Bugün Stil Cadısı olarak kendime söz vermiştim.
“Bir kişiyi yazacağım. Süpürgeyi fazla yormayacağım.”
Vuslat Doğan ile kotamı doldurmuştum ki…
Toygun Atilla başıma ekşidi.
“Ertuğrul Özkök’ü görmedin mi? Bence tam senlik”
Ee emir demiri döver… İş başa düştü…
Tam süpürgeyi çalıştırıyordum ki Suzan Sabancı’yı gördüm.
Gözlerim kamaştı.
Bir Ertuğrul Bey’e baktım.
Bir Suzan Hanım’a…
“Hangisini yazsam?”
Sonra kendime kızdım.
Ben Stil Cadısı’yım.
Niye seçim yapıyorum ki? İkisini de yazarım.

ÖNCE SUZAN HANIM: O BİLEKTE NE VAR ÖYLE?
Suzan Sabancı’nın siyah elbisesine ilk bakışta itirazım yok.
İnce askılar, derin dekolte, vücudu takip eden kesim ve iddialı yırtmaç…
Suzan Hanım taşıyor mu?
Taşıyor. Hem de fevkalade..
Mesele zaten ondan sonra başlıyor.

Yırtmacın kenarında sıra sıra parlayan taşlar…
Boyunda küçük ama ışıldayan kolye…
Ve bilekte…
Aman Allah’ım, o bilekte ne var öyle?
Bileklik desem bilekliğe haksızlık olacak.

Manşet desem gömlek ortada yok.
Mücevher desem neredeyse kendi başına ayrı bir davetli.
Elbise “Bana bak” diyor.
Bileklik, “Hayır, asıl bana bak” diyor.
Suzan Hanım ise ortalarında gayet sakin gülümsüyor.
Ben olsam?
Yırtmaçtaki taşlar kalacaksa bilekteki o devasa parçayı evde bırakırdım.
Suzan Sabancı’nın dikkat çekmek için aksesuarın sesini bu kadar açmasına hiç ihtiyacı yok.
Stil Cadısı derki, “en şık mücevher, takmadığınızdır”

PEKİ ERTUĞRUL BEY?
Tam Suzan Hanım’ın bileğindeki ışıltıdan gözlerimi kurtarmıştım ki bu kez Ertuğrul Özkök çıktı karşıma.
İşte Stil Cadısı’nın zorlandığı an buydu.
Bir tarafta fazla aksesuar…
Öteki tarafta Ertuğrul Bey.
Kendisinin moda konusunda özgüveniyle hiçbir zaman problemimiz olmadı.
Hatta bazen özgüven, kombinin önünden birkaç metre gidiyor.

Hakkını teslim edelim. Ertuğrul Özkök ne giyerse giysin, başkasına benzemeye çalışmıyor.
Bu moda dünyasında küçümsenecek şey değil.
Benim süpürgem bazen sallanıyor ama Ertuğrul Bey’in stil pusulası pek sallanmıyor.
“Ben bunu sevdim, giyerim.”
Eh, Stil Cadısı olarak benim görevim de tam burada başlıyor.
“Siz sevdiniz ama biz de gördük Ertuğrul Bey…”

GECENİN KAZANANI KİM?
Yok öyle kolay kurtulmak.
Bugün kazanan seçmiyorum.
Suzan Sabancı bana “Bir aksesuar ne zaman fazla olur?” sorusunun cevabını verdi.
Ertuğrul Özkök ise yıllardır başka bir sorunun cevabını veriyor.
“Bir insan istediğini giymek konusunda ne kadar özgür olabilir?”
Cevap: Ertuğrul Bey kadar.
Ben mi?
Ben süpürgeme bindim.
Bir sonraki davete gidiyorum.
patronlardunyasi.com