Toygun ATİLLA
İnsanın geçmişi polis muhabirliği olunca bazı haberlerin yanından öyle kolay geçemiyor. Dün İstanbul’dan gelen görüntülere de bu yüzden biraz uzun baktım.
#video_9750046#
Parkların üzerinde polis dronları uçuyor. Kamerası aşağıyı izliyor. Hoparlöründen vatandaşlara uyarı yapılıyor.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün yeni uygulaması kapsamında 39 ilçede dronlarla asayiş ve güvenlik denetimleri gerçekleştiriliyor. Fatih’teki sur diplerinde açık alanda içki tüketenler dron ile tespit edildi ve cihazın üzerindeki ses sistemi kullanılarak bölgeden ayrılmaları isteniyordu.
Artık bir çoğunuz film merakımı biliyorsunuz. Görüntüyü izlerken aklıma bir film geldi.
Azınlık Raporu.

2054’Ü 2002’DE İZLEMİŞTİK
Steven Spielberg’in 2002 yılında çektiği Minority Report (Azınlık Raporu) 2054 yılını anlatıyordu. Teknoloji suçla mücadelede polisin gözüne, kulağına dönüşmüş, gözetim gündelik hayatın içine girmişti.
O zaman bilim kurgu diye izlemiştik. Aradan 24 yıl geçti.
İstanbul’da gökyüzünden gelen bir polis sesi artık sinema sahnesi değil.
Burada durup sadece "Azınlık Raporu'nda Steven Spielberg veya 1984'ün yazarı George Orwell haklı çıktı” türünden kolay bir yazı yazmak istemedim.
Olayı hukuki ve siyasi bir tarafından da bakmak istemedim. Dünden beri görüyorum ki zaten o kısmı epeyce tartışılıyor.
Bence bu olayı bir başka tarafı daha var. O da para. Yani ekonomi...
POLİSLİK DE TEKNOLOJİ ŞİRKETLERİNİN PAZARI OLUYOR
Bir zamanlar güvenlik denildiğinde akla polis memuru, ekip otomobili, telsiz ve karakol gelirdi. Şimdi liste değişiyor. Dron, termal kamera, yüksek çözünürlüklü görüntüleme, yapay zekâ, yüz ve nesne tanıma, veri depolama, komuta-kontrol yazılımları…
Bunların her biri ayrı bir sektör.
Türkiye’nin nereye doğru gittiğini gösteren önemli bir rakam var. İçişleri Bakanlığı yalnızca sınır güvenliği kapsamında 2025 ve 2026’da toplam 391 yeni nesil drone sistemini güvenlik birimlerinin envanterine kattı. Sistemlerde gece-gündüz çalışabilen yüksek çözünürlüklü termal kameralar bulunuyor.
Nisan ayında ise Emniyet Genel Müdürlüğü’ne yerli üretim AKSUNGUR İHA ile birlikte yeni hava araçları teslim edildi.
Yani mesele İstanbul’daki birkaç parkın üzerinde uçan birkaç dron değil. Güvenliğin teknolojik dönüşümünden söz ediyoruz. Teknolojik dönüşümün olduğu her yerde de yeni bir ekonomi doğar.

330 BİN ÖZEL GÜVENLİKÇİNİN OLDUĞU ÜLKE
Patronlar Dünyası açısından asıl ilginç rakamlardan biri ise başka yerde.
Emniyet Genel Müdürlüğü’nün Ağustos 2026 verilerine göre Türkiye’de polis bölgesinde 329 bin 849 aktif özel güvenlik görevlisi bulunuyor.
Bunların 160 bin 599’u özel sektörde çalışıyor. Faaliyet gösteren özel güvenlik şirketlerinin sayısı ise 1.359. O halde patronların önüne şu soruyu koyalım.
Dron ve yapay zekâ bu devasa güvenlik sektörünü nasıl değiştirecek?
AVM’lerde…
Fabrikalarda…
Limanlarda…
Sitelerde…
Otellerde…
Enerji tesislerinde…
Depolarda…
Onlarca güvenlik görevlisinin yaptığı gözetimin bir bölümü birkaç yıl içerisinde dron, kamera ve yapay zekâ sistemlerine devredilebilir mi?
Bence bu soruyu şimdiden sormak gerekiyor. İstanbul’da dün başlayan uygulamanın ekonomik hikâyesi belki de burada yatıyor.
BİR DE MADALYONUN ÖTEKİ YÜZÜ VAR
Teknoloji polisi daha hızlı ve etkin hale getirebilir. Bir kayıp çocuğu bulabilir. Ormanlık alandaki yangını fark edebilir. Kaçan bir şüpheliyi takip edebilir.
Nitekim İstanbul’daki uygulamada dronların narkotik denetimleri, şüpheli takibi, kalabalık ve ormanlık alanların kontrolü ile yangın risklerinin izlenmesinde kullanıldığı belirtiliyor.
Bunları görmezden gelmek doğru olmaz. Teknoloji geliştikçe veri sektörü büyüyor.
Dron kimi görüntülüyor?
Görüntü kaydediliyor mu?
Kaydediliyorsa nerede tutuluyor?
Ne kadar süre saklanıyor?
Kim erişebiliyor?
Yarın görüntü yapay zekâ ile analiz edilirse sınır nerede başlayacak?
Bunlar yalnızca hukukçuların soruları değil. Teknoloji şirketlerinin, güvenlik şirketlerinin ve bu sistemleri satın alan patronların da soruları.
KVKK’nın gözetim konusunda ortaya koyduğu temel prensip oldukça açık. Kişisel verilerin işlenmesi belirli, açık ve meşru amaçlarla yapılmalı ve veri kullanımı amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olmalı.

ESKİ POLİS MUHABİRİ OLARAK BENİM MERAK ETTİĞİM
Yıllarca sokakta polislerle birlikte haber takip ettim. Polisin bazen teknolojiye ne kadar ihtiyaç duyduğunu da gördüm. Buna rağmen, polis-vatandaş ilişkisinin yalnızca teknolojiyle kurulamayacağını da gördüm.
Dron polisin gözünü daha uzağa götürebilir. Yapay zekâ bin kamerayı aynı anda izleyebilir. Bir algoritma insan gözünün kaçırdığı ayrıntıyı yakalayabilir.
Güvenlik ise yalnızca görmek değildir. Güvenlik biraz da vatandaşın karşısındaki devleti nasıl gördüğüdür.
Belki de önümüzdeki yılların en büyük tartışması tam burada başlayacak.
Daha fazla teknoloji daha fazla güvenlik anlamına mı gelecek? Yoksa daha fazla gözetim mi?
Patronlar açısından soru da en az bunun kadar önemli. Güvenliği artık insanlar mı sağlayacak, makineler mi?
Spielberg 24 yıl önce 2054’ü anlatıyordu. Biz filmi biraz erken yakalamış olabiliriz.
Azınlık Raporu bilim kurguydu, ekonomisi ise artık fazlasıyla gerçek.
patronlardunyasi.com