Dünya


Ertuğrul ÖZKÖK
 
NE Mİ OLDU? “ET YEMİYOR, YETERİNCE ERKEK DEĞİL” DEDİĞİ ÇOCUK TRUMP’A 1 MİLYON OY FARK ATTI
 
Ne mi oldu?
 
Siyah bir kadın,
Latin kökenli biri,
bir LGBT bireyi,
bir Kızılderili,
bir trans birey,
bir Filistinli,
bir Müslüman…
 
İlk kez vali ve senatör seçildi.
 
Texas’ta, “Bu adam vegan, et yemiyor; dolayısıyla yeterince erkek değil” dedikleri genç, seçimde Trump’ın adayına 1,1 milyon oy fark attı. Yani 12 puan farkla seçildi.
 
Salı günü Amerika Birleşik Devletleri’nde işte bunlar oldu…
 
7 GÜN BOYUNCA NEW YORK’TA GÖRDÜKLERİM
 
Yedi gün New York’ta kaldıktan sonra Londra’ya geçtim. İki gündür Londra’dayım. Dün gece sabaha kadar uyumadan Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan ara seçimleri izledim.
 
Şimdi beni arayan arkadaşlarım soruyor: “Amerika’da neler oluyor?”
 
Amerika uzmanı değilim, siyaset uzmanı değilim; sıradan bir gözlemci, sıradan bir sosyoloğum. Size sıradan bir insan olarak gördüklerimi aktarayım.
 
SALI GÜNÜNÜN GELİŞİ, CUMARTESİ GECESİ HALLOWEEN’DEN BELLİYDİ
 
Amerika Birleşik Devletleri’nde salı günü, yani önceki gün yaşananları sorarsanız, salının geleceği geçen cumartesi akşamı Halloween’den belliydi, diyeceğim.
 
Çünkü orada geçirdiğim son 48 saatte gördüklerim bana şunu söyledi: “Amerikan halkı bu defa bir ders verecek.”
 
Verdi de…
 
BİR: “ARKADAŞ, BU ÜLKEYİ BABANIN ÇİFTLİĞİ GİBİ YÖNETEMEZSİN”
 
Önceki gün yaşanan şuydu:
 
Dünyanın birçok yerinde, özellikle Avrupa’da “aptal”, “kültürsüz” diye küçümsenen Amerikan halkı, bütün dünyaya bir demokrasi kültürü dersi verdi.
 
Ders neydi?
 
Popülist liderine şunu söyledi:
 
“Evet, anayasal sistemimize göre güçlü bir başkan seçeriz. Ona geniş ve güçlü yetkiler veririz. Ama aynı zamanda, bu yetkileri dengeleyecek bir parlamento mekanizması da kurarız.”
 
 
O GÜÇLÜ BAŞKAN YETKİLERİNİ AŞARSA ONU DENGELERİZ
 
“Eğer başkan yetkilerini aşar, ülkeyi kendi kafasına, gece gördüğü rüyalara göre yönetmeye kalkar; canı istediğinde başka insanların üzerine ordularını göndermeye çalışırsa senato ve kongre onu dengeler.
 
Eğer senato ve kongrede onu dengeleyecek bir güç yoksa ilk ara seçimde o gücü senatoya ve kongreye veririz.”
 
Amerikan halkı bunu yaptı. Hem de ezici bir çoğunlukla…
 
Trump’a, “Bundan sonra kalan iki yılında, ilk iki yılındaki gibi aklına gelen her şeyi yapamazsın kardeşim” dedi.
 
Birincisi buydu.
 
İKİ: HÖDÜK VE MAÇO DENİLEN TEXAS, BİR KADINI VALİ YAPTI
 
İkinci olan ise şuydu:
 
Amerika’nın birçok eyaleti, kendileri hakkında dünyada oluşmuş önyargıları kırdı.
 
“Texas” deyince aklımıza ne gelir?
 
Dallas dizisi… Filmlerde gördüğümüz, başında kovboy şapkası, ayağında kovboy çizmeleriyle dolaşan, durmadan mangal yapan petrol zengini hödük prototipi…
 
Hayır. Texas halkı, öyle olmadığını gösterdi. Dün yapılan seçimde, “maço” denilen Texas halkı bir kadını vali seçti.
 
ÜÇ: TEXAS HALKI, MAGA POPÜLİZMİNİN İĞRENÇ İFTİRA VE YALAN KÜLTÜRÜNÜ ÇÖP TENEKESİNE ATTI
 
Texas’ta bundan daha önemli bir başka şey daha oldu:
 
“Kardeşim, biz artık popülist liderlerin siyasette halka söylediği yalanları yutmuyoruz.”
 
Genç bir adam çıktı. Kampanyasını tek başına yürüttü. Köy köy, kasaba kasaba dolaştı. Üstelik çok güzel konuşan bir gençti.
 
Karşısında ise tam anlamıyla tecrübeli, eski bir Texas politikacısı vardı. Geçmişte yolsuzluklara bulaşmış, yerel meclisin bir bölümü tarafından görevden alınmış, ancak üst meclis tarafından görevine iade edilmişti. Böyle, evet, böyle süfli bir adamdı.
 
O süfli adam ve Trump el ele verip bu genç adama ne iftiralar attılar…
 
“Bu adam vegan” dediler.
 
“Et yemiyor, yeterince erkek değil. Üstelik trans bireyleri savunuyor” dediler.
 
Sonuç?
 
O genç adam, seçimde Trump’a ve şürekâsına 12 puan fark attı. 1,2 milyon oy fazla aldı.
 
MAGA’nın iftiracı ve yalancı siyasetinin sonu buydu.
 
DÖRT: MICHIGAN HALKI, MUHAMMED VE ABDUL İSİMLERİNİ AMERİKA’NIN MEŞRUİYET KİTABINA YAZDI
 
Şimdi kuzeye çıkalım.
 
Michigan’da ne oldu?
 
Michigan’da Müslüman bir genç, siyasete çok parlak bir giriş yaptı. Adı Abdül, soyadı El-Sayed’di.
 
Yani İslamofobik duygulara sahip bir Amerikalının tüylerini diken diken edecek bir isimdi. Onun ismi üzerinden kampanyaya başladılar. Abdül adını taşıyan herkesi terörist ilan ettiler.
 
Hatta Trump daha da ileri gitti. “Bunların hepsinin adı Muhammed” dedi.
 
Çevresinde, “Kardeşim, sen bu insanların adları Muhammed diye onları karalamaya çalışıyorsun; ama öte yandan Muhammed’in Türkçeleştirilmiş hâli olan Mehmet Öz’ü en üst yönetici koltuğuna oturttun” diyecek kültürlü biri de çıkmadı.
 
Michigan halkı, insanların isimleri üzerinden yürütülen bu süfli siyaset anlayışını çöp tenekesine attı.
 
Abdül El-Sayed senatör seçildi.
 
 
BEŞ: BABASININ RESMİNİN YANINA SADDAM’IN RESMİNİ KOYUP “AKRABALAR” DİYENLERE TOKAT ATTI
 
Sadece bunu yapmadılar.
 
Babasının resminin yanına Saddam Hüseyin’in resmini koyup, “Bakın, bu ikisi birbirine ne kadar benziyor; bunlar Saddam Hüseyin’in akrabası” dediler.
 
Michigan halkı, bu MAGA yalanını da elinin tersiyle sildi.
 
Sonuç? Abdül El-Sayed rakibine 7 puan fark atarak senatör oldu.
 
Ya Kansas?
 
Hani şu “Bileğimizi kesseniz Cumhuriyetçi kırmızısı akar” denilen eyalet…
 
Masmaviye boyandı.
 
SALI GÜNÜ AMERİKA’DA SADECE ŞUNLAR OLDU
 
Salı gecesi, ABD ve dünya tarihinde şunlar oldu:
 
•Texas ve Kansas’ın yıkılmaz Cumhuriyetçi kaleler olduğu efsanesi yıkıldı.
•Bir Arap’ın, bir Filistinlinin, bir Müslümanın senatör seçilemeyeceği inancı sarsıldı.
•Açıkça gay olduğunu söyleyen bir LGBT bireyinin seçilemeyeceği önyargısı kırıldı.
•Bir Kızılderilinin asla vali seçilemeyeceği yargısı tarihe karıştı.
•Siyah bir kadının vali seçilemeyeceği hurafesi yıkıldı.
•Trump’la birlikte artık demokrasinin bittiği yargısı çöktü.
 
BİR TOPAL ÖRDEĞİN RÜYASI: DEMOKRASİNİN KURUMLARINI YIKMAK İSTEDİ, DEMOKRASİNİN SEÇİM SİSTEMİ ONU YIKTI
 
Trump ne yapmaya çalıştı?
 
Amerika’da kurumları ve adaleti zayıflatmak, medyayı susturmak, özgürlükleri bastırmak, insanlara ağzına geleni söylemek, kendi kafasına göre başka ülkelerin halklarına hizaya gelmeleri için ceza vermek…
 
Artık bu dönem kapandı.
 
Trump artık bir topal ördek.
 
Amerika’da “topal ördek” denince, güçlü bir başkanın gücünü kullanamaz hâle gelmesi anlaşılır. O gücü kullanmaya kalkarsa topal ördeğin başına başka şeyler de gelebilir. Hukuken ceza yolu açılabilir.
 
Salı günü Amerika’da olan buydu.
 
 
GELECEK OLANI HALLOWEEN GECESİ GÖRDÜM
 
Şimdi size Amerika Birleşik Devletleri’nde geçirdiğim son 48 saati anlatayım.
 
Kutuplaştığı söylenen Amerika’da, son 48 saat içinde tarihi bir seçim yapılıyordu. Bu seçim için harcanan reklam parası 11 milyar doları buldu.
 
Cumartesi günü Amerika’da Halloween’di; ülkenin eğlence günüydü. O gün yalnızca New York’ta düzenlenen geçit törenine 80 bin kişi kostümleriyle katıldı. Kutuplaştığı söylenen Amerika’da 2 milyon kişi, sokaklarda yan yana bu geçit törenini izliyordu.
 
Bu birlikte eğlenme kültürünün Amerika’ya sağladığı ekonomik katkı 13,5 milyar dolardı.
 
SON 48 SAATTE SADECE NEW YORK’TA 5 MİLYON KİŞİ YAN YANA EĞLENİYORDU
 
Ertesi gün New York Maratonu vardı. 60 bin kişi koştu, 2 milyon kişi seyretti. Maratonun New York ekonomisine katkısı 1 milyar dolardı.
 
Yani 48 saat içinde, kutuplaştığı söylenen Amerika’da, yalnızca tek bir şehirde 5 milyon kişi yan yana geldi; birlikte bir eğlenceyi ve spor etkinliğini izledi.
 
Bu 48 saat, yan yana gelip birlikte eğlenebilen insanların MAGA hödüklüğünün ve popülist despotluğun en büyük düşmanı olduğunu ortaya koydu.
 
MAGA fanatizminin kutuplaştırdığı Amerika, o gece demokratik bir eğlenme biçimiyle yeniden ayağa kalkmaya hazırlanıyordu.
 
BİR DE DÜNYAYA BAKALIM: SON BİR YILDA KİMLER GİTTİ?
 
Yalnızca Amerika mı?
 
Son altı ay içinde neler olduğuna bakalım:
 
•Polonya’daki MAGA popülizmi seçimle gitmişti.
•Ardından Macaristan’daki Orbán MAGA’cılığı seçimle gitti.
•Sonra Sırbistan’daki MAGA rejimi seçimle gitti.
•Brezilya’da Lula demokrasisi, yaklaşan Bolsonaro MAGA’cılığının önünü seçimle kesti.
•İsrail’de katil Netanyahu’nun MAGA rejimi seçimde iktidarını kaybetti.
 
Son altı ay, dünyada “başkan babaların sonbaharı” oldu.
 
Öldü denilen demokrasilerin seçimlerle yaptığı görkemli dönüşün altı ayıydı bu…
 
DÜNYA DEMOKRATLARI AYAĞA KALKIN VE ÖZGÜR SEÇİM SİSTEMİNE SAHİP ÇIKIN
 
Geçen salı ne mi oldu?
 
Bütün dünya şunu gördü:
 
Demokrasilerin krizinde en iyi ilaç, özgür seçimlerdir.
 
Seçimler, demokrasiye inanan insanların elindeki en güçlü denetim mekanizmasıdır.
 
Bir kez daha gördük ki adil biçimde yapılan bir seçim, bir ülkedeki kötüye gidişi düzeltmenin en sağlam mekanizmasıdır.
 
Bence bu Amerikan seçimlerinden bütün dünya adına çıkarılacak en büyük ders budur.
 
patronlardunyasi.com