Ekonomi


Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD Müşterek Başkanları Toygar Narbay ve Dr. Ümit Özüren, sektördeki gelişmeleri ve Türk sanayisinin geleceğine yönelik politika önerilerini açıkladı. Cumhurbaşkanlığı, ilgili bakanlıklar, milletvekilleri ve siyasi parti temsilcilerine de sunulan Uzgörü 2050 ve Stratejik Yol Haritası ile sektörel analizlerde ortaya konulan bulguları da paylaşan iki başkan sanayisizleşmeye dikkat çekti ve üretim, istihdam, teknoloji, finansman ve marka politikasını tek çatı altında toplayacak yeni ve bütünleşik bir sanayi politikasına ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. 

SEKTÖRDEKİ KIRILMA SANAYİNİN GELECEĞİNDEKİ RİSKLERE İŞARET EDİYOR

Jeopolitik ve ekonomik gelişmelerin Türk sanayicisini küresel rekabette dezavantajlı konuma taşıdığını belirten Toygar Narbay, “Bugün Türkiye’de bir sanayicinin yalnızca sermayesini koruyabilmesi için yüzde 13,6 FAVÖK üretmesi gerekiyor. Düşük enflasyon ve faiz ortamında faaliyet gösteren küresel rakiplerimizde ise bu eşik yüzde 3,6 seviyesinde. Aradaki 10 puanlık fark nedeniyle Türk ihracatçısı her sabah yarışa geriden başlıyor. Bu durum yalnızca hazır giyim ve tekstili kapsamayıp tüm ihracatçılarımız için geçerli” dedi. 

2022-2026 döneminde hazır giyim ve tekstilde 364 bin kişilik istihdam ve 10 bin 497 işletmenın kaybedildiğini dile getiren Narbay, şöyle devam etti: 

“Büyük işletmeler küçülürken üretim ölçeğimiz, yetişmiş insan kaynağımız ve tedarik zincirimiz de zayıfladı. Hazır giyim ve tekstilde yaşanan bu kırılma, önümüzdeki dönemde diğer sanayi kollarının da karşısına çıkabilecek ölçek, verimlilik ve insan kaynağı risklerine işaret ediyor. Dolayısıyla bu tablo, sanayisizleşme riskine karşı ciddi bir uyarı olarak değerlendirilmeli. Üretim, ihracat, istihdam, finansman, teknoloji ve marka politikalarını aynı hedefte buluşturan yeni ve bütünleşik bir sanayi politikasına ihtiyacımız var. 

Bugün tekstil ve hazır giyime yönelik desteklerin her biri belirli bir ihtiyaca karşılık veriyor ancak kaynaklar farklı kurumlarda ve farklı önceliklerle kullanılıyor. TGSD olarak yürürlükteki tüm bu devlet yardımlarını tek tek inceledik. 86 teşvik kaleminden iki maddeyi eleyerek kalan 84 maddeyi sektörün ihtiyaçlarına göre yeniden tasarladık ve bunlara mevcut yapıda hiç karşılığı olmayan 54 yeni politika aracı daha ekledik. Böylece toplam 138 maddeden oluşan tek bir sektörel çerçeve hazırlayarak Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı Devlet Yardımları Genel Müdürlüğü’ne sunduk. Talebimiz, bu çerçevenin tek merkezden yönetildiği ve bir bütün olarak uygulandığı bir yapının kurulması. Çünkü ölçülebilir, izlenebilir ve performansa dayalı bir yapıyla kamu kaynaklarının üretimde yarattığı etkiyi büyütebiliriz. Aslında oklarımız var, şimdi hepsini aynı hedefe yöneltecek bir ‘ıslıklı ok’ gerekiyor.” 

OVP’DEKİ RAKAMLAR SANAYİSİZLEŞMEYİ DOĞRULUYOR

Sanayisizleşme uyarısının yalnızca sektörün değerlendirmesi olmadığını, 6 Eylül’de yayımlanan Orta Vadeli Program’daki (2027-2029) rakamlarda da görüldüğünü belirten Narbay, şunları söyledi:

“Mal ihracatımızın milli gelire oranı yeni OVP içinde yer alan tabloda 2025’te yüzde 17,1 iken 2029’da yüzde 14,2’ye geriliyor. Yani ekonomi büyürken mal ihracatının payı küçülüyor. Dahası bir önceki programda 2028 için yüzde 16,4’lük bir oran öngörülmüştü; yeni programda aynı yılın öngörüsü yüzde 14,5’e inmiş durumda. Bir yıl içinde beklentinin 1,9 puan geri çekilmesi, bizim işaret ettiğimiz eğilimin resmi projeksiyonlara da yansıdığını gösteriyor. 

Öte yandan programda sektörümüz ‘emek yoğun sektörler’ başlığı altında yer alırken stratejik sektörler savunma, sağlık, yarı iletkenler ve yapay zekâ gibi alanlarla tanımlanmış durumda. Oysa hazır giyim, kilogram başına 16,2 dolarlık birim değeriyle Türkiye’nin üçüncü en yüksek birim değerli ihracat kalemi; tekstille birlikte verdiği 14 milyar dolarlık dış ticaret fazlasıyla da cari açığın kapatılmasına en büyük katkıyı sağlayan imalat sektörüdür. Bunun yanı sıra teknik tekstil, akıllı tekstil ve kompozit malzemeler, programın stratejik saydığı savunma ve ileri malzeme alanlarının doğrudan girdisidir. Bu nedenlerle hazır giyim ve tekstilin, OVP’de ‘emek yoğun sektörler’ tanımının yanı sıra ‘stratejik sektörler’ arasına alınmasını talep ediyoruz.”

YANLIŞ OYUNDA 18’İNCİ, DOĞRU OYUNDA BİRİNCİYİZ”

Türkiye’nin izlemesi gereken rekabet modelini TGSD’nin 23 üretici ülkeyi karşılaştırdığı Küresel Rekabetçilik Matriksi üzerinden değerlendiren Narbay, maliyet yarışı ile değer odaklı rekabet arasındaki farkı şu sözlerle anlattı: 

“Türkiye, işçilik ve maliyet ağırlıklı sıralamada 18’inci sırada yer alırken lojistik erişim, iş gücü yetkinliği, verimlilik, dikey entegrasyon, altyapı ve üretim kabiliyetinin esas alındığı Değer ve Erişim Endeksi’nde ilk sıraya yükseliyor. Yani yanlış oyunda 18’inci, doğru oyunda 1’inciyiz.” 

ÇEVRE ÜLKELERDE ÜRETİM HAVZALARIYLA TİCARETİ BÜYÜTEBİLİRİZ

Sektörde üretimde yüzde 21, istihdamda yüzde 32 azalma olduğunu ve büyük bir akıl makine kapasitesi oluştuğuna da dikkat çeken Narbay, “Üretimden atıla çıkan 6.5 milyar dolarlık bir makine var. Bu Türkiye’nin servetidir. Kullanmazsak hurdalaşacak. Üretimi büyütme planı da yok. OVP diyor ki mevcudu koru. Onun için diyoruz ki bunları sınır havzalarına taşıyıp çalışır hale getirelim. Suriye, Kuzey Irak ve Azerbaycan hattında Türk sermayesi ve yönetimiyle üretim havzaları kurulmalı. Yalnızca Suriye’de orta vadede 250 bin kişilik istihdam ve yıllık 5 milyar dolarlık ihracat kapasitesi öngörüyoruz” diye konuştu.

KONFERANSTA “MADE IN TÜRKİYE” VURGUSU YAPILACAK

TGSD Müşterek Başkanı Dr. Ümit Özüren ise 13-14 Ekim’de ‘Yeniden Tanımlanan Değer: Made in Türkiye’ temasıyla düzenlenecek 19. İstanbul Hazır Giyim Konferansı hakkında bilgi verdi. Konferansta; Türk hazır giyim sektörünün rekabet gücü, değişen küresel ticaret düzeni, yeni pazarlar, sürdürülebilirlik ve yeşil mutabakat, yapay zekâ ve dijitalleşme, yeni nesil malzemeler ve üretim teknolojileri ile küresel tedarik zincirindeki lojistik avantajların mercek altına alınacağını anlatan Özüren, şöyle konuştu: 

“TGSD’nin 50 yıllık üretim ve ihracat deneyiminin yeni dönemin koşullarıyla buluşacağı konferansın ana mesajı, ‘Made in Türkiye’nin anlamını üretimin ötesine taşıyarak inovasyon, sürdürülebilirlik, teknoloji, tasarım, lojistik ve marka gücünün yanında Türkiye’nin sahip olduğu kültürel ve yaratıcı değerlerle birlikte yeniden tanımlamak olacak.”

ISLIKLI OK NEDİR?

Islıklı ok, havada ses çıkaran özel bir ok. Tarihi kaynaklara göre Büyük Hun İmparatorluğu Hükümdarı Mete Han tarafından icat edildi. Islıklı ok hangi yöne atılırsa askerler de oklarını aynı hedefe yöneltiyor, böylece orduda ortak hareket birliği sağlanıyor.

patronlardunyasi.com