Gündem


Feramuz ERDİN

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün kamuya açık verilerine göre, Özel Güvenlik Kanunu hükümleri çerçevesinde bugün Türkiye’de 408 kişi hakkında koruma kararı alınmıştır. Maliyeti kendileri tarafından üstlenilmek suretiyle silahlı özel güvenlik personeli tarafından korunacak olan bu kişiler genelde iş insanı veya ünlülerdir.

Bunun haricinde, kamu hizmetlerinde görev yapan üst düzey memurlar ile bunların yakınları ve bazı emekli personele de devlet tarafından yakın koruma personeli tahsis edilmektedir. İş spor, sanat, medya dünyasından kişilere de yine devlet tarafından resmi yakın koruma personeli görevlendirilebilmektedir. 

VALİ HAKKINDAKİ İDDİALAR

Gülistan Doku olayının yaşandığı dönemde Tunceli Valisi olan Tuncay Sonel hakkında adli soruşturmayı etkilediği ve delilleri kararttığı iddiasıyla bugün itibarıyla adli ve idari soruşturma başlatıldı. Sonel, İçişleri Bakanlığı tarafından açığa alındı. Kayıtlarda kayıp olarak gözüken Gülistan Doku’nun, sonradan derinleştirilen soruşturma ile aralarında Vali Sonel’in oğlunun da bulunduğu kişiler tarafından öldürüldüğü iddiası gündeme gelmişti. Soruşturma sırasında Vali Tuncay Sonel’in olayın araştırılması aşamasına bizzat dahil olduğu ve yakın koruması aracılığıyla delilleri karartmaya çalıştığı iddiaları ortaya çıktı. 

NE OLMUŞTU?

Tunceli’de 5 Ocak 2020 yılından bu yana kayıp olarak aranan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişim Bölümü 2'nci sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında, dosyada cinayet şüphesi üzerine geniş çaplı operasyon başlatıldı. Operasyonda aralarında Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov ve dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in de bulunduğu 11 kişi gözaltına alındı. O dönemde bazı önemli delillerin ya hiç değerlendirilmediği ya da sorumlular tarafından bilerek karartıldığı anlaşıldı. Polislikten ihraç edilen ve Ankara’da gözaltına alındıktan sonra Tunceli’ye getirilen Gökhan Ertok savcılık ifadesinde Gülistan Doku’ya ait SIM kartın kendisine dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in koruması Şükrü Eroğlu tarafından verildiğini öne sürdü. Koruma Eroğlu’nun Ertok’a ayrıca 10 bin dolarlık bir banka havalesi gönderdiği ortaya çıkmıştı. 

KORKUNÇ PLAN

Tunceli’de o dönemde sorumluluğu olan başka bazı kamu görevlilerinin de başını ağrıtacağına inanılan son gelişmeler ışığında, Gülistan Doku’nun Mustafa Türkay Sonel’in de aralarında bulunduğu kişiler tarafından öldürülerek belirsiz bir yere gömüldüğü düşünülüyor. Savcılık tarafından soruşturmanın derinleştirilmesi ile birlikte sorumluluklarını ihmal veya suistimal ettikleri ortaya çıkarılan kişiler tek tek sorgulanıyor. O dönemde Doku’nun intihar ettiği iddiasıyla Uzunçayır Baraj Gölü’nün suyu bizzat valinin talimatı ile defalarca boşaltılarak aramalar yapılmıştı. Gülistan Doku soruşturmasında gizli tanık beyanına göre Mustafa Türkay Sonel’in Doku’yu öldürdüğünü, cesedin Vali’nin yakın koruma personeli polis Şükrü Eroğlu tarafından gömüldüğünü iddia ediliyor.

Eğer tüm bu iddialar doğruysa, suçun kamu görevlisi olan faillerinin dosyayı, savcılık takibine sokmadan idari bir “kayıp” olayı olarak tutmaya çalıştıkları ve beşinci yılın sonunda verilecek olan bir gaiplik kararıyla konunun üstünün örtüleceğini planladıkları düşünülebilir. Öyle ya da böyle bu dosya kriminal ve etik tarafları başta olmak üzere, tüm yönleriyle artık uzunca bir süre gündemde kalacaktır. 

KORUMANIN ETİK SORUMLULUĞU

Bir kamu görevlisi olarak korumanın görevi, koruduğu kişinin esenliğini sağlamaktır. Bunu da kanunun belirlediği sınırlar içinde yerine getirmesi gerekir. Hayatın doğal akışında koruyan ile korunan ve hatta yakın çevresi arasında zamanla bir samimiyet doğması normaldir. Böylelikle görev olarak tanımlanmayan ancak suç olmayan bazı görevler de yerine getirilir. Ancak bu samimiyetin birlikte suç işlemeye kadar gitmesi tabii ki sorundur. 

Çünkü yasal mevzuatımız görevle ilgili olarak verilen emirlerde iki ana kriter belirlemiştir. Eğer emrin kanunda yeri yoksa ve yapılacak olan iş suç değilse, bu durumda emir yazılı olarak verilir ve emri uygulayan değil veren sorumlu tutulur. Eğer görevle ilgili verilen emir kanunda suç olarak tanımlanıyorsa asla yerine getirilmez. Bu durumda emri veren de uygulayan da sorumludur. Tunceli örneğinde ise korumanın görevle ilgili olmayan bir durumda suça ortak olduğu iddia edilmektedir. Bu durumda, iştirak halinde işlenen suçta, doğrudan o suçun faillerinden birisi olarak yargılanması gerekecektir. Bunun kamu göreviyle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. 

Şahsi menfaat temin etmek amacıyla bu suçu işlediği düşünülebilir. Kaldı ki kanunen, korumanın kamu görevlisi olması nedeniyle koruduğu kişinin işlediği bir suçtan haberi olduğu anda, mümkünse o suçu engellemesi ve derhal ilgili yerlere ihbar 
etmesi gerekirdi.

patronlardunyasi.com