Toygun ATİLLA
Fon soruşturmasında bugün herkes aynı sorunun peşine düştü.
TMSF hesabına para yatıran 5 kişi kim? Elbette önemli.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in Anadolu Ajansı Editör Masası’ndaki açıklamasında bundan çok daha önemli bir cümle vardı.
Gürlek şöyle dedi:
“Kısa sürede manipülatif hareketlerle mesela iki ayda girmiş ve çok yüksek miktarlarla kâr çıkışı yapmış olanlarla ilgili bir çalışmamız, listemiz var.”
Dosyanın geldiği yeni aşamayı anlatan cümle tam olarak bu.

SAVCILIK ARTIK GİRİŞ VE ÇIKIŞ TARİHLERİNE BAKIYOR
Bu açıklama, soruşturmanın yalnız fonları yönetenler, şirket yöneticileri ve hisse işlemleri üzerinden ilerlemediğini gösteriyor.
Şimdi yatırımcı hareketlerinin zamanlaması da masada.
Kim hangi fona ne zaman girdi?
Ne kadar para koydu?
Kaç gün ya da kaç ay sonra çıktı?
Çıkarken ne kadar kâr elde etti?
En önemlisi, bu işlemlerin zamanlaması soruşturma konusu yapılan hisse hareketleriyle örtüşüyor mu?
Gürlek’in “iki ayda girip çok yüksek miktarlarla kâr çıkışı yapanlar” ifadesi, savcılığın tam da bu zaman çizelgesini çıkardığını gösteriyor.
Bir yatırımcının kısa sürede yüksek kâr elde etmiş olması tek başına suç işlendiğini göstermez. Bunun suç soruşturmasının konusu olabilmesi için işlemler ile soruşturulan piyasa hareketleri arasında hukuken anlamlı bir bağlantının ortaya konulması gerekir.
Dolayısıyla listedeki kişiler hakkında peşinen suç isnadında bulunmak doğru değil.
5 KİŞİ PARA YATIRDI AMA NE KADAR?
Gürlek’in verdiği ikinci yeni bilgi TMSF’deki gönüllü iade hesabıyla ilgili.
Bakan, TMSF Başkanı ile görüştüğünü ve bugüne kadar 5 kişinin hesaplara para yatırdığını açıkladı.
Fakat açıklanmayan çok önemli bir rakam var:
Bu 5 kişinin yatırdığı toplam para ne kadar?
Dahası, hangi fonlar için yatırıldı?
Çünkü SPK’nın 1 Ekim’de kurduğu sistem tek bir havuzdan oluşmuyor.
Birleşik Fon Bankası nezdinde TMSF adına her fon için ayrı “İsteğe Bağlı İade Hesabı” açıldı.
Bu hesaplara yatırılan para başka bir fona aktarılamıyor. Doğrudan ilgili fonun tasfiye malvarlığına giriyor ve o fonun yatırımcılarına yapılacak ödemelerde kullanılıyor.
Borsada işlem gören şirketlerin hisselerinden elde edilen fahiş kârların gönüllü iadesi için ise ayrıca “Genel Hisse İade Hesabı” bulunuyor.
Bu nedenle şimdi açıklanması gereken yalnız “5 kişi kim?” değil.
5 kişinin hangi hesaba, hangi fon için ve toplam ne kadar para yatırdığı da dosyanın önemli mali göstergelerinden biri.
PARA YATIRMAK DOSYAYI KAPATMIYOR
Bir başka kritik ayrım da burada ortaya çıkıyor.
Gönüllü iade hesabına para yatırılması ile Sermaye Piyasası Kanunu’nun 107/3’üncü maddesindeki etkin pişmanlık mekanizması aynı şey değil.
SPK’nın 28 Eylül tarihli kararında, işlem bazlı piyasa dolandırıcılığı kapsamında haklarında suç duyurusunda bulunulan kişiler için 107/3 kapsamında ayrı bir yol hatırlatılmıştı.
Bu mekanizmada en az 500 bin TL olmak üzere elde edilen veya elde edilmesine neden olunan menfaatin iki katının Hazine’ye ödenmesi söz konusu.
Gürlek de bugün özellikle bir yanlış anlamanın önünü kesti:
Zararın iki katının karşılanmasının etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilmesi, soruşturmanın otomatik olarak kapanması anlamına gelmiyor.
Dolayısıyla TMSF hesabına gönüllü ödeme yapan bir kişinin bu davranışı da tek başına suç ikrarı olarak yorumlanamaz.

İSVİÇRE DOSYASI YENİDEN AÇILDI
Gürlek’in açıklamasındaki üçüncü ve belki de en önemli başlık ise yurtdışındaki para.
Bakan, kısa sürede yapılan bazı para transferlerinin yanı sıra İsviçre’ye gönderilen paraların Türkiye’ye getirilmesi için adli süreçlerin başlatıldığını açıkladı.
İsviçre tesadüfi bir adres değil.
Fon soruşturmasının ilk günlerinde dosyaya giren mali tespitlerde Pusula Finans Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan ve Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız bağlantılı İsviçre para hareketleri gündeme gelmişti.
Basına yansıyan soruşturma kayıtlarında 15 milyon dolar ve 25 milyon euro büyüklüğünde transferlerden söz edilmiş, Edmond de Rothschild Suisse adı dosyada yer almıştı.
Patronlar Dünyası da o günlerde “parayı takip ederek” İsviçre hattını ayrıntılarıyla yazmıştı.
Bugün Gürlek’in yaptığı açıklama artık başka bir noktaya işaret ediyor:
Türkiye yalnız paranın nereye gittiğini araştırmıyor; yurt dışındaki paranın geri getirilmesi için adli süreci de işletmeye başladı.
Ancak burada da henüz kamuoyuna açıklanmayan kritik bilgiler bulunuyor.
İsviçre’den geri getirilmesi istenen toplam tutar ne kadar?
Hangi hesaplar için işlem yapıldı?
İsviçre makamlarından bloke veya tedbir talep edildi mi?
Ve süreç yalnız daha önce ortaya çıkan hesaplarla mı sınırlı, yoksa yeni hesaplar da tespit edildi mi?
DOSYANIN YENİ SORUSU: KİM, NE ZAMAN ÇIKTI?
Fon soruşturmasının ilk aşamasında soru şuydu:
Hangi hisseler, hangi fonlar üzerinden nasıl yükseldi?
İkinci aşamada fon yöneticileri, şirketler ve para hareketleri soruşturmanın merkezine girdi.
Şimdi üçüncü bir halka ortaya çıkıyor:
Kim sisteme ne zaman girdi ve ne zaman çıktı?
Savcılığın elindeki “iki aylık yüksek kârla çıkış” listesi bu nedenle 5 kişinin kimliğinden çok daha önemli.
Çünkü o liste, soruşturmanın bundan sonraki yönünü belirleyebilecek para haritasının başlangıç noktası olabilir.
Fon dosyasında artık yalnız hisselerin grafiğine değil, takvime bakmak gerekiyor.
patronlardunyasi.com