Gündem


Burak ARTUNER 

Tarih 2 Kasım 1995...

Başbakan Tansu Çiller yoğun gündemle bir hayli meşgul.

Terörle mücadele tüm hızıyla sürüyor, siyaset yüksek tansiyonlu günlerden geçiyor...

Kendisini 'Profesyonel Dolandırıcı' olarak tanımlayan Selçuk Parsadan, makam odasındaki Çiller'e telefonla ulaşıyor. 

Parsadan kendini Emekli Orgeneral Necdet Öztorun olarak tanıtıyor ve Çiller'e Kemalistler Derneği adına aradığını söylüyor.

Hikayesi basit ama o tarihler dikkate alındığında epey inandırıcı...

Emekli paşaların DYP lehine çalışacağını ve kendisi için binlerce oy toplayacağını ancak bunun için derneğe yardım etmesi gerektiğini aktarıyor Parsadan. 

Tansu Çiller, partisi adına gelecek bu oy yatırımına seve seve destek veriyor ve hükümetin örtülü ödeneğinden tam 5.5 milyar TL Parsadan'a bağış yapıyor.

FAZLA PARA GELDİ, KUMARDA YEDİ, SEVGİLİSİ İHBAR ETTİ

İlk hafta için 3 milyar beklentisi olan Parsadan bir anda 5.5 milyar TL'yi görünce sevinçten çıldırıyor. Dolandırdığı bu parayı, sevgilisiyle birlikte rulet masalarında kumar oynayarak yiyor. Zaten onu ele veren de bir süre sonra ayrıldığı sevgilisinin ihbarı oluyor.

Hakkında arama çıkartılan Parsadan, dönemin haber programlarına bağlanıp canlı yayınlara katılıyor. Bunlardan birinde Başbakan Tansu Çiller'i "Safbayan" diye tanımlıyor...

Selçuk Parsadan'ın kimleri dolandırdığını açıkladığı 'Kimleri çarptım' başlıklı bir haber kupürü.

Emniyet'in sıkı takibi sonucu Balıkesir Altınoluk'ta saklandığı evde yakalanıyor. 

Ama hikaye daha yeni başlıyor, yargılamaları yıllar sürüyor. Mahkemeleri bir şov alanına dönüştürüyor. 

Kendisine "şaklaban" diyen hakime “Ben bu adamı döverim, ne Ağca ne de Oral Çelik bunu kurtaramaz" şeklinde çıkışıyor. Bu çıkışmalar, Parsadan'ın örtülü ödenek davasının gündemde kalmasını sağlıyor.

Bu esnada Başbakan Tansu Çiller'e Yüce Divan yolu görünüyor. Çiller, Yargıtay'a başvurarak mahkeme kararının bozulmasını ve adının belgelerden çıkarılmasını talep etse de Yargıtay, Parsadan hakkındaki kararı onuyor. TBMM Soruşturma Komisyonu, Tansu Çiller’i “örtülü ödenekten usülsüzce harcama yaptığı” gerekçesiyle suçlu buluyor. Ancak 29 Haziran 2000 tarihli oturumda oy çokluğu sağlanamadığı için Tansu Çiller aklanıyor ve konu Çiller cephesi tarafından kapanıyor.

Bütün bunlar olurken hapishanede cezasını çeken Selçuk Parsadan, Sabancı Suikastinin sanığı olan Mustafa Duyar'la karşılıklı koğuşta kalıyor. Nuri Ergin'in, Mustafa Duyar'a yaptığı silahlı saldırı sonucu ağzından ağır yaralanan Selçuk Parsadan, merminin omuriliğine isabet etmesi sonucu omurilik kanseri oluyor. Hapishaneye girişinden 4 yıl sonra yani 2001 yılında tahliye olan Parsadan, bir gazeteye verdiği röportajda başka sadece siyasetçileri değil iş dünyası ve patronlardan da çok sayıda ismi dolandırdığını açıklıyor. 

Peki Selçuk Parsadan kimdi, biraz aile geçmişine bakalım: 

Kadıköy Merkez Emniyet Memuru olan baba Sebahattin Parsadan, aynı zamanda dönemin Başbakanı Adnan Menderes’in hem sevdiği bir isim hem de ve Menderes’in gönüllü yakın korumasıydı. Selçuk Parsadan'a göre babası "Başbakan’ın aşk hayatını organize ediyor, sevgilileri ile buluşmalar ayarlıyor ve masraflarını örtülü ödenekten karşılıyordu. Emniyetten ayrıldıktan sonra Türk Basın Ajansı adına bir gazete çıkartan Baba Parsadan, Başbakanla yakınlığı sayesinde çok sayıda abone bulabiliyor, düzenlediği sahte baloların davetiyelerini satıyordu."

Selçuk Parsadan'ın dolandırdığını söylediği iki siyasetçi Tansu Çiller ve 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel.

"DEMİREL'İ DE DOLANDIRDIM" İDDİASI 

Oğul Selçuk Parsadan'ın, babasının "tavsiyesiyle" dolandırdığı ilk ünlü ismin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel olduğunu da ileri sürüyor. Onu da Çiller'e yaptığı gibi kendini "Paşa" olarak tanıtarak dolandırdığını söylüyor. İddiasına göre Demirel'e Atatürk posteri satmak istediğini söylüyor ve olaylar şöyle gelişiyor: "İlk telefonlarımdan biri Demirel'edir. Paşa olarak açtım. Galiba Atatürk tablosu sattım ya da bir devlet bileti... İlk on konuşmamdan biriydi. Babamın tavsiyesi ile Başbakan Demirel'i aradım ve kaptım parayı"

Hapishaneye girişinden 4 yıl sonra yani 2001 yılında tahliye olan Parsadan, bir gazeteye verdiği röportajda başka sadece siyasetçileri değil iş dünyası ve patronlardan da çok sayıda ismi dolandırdığını açıklamıştı. 

İş insanı Kamuran Çörtük.

Parsadan, Bayındır Holding’in sahibi Kamuran Çörtük’ü de dolandırdığını ifade ederken, “Ona da Atatürk olayı” diyen Parsadan’ın çarpıcı ifadeleri şöyle: “Kamuran Çörtük’ü de Atatürk Derneği diye aradım ve bir şeyler sattım. 3 sene 20 gün hapis cezası ondan aldım.” 

İŞ DÜNYASINDAN BAŞKA KİMLER VARDI?

Banker Kastelli olarak bilinen iş insanı Cevher Özden.

Parsadan'ın ifadesinde dolandırdığı ünlü patronlar, sendikacılar, kurumlar arasında başka kimler vardı: 
Banker Kastelli olarak tanınan Cevher Özden, Nejat Eczacıbaşı, Adnan Polat, Celal Doğan, Esat Kıratlıoğlu'nun oğlu Ahmet Kıratlıoğlu (Bir günde iki defa), Maden-İş Sendikası Başkanı Şemsi Denizer, Hak-İş Sendikası Başkanı Necati Çelik, Aydıner İnşaat, Derviş Günday, Ata İnşaat... 

YA UMDUKLARI İÇİN YA DA KORKTUKLARI İÇİN VERİRLER 

Parsadan, dolandırdığı kişilerle ilgili şu tespitte bulunuyordu: “Paşa olarak aramışsın, adamlar korkuyor zaten askerden. Her dakika ihtilal olabilir. Yarın oğlu askere gidecek belki, oğlunun arkasında bir paşanın ismi olması fena mı? İşte ya umma ya korkma. Yani, davetiye, büst, mask, gece yemekleri, jübile davetiyeleri… Aklınıza gelen her şekilde işadamlarından para alıyordum. Her şekilde. Hiçbiri kurnaz değildir. Hepsi akıllıdır, anlıyor musun? Hepsi akıllı. O çark var ya, hepsini bu çarkın birer dişlisi düşün. 6-7 bin tane diş var. Her biri bir işi parsellemiş. Böyle çark haline gelmiş. Bu devamlı dönecek. Türkiye Cumhuriyeti Allah göstermesin, bitene kadar dönecek. Buna hiçbir güç de engel olamaz.” 

“KIVRIKOĞLU’NUN SESİNİ 3 BİNDE 3 KİŞİ ANCAK TANIR” 

Parsadan, dolandırdığı işadamlarını çoğunlukla “Paşa” olarak aradığını belirterek, “En güzel paşayı konuşurum. Sonra eski başbakan konuşurum, bakan konuşurum, milletvekili konuşurum. Başbakan olarak rahmetli Naim Talu, Bülent Ulusu olarak konuşurdum. Az bilinen sesler yani. Zaten önemli olan sesin tanınmaması. Kim Necip Torumtay Paşa’nın sesini tanır, asker özellikle medyatik olmaz. Hüseyin Kıvrıkoğlu mesela, üç bin tane işadamından ancak 3 tanesi uyanır. Uyandığında zaten ben hissederim, kapatırım telefonu. Yahut Nihat Erim, Naim Talu, Bülent Ulusu… Bunların sesini kimse bilmez.” 

SABANCI VE KOÇ AİLESİNİ DE DOLANDIRDIĞINI İLERİ SÜRMÜŞTÜ

Rahmi Koç (sağdan birinci) Türkan Sabancı (Soldan üçüncü)

“Sabancı ailesini de çok dolandırdım. Türkan (Sabancı) Hanım’dan haftada en az bir defa meyhane parası alırdım. Ufak ufak yani.. Türkan Hanım’ın verdiği en büyük para, dolar bazında söyleyeyim, bin dolardır. Ama hayatta miktar olarak en büyük parayı Rahmi Bey’den aldım. 94 senesiydi galiba. 20 milyar aldım. Rahmi Bey’i bir dernek ismiyle aradım.”

Selçuk Parsadan, 2007'de kanser tedavisi gördüğü Okmeydanı Hastanesi'nde hayatını kaybetti.

Ama geride belki de dizisi çekilecek epey malzemeli bir 'dolandırıcılık öyküsü' bıraktı. 

Yıllar hızla geçti...

Sabit telefonların yerini akıllı telefonlar aldı.

Sahte belgelerin yerini yapay zekâ destekli ses kayıtları, kimlik taklitleri ve dijital manipülasyonlar aldı.

Ancak değişmeyen tek şey dolandırıcıların kullandığı yöntem oldu.

Önce korku...

Sonra panik...

Ardından "hemen karar vermeniz gerekiyor" baskısı...

Son olarak milletvekili Burhanettin Kocamaz'ın yaşadığı olayda da benzer psikolojik yöntemlerin devreye sokulduğu görülüyor. Kendilerini polis ya da güvenlik görevlisi olarak tanıtan kişiler, devlet otoritesini kullanarak güven oluşturuyor, ardından mağduru hızlı karar vermeye zorluyor.

Son olarak İyi Parti milletvekili Burhanettin Kocamaz, dolandırıcıların hedefi olmuştu.

Dolandırıcıların en büyük silahı teknoloji değil...

İnsan zihni.

Çünkü insanlar panik anında sorgulama refleksini kaybedebiliyor.

İşte bu yüzden dolandırıcılık vakalarında mağdurun eğitim seviyesi, mesleği ya da makamı çoğu zaman belirleyici olmuyor.

Doktorlar...

Profesörler...

İş insanları...

Hakimler...

Savcılar...

Milletvekilleri...

Hatta bir zamanlar Başbakan hatta Cumhurbaşkanı...

Aynı yöntemlerin hedefi olabiliyor.

Bu nedenle; 

'Aman dikkatli olun' diyor, iyi pazarlar diliyorum...

patronlardunyasi.com