyerlerini düşürdü, geçmişte yalnızca sınırlı bir kesime ait olan bu alanda yeni aktörlerin yer almasına imkan sağladı. Ne var ki inovasyon, kendi kendine yeşermez.

Doğru bir ekosisteme, ilk müşteri ve güvenilir ortak rolü üstlenen kamu kurumlarına, uzun vadeli riskleri almaya istekli finansman mekanizmalarına ve yaratıcılığı boğmadan öngörülebilirlik sunan yasal düzenlemelere ihtiyaç duyar. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde bu anlayışı teknoloji politikalarımızın merkezine yerleştirdik. BİGG programımız, tohum ve tohum öncesi aşamadaki teknoloji girişimleri için Türkiye’nin en büyük kamu destek mekanizması.

Girişim sermayesi ekosistemimize 750 milyon doların üzerinde ek kaynak kazandıracak adımlar attık. Bugün sadece teknoparklarımızda 300'ün üzerinde şirket, uzay teknolojileri alanında faaliyet gösteriyor. Ayrıca Ankara'da müstakil bir Uzay Teknoparkı kurulması yönünde çalışmalarımızı başlattık."

Kacır, Türkiye'nin yerli uydu geliştirme kabiliyetleri ve hedeflenen derin uzay projelerine ilişkin de heyetlere detaylı bilgi vererek, "2027 yılının başlarında fırlatmayı planladığımız ilk Ay uzay aracımız, yüzde 80'in üzerinde yerlilik oranıyla ve kendi geliştirdiğimiz hibrit itki sistemiyle görev yapacak. Bu misyon, inşa ettiğimiz mühendislik birikiminin ve vizyonu somut neticeye dönüştürme gücümüzün uluslararası düzeyde bir sınavı olacak." ifadelerini kullandı.

patronlardunyasi.com