PD HABER MERKEZİ
24 Eylül tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği bugün yürürlüğe girdi.
Yönetmeliğin amacı yalnızca şirketlerin karbon ayak izini ölçmek değil. Düzenlemede iki ekonomik hedef özellikle öne çıkıyor. Sürdürülebilir yatırımlara finansman akışını teşvik etmek ve “yeşile boyamayı” önlemek.
HER “YEŞİLİM” DİYEN YEŞİL SAYILMAYACAK
Yeni sistemle birlikte bir ekonomik faaliyetin taksonomiyle uyumlu kabul edilebilmesi için çevresel hedeflerden en az birine önemli katkı sağlaması, diğer çevresel hedeflere önemli zarar vermemesi ve asgari sosyal koruma şartlarını karşılaması gerekecek.
Yönetmelik altı çevresel hedef belirliyor: Sera gazı emisyonlarının azaltılması, iklim değişikliğine uyum, su ve deniz kaynaklarının korunması, döngüsel ekonomiye geçiş, kirliliğin önlenmesi ile biyoçeşitlilik ve ekosistemlerin korunması ve restorasyonu.
ASIL DEĞİŞİM PARANIN AKTIĞI YERDE
Patronlar Dünyası açısından düzenlemenin en önemli tarafı ise finans sektörü.
Bankalar; aracı kurumlar, yatırım ortaklıkları ve portföy yönetim şirketleri; sigorta, reasürans ve emeklilik şirketleri için ayrı anahtar performans göstergeleri oluşturuluyor.
Böylece finans kuruluşlarının kredilerinin, yatırımlarının ve portföylerinin ne kadarının çevresel açıdan sürdürülebilir faaliyetlerle bağlantılı olduğu ölçülebilecek.
Bu mekanizma zaman içinde reel sektörü de doğrudan etkileyebilir. Çünkü banka kendi yeşil portföy oranını hesaplamak istediğinde kredi verdiği fabrikanın, enerji tesisinin ya da gayrimenkul yatırımının taksonomiye ne ölçüde uyduğunu bilmek isteyebilecek.
Başka bir ifadeyle, şirketlerin çevre performansı yalnızca sürdürülebilirlik raporlarının konusu olmaktan çıkıp finansmanın konusu haline gelebilecek.
TARİHE DİKKAT: ZORUNLULUK 2029’DA
Burada önemli bir ayrım var.
Yönetmelik bugün yürürlüğe girmiş olsa da finans kuruluşları 1 Ocak 2029’a kadar taksonomi raporlaması yapmak zorunda değil. Dolayısıyla “bankalara bugünden zorunlu yeşil raporlama başladı” demek doğru olmaz. Düzenlemenin ekonomik etkisinin 2029’da başlaması gerekmiyor.
Bankaların, fonların ve yatırımcıların taksonomiye uyumlu varlıklarını artırmak istemeleri halinde şirketlerden daha erken dönemde çevresel veri ve uyum bilgisi talep etmeleri mümkün.
Bu da önümüzdeki dönemde yeşil kredi, yeşil tahvil, sukuk ve proje finansmanında şirketlerin çevresel performansının daha görünür hale gelmesi anlamına geliyor.
PD’NİN TARAFI DOĞA
Patronlar Dünyası olarak uzun süredir iş dünyasının yalnızca bilançosunu değil, arkasında bıraktığı çevresel izi de önemsiyoruz.
“100 Doğacı Patron” çağrımızın temelinde de aynı düşünce var: Bir şirketin büyüklüğü yalnızca cirosuyla, ihracatıyla ya da piyasa değeriyle ölçülmemeli; yaşadığı ülkeye, doğaya ve gelecek kuşaklara karşı sorumluluğu da hesaba katılmalı.
Bu nedenle Türkiye Yeşil Taksonomisi’ni yalnızca yeni bir raporlama mevzuatı olarak görmüyoruz.
Doğru uygulanır, denetlenir ve özellikle “yeşile boyama” girişimlerine izin verilmezse, çevreye gerçekten yatırım yapan şirketlerle yalnızca çevreci görünmeye çalışan şirketlerin birbirinden ayrılması için önemli bir araç olabilir.
Patronlar Dünyası da bundan sonra şirketlerin yalnızca ne kadar kazandığını değil, o kazancın ne kadar “yeşil” olduğunu da takip edecek.
patronlardunyasi.com