Eyüp SERBEST
Bugün dünyanın en zengin insanlarının sahip olduğu süper yatları sık sık gazete sayfalarında görüyoruz. Jeff Bezos'un Koru'su, Roman Abramovich'in Eclipse'i ya da Körfez ülkelerindeki şeyhlerin dev yatları yalnız birer deniz aracı değil, her biri sahibinin gücünü, servetini ve dünyadaki konumunu temsil ediyor.
Ancak bu tarih boyunca da böyleydi. Bir zamanlar dünyanın en güçlü hükümdarları, imparatorları, padişahları ve kralları da prestij savaşlarını denizlerin üzerinde veriyordu. Bir kraliyet yatı, günümüzdeki devlet başkanlığı uçaklarından çok daha fazlasıydı. O yatın boyu, hızı, teknolojisi, iç dekorasyonu ve ağırladığı misafirler doğrudan devletin prestijiyle ilişkilendiriliyordu.

Kraliyet yatları diplomasi, güç, teknoloji ve kişisel egoların sergilendiği birer camekandı adeta. Bazı yatlar diplomatik krizlere yol açtı, bazıları savaş öncesi gerilimlerin sembolü oldu, bazıları ise ülkelerin dünyaya vermek istediği mesajın en güçlü temsilcisine dönüştü.
TABLODAKİ YATLA ÇIKTIĞIM SEYAHAT
Yazının başında anlattığım, Eduardo de Martino’nun tablosundaki o yatın ismi Britannia’ydı. O dönem Galler Prensi olan İngiliz Kralı 7’nci Edward, 1892 yılında İskoç tasarımcı George Lennox Watson’a yelkenlerinde Galler armaları olan bir yarış yelkenlisi sipariş etti.
Denizlerdeki en hızlı tekneyi istiyordu çünkü rakipleri Alman İmparatoru 2. Kaiser Wilhelm ve kuzeni olan Rus Çarı 2. Nicholas’tı. 20 Nisan 1893'te denize indirilen Britannia ilk yıl girdiği kırk üç yarıştan otuz üçünü kazandı.
İMPARATORLARIN YARIŞLARINDAKİ DİPLOMASİ
Almanya İmparatoru 2. Kaiser Wilhelm ile Rus Çarı 2. Nicholas hem kuzen hem de rakipti. İki hükümdar arasındaki gerilim sadece diplomatik görüşmelerde değil, yatlarda da hissediliyordu. Alman İmparatoru'nun Hohenzollern yatı ile Rus Çarı'nın Standart yatı arasındaki çekişme, birkaç yıl sonra patlayacak olan büyük savaşın denizlerdeki küçük provası gibiydi.
Rus Çarı'nın Standart isimli yatı dönemin en zarif ve en gelişmiş gemilerinden biri olarak kabul ediliyordu. Kaiser Wilhelm ise denizlerde İngiliz üstünlüğüne olduğu kadar Rus prestijine de meydan okumak istiyordu.
Bir buluşma sırasında Alman İmparatoru'nun Çar'a gönderdiği mesaj tarihe geçti: "Atlantik'in İmparatoru, Pasifik'in İmparatoru'nu selamlar."
Bu mesaj diplomatik nezaket gibi görünse de aslında üstünlük gösterisiydi. Çar Nicholas ise yalnızca kısa bir teşekkür mesajı göndererek karşılık verdi. Yıllar sonra aynı iki ülke I. Dünya Savaşı'nın karşı cephelerinde yer aldı.

İNGİLTERE'Yİ KENDİ EVİNDE YENME TAKINTISI
Kaiser Wilhelm'in en büyük saplantılarından biri İngiltere’ydi. Özellikle de İngiliz Kraliyet Ailesi. İngiltere'de düzenlenen ünlü Cowes Week yat yarışları dönemin elit dünyasının en önemli etkinliklerinden biriydi. İngiliz Kraliyet Ailesi'nin efsanevi yarış yatı Britannia burada büyük başarılar elde ediyordu. Kaiser ise İngilizleri kendi evlerinde yenmek istiyordu.
Bu amaçla Meteor isimli yarış yatlarını inşa ettirdi ve yarışlara büyük bütçeler ayırdı. Ancak mesele spor olmaktan çıkmıştı. Kaiser'in agresif tavırları ve sürekli üstünlük kurma çabası İngiliz aristokrasisini rahatsız etmeye başladı. Öyle ki dönemin veliahtı ve geleceğin kralı Edward bile bir noktadan sonra yarışların keyfinin kaçtığını söyleyerek tepki gösterdi.
FRANSIZ ŞATAFATI, İNGİLİZ MÜHENDİSLİĞİ
19'uncu yüzyılda Fransa ve İngiltere dünyanın lider gücü olmak için mücadele ediyordu. Bu rekabet denizlere de yansıdı. Fransa İmparatoru III. Napolyon'un L'Aigle isimli yatı tam anlamıyla bir yüzen saraydı. Altın varaklar, gösterişli salonlar, ipek kumaşlar ve lüks dekorasyon dikkat çekiyordu. İngilizler ise farklı bir yaklaşım sergiledi.
Onlara göre gerçek prestij yalnızca gösteriş değildi. Bu nedenle Victoria and Albert yatlarında hız, teknoloji ve mühendislik ön plana çıkarıldı. Aslında iki ülke aynı soruya farklı cevap veriyordu: Güç nedir? Fransızlara göre ihtişam. İngilizlere göre ise teknoloji.
Avrupa ve bizim topraklarımızda yaşanan rekabetin detayları PD Dergi’nin Temmuz sayısında.
patronlardunyasi.com