Milliyet gazetesi yazarı Özay Şendir'in, bugünkü kaleme aldığı yazısında Türkiye’nin yerli savunma sanayii teknolojileriyle 5. nesil F-35 savaş uçaklarına karşı elde ettiği teknolojik ve stratejik üstünlüğü ayrıntılarıyla değerlendirdi. ASELSAN imzalı yerli radarlar, yapay zekâ destekli koordinat hesaplama sistemleri ve Siper füze ailesinden oluşan "Çelik Kubbe" savunma ağının, bölgesel tehditlere karşı Türkiye'ye tam bir hava sahası koruması sağladığına dikkat çekti. İşte o yazı:
Netanyahu’nun Türkiye’yi tahrik ederek oy almaya çalıştığı Suriye saldırısında İsrail’in F-15 uçakları kullanıldı, Türkiye bu uçakları neredeyse kalkar kalkmaz fark etti ve kendi hava sahasında her türlü önlemi aldı. Bu saldırı F-15’ler değil F-35’lerle yapılsaydı da sonuç değişmeyecekti...
Sanılanın aksine dünya üzerinde görünmez bir uçak yoktur.

Hayalet uçak dediğimiz 5. Nesil uçaklar, yüksek frekanslı radarlarda ekran kesiti bir kuş ya da bir tenis topu büyüklüğünde görülen uçaklardır.
Dünya üzerinde askeri radar üreten 50 kadar ülke var ve yüksek frekanslı radarlar bu ülkeleri F-35’ler karşısında savunmasız bırakıyor. Daha doğrusu onlar ekranda gördükleri kesitin F-35 olduğunu anladıklarında iş işten geçmiş oluyor.
✶ ✶ ✶
Dünya üzerinde F-35’leri yakalayabilen radarları üretebilen sadece 7 ülke var.
ABD, Çin, Rusya, İsrail, Almanya, Fransa ve Türkiye.
ASELSAN’ın ürettiği ERALP ve ALP serisi radarlar F-35’leri yüzlerce kilometre öteden tespit edebiliyor.
Asıl önemli soru şu, bir F-35’i tespit etmek onu etkisiz hale getirmeye yeterli mi?
Bu sorunun cevabı hayır.
Erken uyarı radarı F-35’i tespit etti ve verileri atış kontrol merkezi radarına iletti diyelim.
Yüksek frekanslı atış kontrol radarı uçağa kitlenemez zira F-35’in üzerindeki kaplama bu keskin dalgaları yutmak veya başka yöne saptırmak üzere tasarlanmıştır.
Hal böyle olunca da gördüğünüz F-35’e karşı savunma yapamaz hale gelirsiniz.
✶ ✶ ✶
Türkiye bu sorununu da çözmüş bir ülke.
ASELSAN üretimi radarlarımız sadece F-35’i tespit etmekle kalmıyor aynı zamanda yapay zekâ modelleri kullanarak uçağın 2 saniye, 5 saniye sonra gökyüzünde tam olarak hangi koordinatta olacağını hesap edebiliyor. Bu hesaplama, erken uyarı radarından gelen görüntü, çevre bataryalardaki radarlardan elde edilen verilerin hepsi toplanarak tek bir veri olarak Siper Atış Kontrol Radarına yollanıyor.

Bundan sonra iş Türk Silahlı Kuvvetleri’nin envanterine girmiş bulunan Siper-1 füzelerine geçiyor. Füze fırlatıldıktan sonra içindeki radar hemen açılmıyor. Yerdeki Komuta Kontrol füzeyi F-35’e doğru yönlendiriyor. Bu sayede hedef kendisine doğru gelen füzeyi fark edemiyor. Bu uçuş terminal aşamaya kadar devam ediyor. Ne zaman ki Siper hedefe 15-20 kilometre mesafeye ulaşıyor, o zaman kendi yüksek frekanslı radarını açıyor ve F-35’e kitleniyor. Uçağın kaçınma manevralarına karşı füze üzerindeki kanatçıklar takibi sağlıyor ve uçağa en yakın noktada nitelikli parçacıklı mühimmat patlayarak hedefi imha ediyor. Bu haliyle sistem Türkiye’ye büyük bir ayrıcalık sağlıyor.
✶ ✶ ✶
Türkiye sadece bununla yetinmedi.
Bir de Haziran’da son test atışı başarıyla geçen Siper 2’ler var.
Seri üretim aşamasındaki Siper 2’ler terminal safhada ateşlediği 2. motoru, 5 Mach’e ulaşan hızı, elektronik karıştırıcılara karşı devreye sokabildiği ısı ve kızılötesi yetenekleriyle kaçınılması imkânsız bir füze. Görev irtifası F-35’lerin maksimum irtifasından daha da yüksek.
Bu saydığım karadan havaya çok katmanlı savunma sistemimiz Çelik Kubbe’nin Türkiye’ye sağladıkları. Tek savunma aracımız bu değil elbette.
Kızılelma ve F-16 Özgür Projesi’yle Murad AESA radarı ile donatılmış platformlarımız hava-hava mücadelelerinde de Türkiye’ye büyük üstünlük sağlıyor.
Murad AESA radarı Galyum Nitrat (GaN) yarı iletken teknolojisiyle üretildiği için F-35’lerde bulunan Galyum Arsenit tabanlı radarlardan çok daha etkin. ABD şu anda çok daha yüksek güç yoğunluğuna ve termal verimliliğe sahip olan ve bizim kullandığımız Galyum Nitrat teknolojisine geçiş yapmaya başladı.
Bunları sonradan gelmeyi dezavantaj gören, Türkiye’nin oluşturduğu mühendislik başarısının farkında olmayan, Yunanistan ve İsrail medyasında çıkan, tersine mühendislik iddialarını ciddiye alanlar için yazdım.
✶ ✶ ✶
Sohbetlerini savaş senaryoları üzerine kuranlar için bazı bilgiler daha ekleyeyim:
Mesela sohbetlerde söz edilen İsrail ve F-35 bekleyen Yunanistan’ın durumuna bakalım:
İsrail F-35’leri havada yakıt ikmali yapmadan Türkiye’nin içlerine ulaşıp, dönecek bir menzile sahip değil, havada ikmal ya da ek yakıt tankı demek anında yüksek frekanslı radarlarla da tespit demektir. Aynı durum F-35’ler için İtalya sınırına yakın bir üs seçen Yunanistan için de geçerli. Kendi ürettiği teknoloji ve çok katmanlı savunma sistemiyle zaten önlemlerini almış olan bir ülke Türkiye. Sohbetlerde savaş senaryolarını konuşanların ama uçaklarımız eski demesi çok da anlamlı değil.

Başka ülkelerin topraklarında gözü olmayan, kendi topraklarımızı ve haklarımızı savunacak gücümüz şu anda da var.
Sanal medyada tank-uçak sayısıyla ordu gücü mukayese eden yayınlara bakmayın siz.
Tanklar eskiden karadan anti-tank silahlarıyla vurulurdu şimdi SİHA’larla vuruluyor.
Altay, havadan gelen tehlikelere karşı savunma önlemleriyle üretildi, bu imkâna sahip olan tank sayısı dünyada sınırlı. Yani ne tank sayısının ne de uçak sayısının ya da neslinin pek bir önemi kalmadı günümüzde...
✶ ✶ ✶
Mühendislikte geldiğimiz nokta, dünyada savaş konseptlerini değiştiren SİHA öncülüğümüz bunlar çok değerli ama bunları değerli kılan şey devlet aklımız.
İsrail’de ekim sonunda, Yunanistan’da da Mayıs 2027’de seçimler var. Türkiye artık öyle bir güç oldu ki, seçimlerin ana gündem maddesi haline geldi.
Başkaları Türkiye’ye karşı nafile silahlanma çabaları içine girdiğinde Türkiye, bölgesel istikrar adına ittifaklar kuruyor, kendi içerisinde yarım asırdır süren terör sorununu tasfiye ediyor. Akıl ve silahın güç üzerinde yarattığı çarpan etkisi tam olarak da bu.
Türkiye’yi kışkırtarak oy almaya çalışanlarla eğlendiğimiz, boy aşan cümleleri ciddiye almadığımız bir zaman dilimine geldik.
1974’te NATO kodlarıyla kullanılan telsizlerin derdini savaş sırasında yaşayan, kendi firkateynini iki kere vurarak batıran bir ülkeydik biz. Bugün bambaşka bir noktadayız ama sorun şu ki Türkiye ile sorunu olanların bile kabul etmek zorunda kaldığı gücümüzü halen idrak etmekte zorlananlarımız da var...
patronlardunyasi.com