Spor


Halil KASAPOĞLU

Geçtiğimiz hafta Spor Tahkim Mahkemesi CAS’ın programı için İsviçre’deydim. Spor hukukunun farklı meselelerinin ele alındığı programın ardından UEFA’nın Nyon’daki merkezini ziyaret ettim.

#video_9754629#

Ziyaretin benim açımdan en ilgi çekici bölümü, UEFA’nın 8 Eylül’de hizmete açtığı yeni VAR merkeziydi.

Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi gibi organizasyonlarda kullanılan VAR sisteminin perde arkasını görme fırsatı buldum.

Üstelik yalnızca izlemekle kalmadım. Bir VAR simülasyonuna da katıldım.

Yıllardır tribünlerde ve televizyon ekranlarında tartıştığımız kararların verildiği koltuğa bu kez ben oturdum.

11 ODADAN AVRUPA’NIN STADYUMLARINA

UEFA’nın yeni VAR merkezinde 11 video operasyon odası bulunuyor.

Avrupa’nın farklı ülkelerindeki stadyumlara fiber optik bağlantılarla ulaşan altyapı, sezon boyunca 220’den fazla karşılaşmaya Nyon’dan VAR desteği verilmesini sağlıyor.

Başka bir ifadeyle, Avrupa’nın bir ucunda oynanan karşılaşmanın kritik pozisyonu, yüzlerce kilometre uzaktaki bu merkezde incelenebiliyor.

Merkezde yan yana dizilmiş ekranlar, farklı kamera açıları, kulaklıklar ve görüntüleri yöneten teknolojik sistemler bulunuyor.

Ancak ziyaret sırasında dikkatimi çeken yalnızca teknoloji olmadı.

Asıl önemli olan, bu teknolojinin nasıl kullanıldığı ve karar mekanizmasının nasıl işlediğiydi.

VAR KOLTUĞUNA OTURUNCA…

Simülasyonda VAR koltuğuna oturdum.

Televizyon karşısında birkaç saniyede karar verebildiğimizi düşündüğümüz pozisyonların, gerçekte ne kadar çok aşamalı bir değerlendirme gerektirdiğini gördüm.

Sistemde görev dağılımı son derece belirgin.

VAR hakemi tartışmalı pozisyonu incelerken yardımcı VAR hakemi sahada devam eden oyunu takip ediyor. Tekrar operatörü ve yardımcı operatör ise inceleme için gerekli görüntüleri hazırlıyor.

Bir yandan temasın niteliği değerlendiriliyor, diğer yandan pozisyonun öncesi inceleniyor.

Hangi kamera açısı daha açıklayıcı? Temas nerede gerçekleşti? Pozisyonun başlangıcında gözden kaçan bir ayrıntı var mı?

Ve en önemlisi, görülen hata VAR’ın müdahalesini gerektirecek kadar açık mı?

Bütün bunlar değerlendirilirken maç devam ediyor, futbolcular itiraz ediyor, tribünler ve televizyon başındaki milyonlarca seyirci karar bekliyor.

VAR’dan aynı anda hem hız hem de kusursuzluk bekleniyor.

Oysa bu iki beklenti her zaman birbiriyle örtüşmüyor.

HER HATALI KARARA VAR MÜDAHALE EDEMİYOR

Ziyaret sırasında üzerinde özellikle durulan konu, VAR sisteminin müdahale sınırlarıydı.

Futbol kamuoyunda sıkça gözden kaçırılan önemli bir ayrıntı var:

VAR’ın görevi, hakemin verdiği her tartışmalı kararı yeniden değerlendirmek değil.

Sistemin temel ölçütü, protokolde tanımlanan olaylarda açık ve bariz hataların tespit edilmesi.

Bir pozisyonda farklı bir kararın daha doğru olabileceğini düşünmek, tek başına VAR müdahalesi için yeterli değil.

Müdahalenin hangi durumlarda yapılabileceği kurallarla belirlenmiş durumda.

Üstelik VAR, sahadaki hakemin yerine geçmiyor. Nihai karar yetkisi yine maçın hakeminde bulunuyor.

Bu ayrım önemli.

Çünkü VAR’ın her tartışmalı pozisyona müdahale etmesi, futbolun sürekli durdurularak yeniden yönetilmesi anlamına gelir.

VAR’IN YETKİLERİ GENİŞLİYOR

Futbolun kuralları gibi VAR protokolü de değişiyor.

2026/27 sezonuna ilişkin düzenlemelerle sistemin müdahale edebileceği alanlar genişletildi.

Örneğin açıkça hatalı verilen ikinci sarı kart nedeniyle bir futbolcunun ihraç edilmesi, VAR incelemesinin kapsamına alındı.

Hatalı korner kararları için de organizasyonların tercihine bağlı olarak, oyunun yeniden başlamasını geciktirmeyecek sınırlı bir inceleme imkânı getirildi.

Bu değişiklikler, VAR’ın futbol içindeki rolünün hâlâ gelişmekte olduğunu gösteriyor.

Ancak teknolojinin yetkilerinin genişlemesi, tartışmaların kendiliğinden sona ereceği anlamına gelmiyor.

TÜRK FUTBOLU İÇİN ASIL MESELE

Nyon’daki deneyimim bana bir başka konuyu da düşündürdü.

Türkiye’de VAR tartışmalarının önemli bir bölümü, yalnızca verilen kararlar üzerinden yürütülüyor.

Oysa hangi pozisyona neden müdahale edilebildiği, hangi durumda sahadaki hakemin kararının geçerli kaldığı ve sistemin hangi kurallarla çalıştığı da en az kararın kendisi kadar önemli.

Hakemlerden doğru karar beklemek kadar, futbol kamuoyunun bu kararların hangi kurallara göre verildiğini bilmesini sağlamak da gerekiyor.

Teknoloji tek başına güven yaratmıyor.

Güven, kuralların tutarlı uygulanması ve karar süreçlerinin anlaşılabilir olmasıyla güçleniyor.

Nyon’daki VAR merkezinden ayrılırken aklımda kalan en önemli izlenim buydu.

Futbolda tartışmalar elbette bitmeyecek.

Aynı pozisyonu izleyip farklı kararları savunmaya devam edeceğiz.

Ancak tartışmanın sağlıklı yürütülebilmesi için önce sistemin neyi yapabildiğini, neyi yapamadığını bilmek gerekiyor.

Çünkü VAR görüntüyü tekrar gösterebiliyor. Ama o görüntüye duyulan güveni yalnızca teknoloji sağlayamıyor.

patronlardunyasi.com