Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, ''Önümüzdeki 6 yıllık dönemde ortalama yüzde 7,5 büyümek, geride bıraktığımız son 5 yıla oranla çok daha zor olacak'' dedi.
TÜSİAD'ın ''Türkiye Ekonomisi İçin Büyüme Stratejileri'' başlıklı konferansı, Devlet Bakanı Mehmet Şimşek'in de katılımıyla Hilton Oteli'nde başladı. Toplantının açılışında bir konuşma yapan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, Türkiye'nin güçlü demokrasi, güçlü sosyal yapı ve güçlü ekonomi temelinde çağdaş medeniyetler arasında yer alma hedefiyle çalışmalarını sürdürdüğünü, bunun sonucunda sürdürülebilir güçlü bir büyüme ile birlikte AB'ye tam üyeliğini ''vazgeçilmez bir hedef'' olarak gördüklerini söyledi.
Türkiye'nin son 20 yıllık süreçte bu hedeflere önemli ölçüde yaklaştığını ve ithal ikamesine dayalı kapalı bir ekonomiden, dünya piyasalarına entegre olmuş rekabetçi bir ekonomiye geçiş sağladığını belirten Yalçındağ, bu süreçte önemli reformların gerçekleştiğini, ekonomi politikaları kapsamında yerinde kararlar alınarak, bunların kararlılıkla uygulandığını bildirdi. Ekonomide son 5 yılda yaşanan olumlu gelişmelere de değinen Yalçındağ, ''Ancak çoğu makro ekonomik alanda sağlanan bu başarılara rağmen işsizlik, yurt içi tasarruf açığı, bölgesel gelişim farklılıkları, kayıtdışı ekonomi, teknoloji ve inovasyonun yaygınlaştırılması gibi temel ekonomik alanlarda tıkanıklıklar ne yazık ki devam ediyor'' dedi.
Bu tıkanıklıkların Türkiye'yi uluslararası rekabet arenasında öne çıkmaktan da alıkoyduğuna vurgu yapan Yalçındağ, küresel rekabet alanında uluslararası referanslardan biri sayılan dünya rekabet endeksi sıralamasına yıllar itibariyle bakıldığında 2004-2005 yıllarında Türkiye'nin önemli bir ilerleme kaydettiğini söyledi. Ancak takip eden yıllarda, diğer ülkeler karşısında rekabet gücünü tekrar yitirmeye başladığının görüldüğünü belirten Yalçındağ, son olarak 2007 yılı itibariyle Türkiye'nin 55 ülke içinde 48. sırada yer aldığını ifade etti.
Yalçındağ, çok daha yakın rekabet içinde olduğu Avrupa, Ortadoğu ve Afrika bölgelerindeki 34 ülke arasında ise ancak 31. sırada yer aldığına işaret ederek, ''Bu rakamlar bize gelişmiş ekonomiler arasına girme sürecini başlattığımızı ancak devam ettirmede aynı oranda başarılı olamadığımızı göstermektedir'' dedi. Ekonominin bugün geldiği konum itibariyle sürdürülebilir büyümenin devam ettirilmesi için gerekli koşulların yaratılmasının artık gündemin üst sıralarına taşınması gerektiğini belirten Yalçındağ, TÜSİAD'ın bu bağlamda 2004 yılı haziran ayında ''Türkiye ekonomisi için sürdürülebilir büyüme stratejileri'' başlıklı bir proje başlattığını ve bu güne kadar söz konusu proje kapsamında 8 rapor yayımladığını anımsattı.
Her biri kendi alanında uzman olan seçkin araştırmacılar tarafından yapılan bu çalışmalarda Türkiye ekonomisinin büyümesi için hayati önem taşıyan çeşitli konuların derinlemesine incelendiğini, raporların her birinin potansiyel büyüme seviyesini artırma yolunda önemli ip uçları verdiğini anlatan Yalçında, söz konusu raporların içeriğine ilişkin bilgi verdi.
''YÜZDE 7,5'LUK BÜYÜME ÇOK DAHA ZOR OLACAK''
Projenin son raporunun ''İstikrarlı büyüme önündeki engel: Kayıtdışı ekonomi'' başlıklı rapor olduğunu belirten Yalçındağ, bu çalışmada Türkiye'de kayıtdışı ekonominin boyut ve nedenlerinin irdelendiğini, AB üyeliği sürecinin kayıtdışı ekonomi üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkilerine yer verildiğini söyledi.
Yalçındağ konuşmasında, Türkiye'nin potansiyel büyüme seviyesini artırarak, güçlü büyüme sürecini sürdürülebilir kılmasının ekonomik refahı artırmanın yanında demokratik ve sosyal alanda yapmak istediği atılımları da mümkün kılacağını belirtti.
Böylece 2014 yılında Türkiye'nin AB üyeliği hedefine ulaşmasının kolaylaşacağını söyleyen Yalçındağ, şunları kaydetti: ''2014 yılında Türkiye'de kişi başı gelirin AB ortalamasının en az yarısı kadar olması, üyelik sürecinde ülkemizin eline güçlü bir koz verecektir. Bu nedenle potansiyel büyümemizi artırarak, önümüzdeki 6 yıl boyunca yıllık ortalama yüzde 7,5 civarında büyümemiz, ulusal muhasebe sistemimizin Avrupa muhasebe sistemine (ESA95) uyarlanmasıyla gerçekleşecek bir kerelik artış da dikkate alındığında, şu an Satın Alma Gücü Paritesine göre AB ortalamasının yüzde 28 civarında olan kişi başı gelirimizi 2014 yılında yaklaşık yüzde 48'e çekecektir. Ancak önümüzdeki 6 yıllık dönemde ortalama yüzde 7,5 büyümek, geride bıraktığımız son 5 yıla oranla çok daha zor olacak. Tüm diğer gelişmekte olan ülkelerin de yapmış olduğu temel reformların tamamlanması yüksek büyüme oranlarını muhafaza etmek için eskisinden daha fazla çaba harcamamızı gerektirecek. Makro ekonomik reformlarla elde ettiğimiz başarının ardından reform sürecinin ekonominin mikro düzeyine de ulaştıracak meşakkatli atılımları hızla gerçekleştirmeliyiz.''
İç ve dış ekonomik eğilimlerin de bu açılımları zorunlu kıldığını belirten Yalçındağ, son 5 yıldır iç talep koşullarının belirlediği ve uluslararası finansal koşulların desteklediği büyüme sürecinin, 2006 yılının ikinci yarısı itibariyle dış talep odaklı bir niteliğe büründüğünü ve şimdiye kadar Türkiye'nin lehine çalışan uluslararası likidite ve talep koşullarının 2007 yılı itibariyle daha muğlak bir görünüme kavuştuğunu bildirdi.
Yalçındağ, tüm bu nedenlerden ötürü TÜSİAD olarak Türkiye'nin benimsemesi gereken büyüme stratejisinin bileşenleri ile ilgili başlattıkları çalışmaların giderek daha fazla önem kazandığını gördüklerini belirterek, bu doğrultudaki yeni çalışmaların önünü açmaya gayret ettiklerini kaydetti.