Gündem


Toygun ATİLLA 

Üç arkadaş, hafta sonunu ve 19 Mayıs tatilini fırsat bilip tekneyle Ege’ye açıldık.

Masmavi koyların arasında ilerliyoruz… Telefon çektiği anlarda gündeme bakıyorum.

Önce Rasim Ozan Kütahyalı’nın elleri kelepçeli halde gözaltına alındığı haberini gördüm. Bugün de tutuklandığı haberini okudum.

Hayata bak…

Bir anda zihnim beni yıllar öncesine götürdü.

FETÖ’nün kötülüklerinin Pandora’nın kutusu gibi açıldığı sonrasında o kötülüklerin maalesef yol olduğu bir iklim geldi aklıma. 

Türkiye’de artık yalnızca davalar yoktu, bir korku iklimi vardı.İnsanlar daha mahkemeye çıkmadan suçlu ilan ediliyordu. Televizyon ekranlarında infaz ediliyordu.

Her dönemin ise en yüksek sesli isimlerinden biri Rasim Ozan Kütahyalı’ydı.

Zekeriya Öz’ün heykelinin dikilmesini teklif eden… FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’den “Hocaefendi” diye bahseden…

Elbette sadece Rasim Ozan değildi bu. O sadece sembol isimlerden biriydi. İnsanları ekranlarda adeta giyotinle müebbete mahkum eden bir medya dili vardı.

Yazımın başında da dedim ya o medya dili sonrasında da Pandora’nın kötülük kutusu açıldıktan sonra maalesef devam etti. 

Bugün Ege’nin ortasında dalgalara bakarken aklıma Hürriyet’te çalıştığım o günler geldi.

Benim de kendi kendime, “Acaba bana ne zaman sıra gelecek?” diye düşündüğüm günler…

Bir sabah kapının çalınmasını beklediğimiz dönemler… Türkiye’nin en büyük kırılmalarından biri işte tam da buydu.

Masumiyet karinesinin kaybolması…

Bir ülkede insanlar mahkeme kararı olmadan suçlu ilan edilmeye başlandığında, orada yalnızca hukuk değil vicdanım da yara alacağını biliyorum. 

Teknede arkadaşlardan biri akşam sohbetinde “Hayattaki mottolarınız ne?” diye sordu.

Rahmetli babam Avni Atilla’nın o iki sözü geldi aklıma: “Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste…” Ve…“Ne oldum deme, ne olacağım de…”

Belki de hayat dediğimiz şey tam olarak bu cümlelerin içinde saklı.

Bir dönem “Yeni Türkiye” söyleminin en sert savunucularından biri olan Rasim Ozan Kütahyalı’nın bugün cezaevine gönderilmesi hayatın ironisi midir bilmiyorum…

Ama şunu biliyorum, bu yazı bir intikam yazısı değildir.

Tam tersine…

Bu yazı Rasim Ozan için bile adalet isteme yazısıdır.

Çünkü dün başkalarına yapılırken karşı çıktığımız hukuksuzluğu bugün sevmediğimiz insanlara yapılırken alkışlarsak, aslında hiçbir şey öğrenmemişiz demektir.

Masumiyet karinesi herkesten önemlidir. Öfkeden… siyasetten… televizyondan… sosyal medyadan…

Hatta bazen mağduriyet yaşamış insanların duygularından bile önemlidir.

Adalet, sadece dostlarımız için istediğimiz bir şeyse onun adı adalet olmaz. İnsan yıllar geçince şunu daha iyi anlıyor:

Hayatın en büyük gücü intikam değil…

Vicdandır.

patronlardunyasi.com