Gündem


Sedat Ergin'in Oksijen'de yayınlanan yazısındaki ilgili kısım şu şekilde:

"Başkan’ın karşısındaki yerleşim düzeninde üç ayrı masada davanın üç ayrı tarafı yer alıyor. Başkan’ın karşısında en soldaki grupta savunma tarafı olarak “Türkiye Hükümeti” yer alıyor.

Burada ilk sırada Türkiye’nin “temsilcisi/avukatı” olarak Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Abdullah Aydın, hemen yanında “danışman” unvanıyla Boğaziçi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Ali Emrah Bozbayındır var. Ayrıca ağırlıklı olarak bakanlıktan altı danışman daha var.

Tam ortadaki blokta “üçüncü taraf” olarak Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri İrlandalı Michael O’Flaherty yer alıyor. Onların hemen arkasında AİHM’in Sekreteryası’ndan üç temsilci var. İkisi Türk: Atilla Nalbant ve Zeynep Yıldız-Akyol…

Ve Başkan’ın karşısında en sağda yer alan grupta “bireysel başvuru” tarafının temsilcileri, yani davacılar var. Bu davada Osman Kavala’yı Avrupa’nın önde gelen insan hakları hukukçularından Britanyalı Prof. Philip Leach ile Oxford Üniversitesi’nden Prof. Başak Çalı temsil ediyor. Heyette Kavala’nın Türkiye’deki avukatları Tolga Aytöre ile Ebru Demiralp Bekir de var. Ve “başvurucunun eşi” unvanıyla Prof. Ayşe Buğra da bu grupta yer alıyor.

Salonda 250’ye yakın izleyici var. Bu da davanın Avrupa’da ne kadar ilgi gördüğünün açık bir göstergesi. İzleyiciler arasında ilk sırada AİHM eski yargıcı Rıza Türmen ile CHP milletvekilleri Aysun Bankoğlu ve Sezgin Tanrıkulu dikkat çekiyor.

AİHM KAVA DOSYASINA ÜÇÜNCÜ KEZ BAKIYOR 

Bu davanın önemi, AİHM’in 2017 Kasım ayı başından bu yana Silivri’de demir parmaklıklar arkasında olan Osman Kavala’nın durumuna üçüncü kez bakmakta oluşudur.

İlk olarak AİHM İkinci Dairesi, 2019 yılı Aralık ayında Kavala dosyasında Türkiye hakkında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) iki ayrı maddesinden ihlal vermiş, bu karar 2020 yılı Mayıs ayında kesinleşmişti. AİHM Kavala’nın tahliyesini de talep etmişti.

AİHM, söz konusu kararında Türkiye hakkında AİHS’in tutukluluğu düzenleyen “Özgürlük Hakkı”na ilişkin 5’inci maddesinden ve yine AİHS’in “Anılan hak ve özgürlüklere bu Sözleşme hükümleri ile izin verilen kısıtlamalar, öngörüldükleri amaç dışında uygulanamaz” şeklindeki 18’inci maddesinden ihlal vermişti. Mahkeme bu kararıyla, kısıtlamaya Kavala’yı “susturmak” amacıyla başvurulduğunu vurgulamıştı.

Ardından, Türkiye AİHM’in bu kararını uygulamayınca Avrupa Konseyi’nin hükümetler kanadını temsil eden Bakanlar Komitesi, 2021 yılında Türkiye hakkında Sözleşme’nin 46. maddesi çerçevesinde “ihlal prosedürü”nü başlatmak üzere harekete geçmişti.

Bakanlar Komitesi, bu çerçevede önce AİHM’e Türkiye’nin AİHS’in “Yüksek sözleşmeci taraflar, taraf oldukları davalarda Mahkeme’nin verdiği kesinleşmiş kararlara uymayı taahhüt ederler” şeklindeki 46’ncı maddesini ihlal edip etmediğini sormuştu. AİHM Büyük Dairesi, 2022 yılı temmuz ayında Türkiye’nin AİHM’in kesinleşen ihlal kararını uygulamayarak 46. maddeyi ihlal ettiğine hükmetmişti. Böylelikle AİHM’den Türkiye hakkında ikinci kez bir ihlal kararı çıkmıştı.

Bakanlar Komitesi, bu karardan sonraki aşamada, Kavala ile ilgili AİHM kararını uygulamadığı, yani kendisini serbest bırakmadığı takdirde Türkiye hakkında “önlem alınması” seçeneğini de içeren “İhlal Prosedürü”nü resmen uygulamaya koymuştu.

Komite, bu çerçevede son olarak geçen yıl mart ayında Türkiye’ye “dostane çözüm” önermişti. Ancak bu öneri doğrultusunda taraflar bir sonuca ulaşılabilmiş değil. Komite, bu ayın içinde 9-11 Mart tarihlerinde yaptığı toplantıda aldığı son kararda, bu önerisini tekrarlarken, Türk hükümetine bir kez daha Kavala’yı serbest bırakması çağrısında bulunmuştu.

Bu gelişmeler olurken Yargıtay, Kavala’nın ağırlaştırılmış müebbet cezasını onaylamış, bunun üzerine Kavala hem Anayasa Mahkemesi’ne 24 Ekim 2023 tarihinde, hem de AİHM’e 18 Ocak 2024’ta yeniden bireysel başvuruda bulunmuştu. 2022’de yaptığı bir başka başvuru daha vardı.

(...)

Strasbourg’daki mahkemedeki delil: 20 peynirli poğaça…

AYM’nin Atalay ve Kahraman hakkındaki ihlal kararlarının mahkemeler tarafından uygulanmaması sorunu Kavala’nın avukatlarından Prof. Leach’in sunumunda da vurgulandı. Prof. Leach, buradan hareketle AYM’nin etkili bir itiraz mercii olmaktan çıktığı tezini savundu. Kavala’nın daha önce yaptığı iki başvuruda ihlal verilmemesi ve son iki başvurusunda da hala karar çıkmamasının bu tezini desteklediğini belirtti.

Leach’in bir diğer tezi, Kavala hakkında daha önce beraat veren hakimler hakkında soruşturma açılması ve AKP’den aday olmuş bir hakimin bu davaya verilmesinin dava üzerindeki siyasi etkiye işaret ettiğini belirtmesiydi. Bu arada, HSK’nın bağımsız olmadığı tezini Venedik Komisyonu raporu üzerinden vurguladı.

Kavala’nın diğer avukatı Prof. Başak Çalı’nın savunmasında dikkat çeken bir nokta, Kavala’nın Gezi olaylarına lojistik destek sağladığı konusundaki iddiaları çürütmek üzere “Osman Kavala göstericilere 20 sandviç, 20 peynirli poğaça, 20 COVID maskesi, bir plastik masa ve bir megafon göndermiş. Hepsi o zamanki parayla 670 Türk lirası, o günkü kurdan da 300 euro olabilir” şeklinde konuşmasıydı.

Kavala’nın yeni ihlal talepleri

Aktardıklarımız, çarpıcı gördüğümüz noktaların sadece birkaçı. Bunların dışında ana değerlendirme olarak şu hususu belirtmemiz gerekiyor. AİHM, Türkiye hakkındaki ilk kararındaki ihlalleri AİHS’in tutukluluğa ilişkin 5. maddesinden ve sınırlamaların amaç dışı kullanımına ilişkin 18. maddesinden vermişti. Buna karşılık Kavala’nın AİHM’e 2024 yılında yaptığı ikinci başvurusunda AİHS’in başka maddelerinden de ihlal talep ediliyor.

Bunların başında AİHS’in “Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz” şeklindeki 3. maddesi var.

Ayrıca AİHS’in “Adil Yargılanma Hakkı”na ilişkin 6’ncı maddesi ile “Kanunsuz ceza olmaz” şeklindeki 7. maddesi, ifade özgürlüğüne ilişkin 10’uncu madde ve toplantı ve dernek kurma özgürlüğüne ilişkin 11’inci madde de yine Kavala’nın başvurusunda ihlal talep edilen başlıklar arasında yer alıyor.

İkinci Daire’nin Kavala’nın başvurusunu kendisi bakmak yerine doğrudan Büyük Daire’ye havale etmesi ve konunun öncelik verilerek ele alınması, AİHM içinde bu dosyaya atfedilen önemi gösteriyor."

patronlardunyasi.com