Spor


Halil KASAPOĞLU

Geçtiğimiz Cuma günü, Türk futbolu adına tarihi günlerden birini daha yaşadık. Ancak günü tarihi kılan şey bir spor olayı değil, belki tarihte ilk defa yaşanan bir krizdi.  Galatasaray’ın 26'ıncı şampiyonluğunu kutladığı törene, şampiyonluk kupasını takdim etmek üzere Türkiye Futbol Federasyonu’ndan hiçbir yönetici ya da görevli gelmemişti. Futbolcuların madalyalarını takan da kupayı futbolculara takdim eden de kulüp başkanı Dursun Özbek oldu.

Kupa krizi, sezon boyu süren bir gerilimin son perdesiydi.

Bugün gelinen noktayı daha iyi anlamak için, sezon boyu yaşananları hatırlamakta fayda var.

“ELİNİ KIRARIM” İLE BAŞLAYAN SÜREÇ

Dursun Özbek’in, “Galatasaray’ın hakkına göz dikenlerin gözünü çıkarırım, el sürenlerin elini kırarım.” çıkışı, TFF’ye karşı açık bir meydan okumaydı. Ardından gelen, “Bu TFF’ye ihtiyaç yok” cümlesi ise artık tartışmanın sportif zeminden çıkıp kurumsal meşruiyet alanına geçtiğini gösteriyordu.

Federasyon Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, bu açıklamalara oldukça sert karşılık verdi. “Dursun Başkan’ın söylediği 'el uzatanın elini kırarım' sözüne katılıyorum. Hatta ekleyeyim, ruhunu da alırım. Ben bugün TFF başkanıyım, ben elbette bu başkanlıktan ayrılacağım. Siz de Galatasaray başkanlığından ayrılacaksınız. Bunun bedeli çok ağır olur.” ifadeleri, Türk futbolunda alışık olduğumuz polemik çizgisinin bile ötesine geçti. Bu açıklamaların ardından soluğu yönetimiyle birlikte adliyede alan Dursun Özbek, açıkça tehdit edildiğini ifade ederek Hacıosmanoğlu hakkında suç duyurusunda bulundu.

“YASİN KOL” KIRILMASI

Sezonun ilk yarısında Kadıköy’de oynanan Fenerbahçe-Galatasaray derbisi sonrası, Yasin Kol ismi iki taraf arasındaki gerilimin sembolüne dönüştü.

Özellikle bu derbiden sonra Galatasaray cephesi, uzun süredir Yasin Kol’un kritik maçlarda görevlendirilmesine tepki gösteriyordu. Hatta TFF’ye gidilerek görüntülerin izlendiği, çeşitli pozisyonların tek tek anlatıldığı bizzat Dursun Özbek tarafından açıklandı.

Federasyon ise geri adım atmadı.

Tam tersine, Hacıosmanoğlu’nun: “Bize konuşurken kuzu ama kameraları görünce aslan yavrusu kesiliyorlar” çıkışı, ilişkileri yeniden çıkmaza soktu.

Bir süre taraflar arasındaki buzlar eridi. Hacıosmanoğlu, Galatasaray’ın Avrupa zaferleri sonrası Özbek’i telefonda bizzat tebrik etti. Bazı Avrupa maçlarını da stattan takip etti. Ancak sulh dönemi fazla uzun sürmedi.

Son kırılma, şampiyonluk düğümünün çözüldüğü Fenerbahçe derbisine Yasin Kol’un atanması sonrasında yaşandı.

Kulislerde, Galatasaray’ın Mehmet Türkmen ismini önerdiği, hatta bu ismin Fenerbahçe cephesinde de kabul gördüğü, ancak son kararın doğrudan federasyon başkanının iradesiyle Yasin Kol’un maça atanması yönünde verildiği iddia edildi.

Bunun üzerine Galatasaray, sosyal medya hesabından sert ve net bir açıklama yaptı: “Türkiye Futbol Federasyonu mevcut yönetimiyle tüm ilişkilerimiz askıya alınmıştır.” 

Bu açıklamanın etkisi, şampiyonluk kutlamasına kadar uzanacaktı.

SESSİZ PROTESTO

O günden sonra dikkat çekici bir protesto yaşandı.

Federasyon’dan hiçbir yönetici Galatasaray-Fenerbahçe maçı da dahil olmak üzere, Galatasaray’ın kalan hiçbir maçına katılmadı. Kulüp ile TFF arasında herhangi bir resmi temas kurulmadı.

Sessiz ama bilinçli bir mesafe oluştu.

Ve bu sessizlik, geçtiğimiz Cuma gecesi şampiyonluk töreninde zirveye ulaştı.

Federasyon, Türk futbolunun en üst liginin final sahnesinde yoktu. Yalnızca kupayı takdim etmek değil, kupayı kulüp görevlilerine teslim etmek için bile hiçbir görevli gönderilmemişti.

Son dönemde TFF ile Galatasaray yönetimi arasında yaşanan gerilim farklı bir boyut almıştı. Ancak şampiyonluk kupasının adeta bir kargo gönderir gibi stadyuma gönderilmesi, Sezen Aksu’nun o güzel şarkısının “Kan Davası mı? Bu Nasıl Öfke?” sözlerini mırıldanmama sebep oldu.

ASIL PROBLEM: GELECEK SEZON

Belki de asıl büyük sınav, yeni sezonla birlikte başlayacak. Fenerbahçe’de Aziz Yıldırım’ın yeniden başkanlık koltuğuna dönme ihtimali var. Böyle bir tabloda Türk futbolu çok ilginç bir denklemin içine girebilir.

Bir tarafta geçmişte kamuoyu önünde ağır polemikler yaşamış Aziz Yıldırım ile İbrahim Hacıosmanoğlu… 

Diğer tarafta ise mevcut federasyon yönetimiyle ilişkilerini resmen askıya almış bir Galatasaray…

Hal böyleyken, önümüzdeki sezon Türk futbolunda verilecek her kararın, atanacak her hakemin, uygulanacak her disiplin yaptırımının yalnızca sportif açıdan değil; geçmiş hesaplar ve güç dengeleri üzerinden tartışılabileceği bir iklime giriyoruz.

TFF tüm bu kırık fay hattının arasında, yeni sezonda tarafsızlığını ve bağımsızlığını gerçek anlamda tesis edebilecek mi, izleyip göreceğiz.

patronlardunyasi.com