TMB tarafından Ticaret Bakanlığının desteğiyle düzenlenen "İnşaat Zirvesi Türkiye" etkinliği, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, bazı ülkelerin bakanları ve sektör temsilcilerinin katılımıyla Ankara'da bir otelde başladı.
Eren, burada yaptığı konuşmada, inşaat sektörünün, ekonomik büyümenin, istihdamın ve kalkınmanın temel taşı olarak yaklaşık 200 sektörü doğrudan ve dolaylı etkilediğini söyledi.
Tarih boyunca medeniyetlerin gelişmişlik düzeyinin, inşa ettikleri altyapılarla ölçüldüğünü belirten Eren, "İnsanları ve ekonomileri birbirine bağlayan yollar, köprüler, limanlar ve şehirler sadece mühendislik başarısının değil, aynı zamanda toplumsal ilerlemenin de simgesi olmuştur. Ancak bugün sektörümüz, tarihte eşine az rastlanır bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Dijitalleşme, yapay zeka, otomasyon, ileri malzemeler ve veri odaklı proje yönetimi uygulamaları, projelerin tasarlanma, hayata geçirilme ve işletilme biçimlerini köklü bir şekilde değiştirmektedir." diye konuştu.
Eren, hızlı kentleşme, iklim değişikliği, tedarik zincirlerinde yaşanan kırılganlıklar ve sürdürülebilirlik alanında artan beklentiler gibi küresel ölçekte önemli sınamalarla da karşı karşıya olunduğuna dikkati çekerek şöyle devam etti:
"Dönemin gerekliliklerine cevap verebilmek, yenilikçiliği, dayanıklılığı ve her şeyden önemlisi uluslararası işbirliğini zorunlu kılmaktadır. Kuşkusuz hiçbir ülke, hiçbir kurum ve hiçbir şirket bu dönüşümü tek başına yönetemez. İşte bu nedenle bugün burada gerçekleştirdiğimiz bu etkinlik gibi uluslararası platformlar her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır."
YURT DIŞINDA 13 BİN PROJE TAMAMLANDI
Sektörün farklı kesimlerinden 1000'den fazla ziyaretçinin etkinliğe katıldığı bilgisini veren Eren, ABD, Almanya, Birleşik Krallık, Çin, Finlandiya, Fransa, Güney Kore, İsveç, İtalya ve Japonya'dan toplam 81 firmayı ağırladıklarını bildirdi.
Eren, program kapsamında düzenlenecek oturumlarda dijitalleşme, yapay zeka, veri merkezleri, sürdürülebilirlik, döngüsel inşaat uygulamaları ve yenilikçi yapı malzemeleri gibi konuların ele alınacağını belirterek, "Bu tartışmaların, sektörümüzün önündeki fırsatları daha iyi değerlendirmemize ve karşı karşıya bulunduğumuz zorluklara daha etkin çözümler geliştirmemize katkı sağlayacağına inanıyorum." ifadesini kullandı.
Türk inşaat sektörünün söz konusu dönüşüm sürecine güçlü bir tecrübe ve birikimle girdiğini ifade eden Eren, "Türk müteahhitleri son 50 yılda 138 ülkede yaklaşık 13 bin projeyi başarıyla tamamlamış, üstlenilen projelerin tutarı 562 milyar doları aşmıştır. Havalimanlarından otoyollara, enerji santrallerinden demir yollarına, sağlık tesislerinden büyük ölçekli altyapı projelerine kadar uzanan geniş bir yelpazede şirketlerimiz Avrupa, Asya, Orta Doğu, Amerika ve Afrika'da önemli başarılara imza atıyorlar." diye konuştu.
"TÜRKİYE BAŞARILI BİR İNŞAAT SEKTÖRÜNE SAHİP"
Finlandiya'nın Ankara Büyükelçisi Pirkko Mirjami Hamalainen de ülkesinin bu etkinlikte olmasının büyük bir fırsat niteliği taşıdığını söyledi.
Küresel inşaat sektörünün yeni bir çağa geçiş yaptığına işaret eden Hamalainen, altyapı ihtiyaçlarının çok hızlı arttığını, bununla beraber iklim değişikliğinin de sektörü yeniden düşünmeye ittiğini dile getirdi.
Hamalainen, Finlandiya'nın 2035 yılına kadar karbon nötr olma hedefi bulunduğunu belirterek, söz konusu hedefin yapı sektörü, altyapı ve kentsel gelişim ile kalkınma gibi alanlarda geçerli olduğunu ifade etti.
Türkiye'nin Asya'da da en önemli dinamik ülkelerden biri olduğunu vurgulayan Hamalainen, "Türkiye başarılı bir inşaat sektörüne sahip. Bu birçok dönemde güçlü bir konumdur." dedi.
"FARKLILAŞMAMIZ GEREKİYOR"
NG Kütahya Seramik Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Güral da inşaat sektörünün yalnızca inşa eden bir sektör olmadığını, aynı zamanda yaşam alanlarını şekillendiren ekonomik bir güç olduğunu ifade etti. Güral, dünyanın hızlı şekilde değiştiğine dikkati çekerek, "Yenilikçi ve sürdürülebilir olmak ve sektörlerimizde farklılaşmamız gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.
CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI CEVDET YILMAZ: İNŞAAT SEKTÖRÜNÜN EKONOMİDE ÖNEMLİ VE ÖZEL BİR KONUMU VAR
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Ticaret Bakanlığının destekleriyle Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) tarafından başkentte bir otelde düzenlenen, "İnşaat Zirvesi Türkiye" programında yaptığı konuşmada, inşaat sektörünün ekonominin büyüme ve kalkınma sürecinde önemli, özel bir konuma sahip olduğunu söyledi.
İnşaat sektörünün büyümeye katkı sunarken diğer taraftan enflasyonla mücadele programına da önemli katkılar sunduğunu belirten Yılmaz, gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 6'sını oluşturan sektörün, diğer sektörler üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkileri dikkate alındığında bu oranın daha yüksek olduğunu ifade etti.
Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisi 2002-2025 döneminde yıllık ortalama yüzde 5,3 oranında büyürken, inşaat sektörünün yüzde 6,8 büyüdüğünü, geçen yıl ekonomi yüzde 3,6 oranında büyürken sektörün yüzde 10,8'lik performansı gösterdiğini bildirdi.
Bu yılın ilk çeyreğinde de büyümesini sürdüren sektörün, ivmesini korumaya devam ettiğini, sektörde doğrudan istihdam edilen kişi sayısının 2,2 milyonun üzerine ulaştığını aktaran Yılmaz, "Türk müteahhitlik firmaları bugüne kadar 138 ülkede toplam 563 milyar dolara yakın proje üstlenmiş durumda, dünyanın en büyük uluslararası müteahhitlik firmaları sıralamasında firma sayısı bakımından Çin’den sonra ikinci konumdayız. Dünyanın en büyük 250 uluslararası müteahhitlik firması listesinde 45 Türk firması yer alıyor, bu küresel düzeyde ulaştığımız seviyeyi çok açık bir şekilde gösteriyor." diye konuştu.
Yılmaz, yapı malzemeleri sektörünün geçen yıl 35,5 milyar dolara ulaşan ihracatıyla, ülkenin dış ticaret performansına önemli katkılar sunduğunu, toplam mal ihracatının yaklaşık yüzde 13'ünü gerçekleştiren sektörün üretim kapasitesi, pazar çeşitliliği ve yüksek katma değerli yapısıyla küresel pazarlardaki konumunu güçlendirdiğini kaydetti.
Gelecek dönem savaşların bittiği bir ortamda bölgede yeniden inşa çalışmalarının hızlanacağına ve bunun da sektöre yeni perspektifler açacağına inandığını dile getiren Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu çerçevede hükümet olarak da her zaman müteahhitlerimizin ve yapı sektörümüzün yanında olduğumuzu ifade etmek istiyorum. İhracatçılarımızı fuar desteklerinden tasarım desteklerine, TURQUALITY programından sektörel ticaret heyetlerine kadar geniş bir yelpazede Ticaret Bakanlığımızın öncülüğünde destekliyoruz. Amacımız, yüksek katma değer üreten, teknoloji odaklı, yenilikçi ve küresel ölçekte rekabet gücü yüksek bir inşaat ve yapı ekosistemini geliştirmektir."
"KENTSEL DÖNÜŞÜM BİR TERCİH DEĞİL, YAŞAM KURTARAN BİR ZORUNLULUK"
Cevdet Yılmaz, inşaat sektöründe de bir dönüşüm yaşandığını, özellikle dijital teknolojilerde yaşanan gelişmelerin, yapay zeka başta olmak üzere yeni yatay teknolojilerin inşaat sektörünü derinden etkilediğini aktardı.
Türkiye olarak dijital ve yeşil dönüşümü kalkınma stratejilerinin merkezine aldıklarını vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:
"İnşaat ve yapı ekosistemi de aynı anlayışla şekillenmek durumunda. Bu yaklaşım, şehirlerimizin geleceği açısından da belirleyici konumdadır. Bir taraftan şehirlerimizi inşa edeceğiz, bir taraftan da afet riskleriyle karşı karşıya olan bir ülkeyiz. Afetler olduktan sonra değil, olmadan riskleri yönetmemiz çok önemli. Her alanda olduğu gibi, kriz yönetmek istemiyorsanız riskleri yönetmeniz lazım. Dolayısıyla şehirlerimizdeki riskli alanların dönüşümü çok kıymetli. Kentsel dönüşüm ve diğer altyapı dönüşümü konusunda bazen gereksiz birçok tartışma da duyuyoruz. Şunu açık ve net bir şekilde söylememiz lazım, bu dönüşüm bir tercih değil, yaşam kurtaran bir zorunluluk. Dolayısıyla bu büyük dönüşümü gerçekleştirmek durumundayız. Burada da yine inşaat sektörümüze çok önemli görevler düşüyor.
Akıllı şehir uygulamalarından gelişmiş yapı teknolojilerine, dijital altyapılardan sürdürülebilir ulaşım sistemlerine kadar geniş bir alanda atılacak adımlar, şehirlerimizin dayanıklılığını ve gücünü artıracaktır. Aynı şey uluslararası alanda da geçerli. Önümüzdeki dönemde bağlantısallık ve dayanıklılık kavramı çok ön plana çıkıyor. 'En düşük maliyetle nerede üretim yaparım?' anlayışının yerine, riskleri azaltarak, dayanıklılığımı artırarak, tedarik sistemlerimi çeşitlendirerek 'Nerede üretim yaparım?' anlayışı daha fazla ön plana çıkıyor."
"ÖNEMLİ KAZANÇLAR SAĞLAYACAĞIMIZ BİR DÖNEME GİRİYORUZ"
Türkiye'nin Asya, Avrupa ve Afrika kıtasının ortasında yer aldığına işaret eden Yılmaz, şu değerlendirmede bulundu:
"Bu üç kıtanın ortasında, bağlantısallığı yüksek bir ülke olarak Zengezur Koridoru'ndan Kalkınma Yolu'na, Hicaz Demiryolu'na varıncaya kadar birçok imkanımız, perspektifimiz var. Bunları sadece yol ve demir yolu projeleri olarak düşünmeyin. Bu güzergahlar aynı zamanda yeni enerji güzergahları, yeni dijital güzergahlar, yeni ticaret rotaları olarak düşünülmek durumunda. Dolayısıyla bu bağlantısallık çerçevesinde çok farklı bir perspektifimiz olduğunu söyleyebilirim. Savaşlar bölgedeki ülkelere de Türkiye'ye de ekonomik olarak maliyetler getirdi. Ama inşallah orta vadede çok daha önemli kazançlar sağlayacağımız bir döneme giriyoruz. Bunu da hep birlikte değerlendirmek durumundayız. Türkiye Yüzyılı vizyonumuz doğrultusunda güçlü mühendislik birikimimizi, üretim kapasitemizi, müteahhitlik tecrübemizi ve teknoloji dönüşüm kabiliyetimizi daha ileriye taşıyacağız. Bunu da inşaat sektörümüze ve yapı malzemelerine yansıtacağız."
Yılmaz, dijital dönüşümden yeşil dönüşüme, yenilikçi yapı malzemelerinden ileri inşaat teknolojilerine uzanan bu değişim sürecini sektör için bir fırsata dönüştürmeye kararlı olduklarını dile getirdi.
Konuşmaların ardından, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz ve beraberindekiler alandaki stantları ziyaret etti.
patronlardunyasi.com