Dünya


Kerim ÜLKER 

Filosundaki nükleer denizaltılar ve uçak gemisiyle Avrupa’nın en güçlü donanmalarından birine sahip olan Ukrayna, 1900 başlıkla da Rusya ve ABD’nin ardından en büyük nükleer cephaneliğini de kontrol ediyordu. 1991 yılının Ağustos ayında, bağımsızlık kazanıldığında işler birer birer tersine döndü.

İLK TANIYAN ÜLKELERDEN BİRİ TÜRKİYE OLDU

24 Ağustos 1991’de orak-çekiçli bayrağın yerini başak tarlalarını simgeleyen "sarı" ile gökyüzünü sembolize eden "mavi" renkleri buluşturan yeni bayrağın göndere çekilmesiyle birlikte Türkiye, Karadeniz’in karşı kıyısındaki komşu ülke Ukrayna’yı tanıyan ilk ülkelerden biri oldu.

Türk nüfusunun oldukça baskın olduğu Ukrayna’da geleceği değiştiren ise 1994 yılındaki Budapeşte Memorandumu oldu. Kiev Yönetimi, İngiltere-ABD ve Rusya’nın koruma ve saldırmazlık garantileri altında nükleer cephaneliğini Moskova’ya devretti. Belki de tarihindeki en büyük hatayı Macaristan’daki görüşmelerde imzalayarak.

SEÇİMLERDE KAYBETTİ KOLTUĞU BIRAKMADI 

2014 yılında Rusya yanlısı yönetim olan Yanukoviç’in seçimlerde kaybetmesine rağmen koltuğunu bırakmaması, Moskova’nın Ukrayna işgalinin de ilk bahanesi oldu. Batı yani Avrupa Birliği umuduyla yönetimin demokraside olduğunu seslendiren Ukraynalılar, Rus güçleri tarafından vuruldu, yok edildi. Ardından daha önce Gürcistan’da olduğu gibi Ukrayna’da, “Rus nüfusunu koruma” bahanesiyle önce Kırım ilhak edildi, ardından ülkenin en büyük ikinci kenti Donetsk’in de olduğu Donbass Bölgesi işgale uğradı. 2022 Şubat ayının 22’sinde; savaşın başlamasından birkaç gün öncesinde o dönem çalıştığım gazetede savaşın yakın olduğunu, nükleer güçlerin elden çıkarılmasının hatasıyla karşı karşıya kalınacağını yazmıştım. 24’ünde ise işgal başladı.... 

Yanukoviç: Ukrayna'nın hukuk sisteminde reforma ihtiyaç olduğunun  farkındayız | Euronews

BOSNA’DAKİ İNSAN AVININ BENZERİ YAŞANIYOR

Aradan geçen 4.5 yıllık sürede Ukrayna’nın nüfusu 39 milyona geriledi. Sahip olduğu alanların yüzde 20’si ise Rus işgali altında. Her gün özellikle çocukların, kadınların, yaşlıların evlerinde, bahçelerinde, okullarında, hastanelerinde öldürüldüğüne şahit oluyoruz. Her gün her harften bir kişi hayatını kaybediyor Rus füzeleriyle. Şimdilerde ise Rus ordusuna, Kuzey Kore ordusuna ait füzelerin de eklendiğini unutmamak gerekiyor.

Geçtiğimiz hafta Rusya'ya ait füzeler; Kherson’daki evinin bahçesinde kitap okuyan 80 yaşındaki bir yaşlı kadını öldürdü. Geçtiğimiz hafta Rus dronları, bisikletiyle eve gitmeye çalışan bir çocuğu katletti. Kameralarla katliamı izleyen Rus askerleri, bu görüntüleri, sosyal medya hesaplarından paylaştı. Bu Saray Bosna’da gördüğümüz insan avının bire bir aynısıydı. Geçtiğimiz hafta bir yaşlı kadın, evinde füzelerle öldürülen 2 yaşındaki torununun naaşına bakıyordu, gözleri perişan halde.

Dünya, her gün bir savaş görüyor ne yazık ki. Ama soykırım; kolay karşılaşamayacağımız bir olgu. 4 yıl süren Birinci Dünya Savaşı’ndan daha uzun bir savaş; Ukrayna’da yaşananlar.

İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’nın gördüğü en büyük katliam… Son yüzyılın en büyük insan göçü. Son yılların en acımasız insan avı…

İSTANBUL VE ANKARA, SARI-MAVİYE BOYANDI

Ukrayna, 35 yıllık tarihinin 3’te 1’ini; yani 12 yılını işgalle yaşadı. 1991’de doğan bir genç, ömrünün 12 yılını savaşlarla, siren sesleriyle, katliamlarla, soykırımlarla doldurdu.

Batı ise hâlâ “demokrasi” ile bu katliama karşı yeterince ses veremezken, Ukrayna; Rusya’ya, ABD’ye, İngiltere’ye güvenerek devrettiği 1900 nükleer başlığın pişmanlığı içinde…

Asıl soru şu aslında: Kiev’in deposunda 1 tane nükleer silah olsaydı bırakın işgali; sınırından içeri bir taş atmaya cüret edebilir miydi Rusya?  

Bugün binlerce yıllık geçmişi bulunan Ukrayna; 40 milyonun altına inen nüfusuyla 35’inci bağımsızlık yılını kutluyor. Rus işgaline karşı kurtuluş savaşını da kazanmak için mücadele ediyor…

Bugün Türkiye’nin birçok yerinde; Ankara’da Atakule, İstanbul'da Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün sarı-mavi renge bürünmesinin altında da 35 yıllık kardeşliğin, desteğin öyküsü yatıyor.

patronlardunyasi.com