Necla DALAN
Kocaeli Üniversitesi, Türkiye’nin en önemli sanayi bölgelerinden biri olan Kocaeli’nde 1992 yılında kuruldu. 510 bin metrekarenin üzerinde kapalı alanda ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde yaklaşık 60 bin öğrenciye eğitim veren Kocaeli Üniversitesi’nin ana kampüsü olan Umuttepe Yerleşkesi, Türkiye’nin ilk projelendirilmiş yerleşkesi.
Kocaeli Üniversitesi, tabir yerindeyse üniversitelerin asli görevi olan eğitim, araştırma ve toplamsal katkı sağlama görevini başarıyla yerine getiriyor. Sürdürülebilirlik, karbon ayak izi, enerjiyi verimli kullanma gibi konuları odağına alan Kocaeli Üniversitesi, “Türkiyemiz İçin eğitiyor, araştırıyor ve üretiyoruz” mottosuyla hareket ediyor.

TEKNOPARKIYLA ÖNE ÇIKIYOR
Sanayi ve ticaret yollarının buluştuğu önemli bir noktada yer alan Kocaeli Üniversitesi Teknopark ise yüksek katma değerli teknolojinin geliştirilmesi amacıyla nitelikli istihdama, ithal ikamesini esas alan teknolojik ürünlere ve geleceğin üzerinde şekilleneceği inovasyona katkı sağlamayı amaçlıyor.
2023 yılı sonunda bilimsel araştırmalardaki yüksek potansiyeli nedeniyle YÖK tarafından Aday Araştırma Üniversitesi ilan edilen Kocaeli Üniversitesi’nde bir önemli hedef de sadece akademisyenleri ile değil idari personeli ve öğrencileriyle araştırma konusuna gönül veren yani ‘araştıran’ bir üniversite olmak.
Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk ile üniversitenin hedeflerini, bu hedeflere ulaşmak için neler yaptıklarını, üniversitenin şehir ekonomisine, Ar-Ge ve nitelikli insan kaynağına etkilerini, yapay zekanın eğitim sistemine nasıl yansıdığını konuştuk.

“BİLGİ AKTARAN DEĞİL ARAŞTIRMA YAPAN ÜNİVERSİTELER BAŞARILI OLACAK”
Önümüzdeki 10–20 yılda başarılı üniversitelerin bilgi aktaran değil, araştırma yapan, diploma veren değil yetkinlik kazandıran kurumlar olacağına dikkat çeken Cantürk, Türkiye'nin önceliğinin yalnızca daha fazla araştırma üniversitesi değil, dünya standartlarında araştırma üniversiteleri oluşturmak olması gerektiğini vurguladı. Bunun için sayısal hedeflerin yanında neler yapılması gerektiğini şöyle sıraladı:
“Bu üniversiteler en iyi araştırmacıları çekebilmeli. İyi donanımlı laboratuvarlara sahip olmalı. Yüksek bütçeli ve uzun vadeli araştırma fonları yaratılmalı. Dünya çapında etkili araştırmalar üretilebilmeli. Güçlü uluslararası iş birlikleri ve sanayiyle ilişkili AR-GE ortaklıkları kurulmalı. Doktora ve doktora sonrası araştırmacı ekosistemi güçlü programlar geliştirilmeli. Bilimsel keşifleri ekonomik ve toplumsal değere dönüştürülebilmeli.”
“Ülkemiz önümüzdeki dönemde bilim ve teknolojide güçlü bir konuma gelmek istiyorsa, temel hedef yalnızca daha fazla mühendis veya akademisyen yetiştirmek olmamalı” diyen Cantürk, merak eden, soru soran, kanıt arayan ve yeni bilgi üretmekten heyecan duyan bir kuşağın yetiştirilmesi gerektiğini kaydetti. Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, sözlerini şöyle sürdürdü:
“ARAŞTIRAN ÜNİVERSİTE YAKLAŞIMI”
“Bunun yolu da yalnızca müfredatı değiştirmekten geçmez; ailelerin, öğretmenlerin, üniversitelerin, medyanın ve özel sektörün bilimi toplumsal bir değer olarak desteklediği bir kültür oluşturmaktan geçer. Böyle bir ortamda bilim, yalnızca belirli bir meslek grubunun işi olmaktan çıkar; ülkenin kalkınmasına katkı sunan ortak bir üretim alanına dönüşebilir. Bizim Araştıran Üniversite yaklaşımımız da ifade ettiğimiz gibi akademisyenler yanında idari personel ve öğrencilerin de araştırma süreçlerine katılması sağlanmalıdır. Bu amaçla ezber yerine araştırma ödüllendirilmeli; öğrenciler araştırmaya katılmalı ve katılanlar görünür kılınmalı; merak, deneme ve süreç içinde öğrenme teşvik edilmeli; yapay zekâ göz ardı edilmemeli ve bilim gerçek sorunlarla ilişkilendirilmelidir.”
Kocaeli Üniversitesi genç bir üniversite olsa da bulunduğu coğrafyada ciddi bir laboratuvar olduğuna da değinen Cantürk, “Bölgemizde çok sayıda fabrika var çok sayıda sanayi kuruluşu var. İstanbul'a yakınız, İzmir'e yakınız, Ankara'ya yakınız. Ciddi bir öğretim üyesi kadromuz ve araştırma kültürümüz var. Bunlar yeni gelişmeler değil bu geçmiş yıllardan var olan birikimimiz. Bu önceden başlayan gayretleri ekibimizi cesaretlendirip destekleyen yönetim anlayışı ile ileriye taşımaya çalışıyoruz” diye konuştu.
SANAYİCİLERE İŞ BİRLİĞİ ÇAĞRISI
Bugün Kocaeli Üniversitesi’nin yayın, proje ve patent gibi akademik çıktılarıyla göz kamaştırır bir duruma geldiğine dikkat çeken Cantürk, bunun sürekliliğinin sağlanması için çalıştıklarını ifade etti. Cantürk, şöyle devam etti:
“Sadece Türkiye de değil tüm dünyada da araştırmayı domine eden üniversiteler daha fazla patent ve teknoloji geliştirmektedir. Ancak patentlerin üretilmesi ve teknolojinin geliştirilmesi için kaynağa ihtiyaç var. Batıda Ar-Ge’yi daha çok sanayici finanse etmekte. Ülkemizde ise halen yüzde 50’nin üzerinde devlet ve üniversiteler desteklemektedir. Bizim sanayicilerimizin de projelerin geliştirilmesinde sürdürülebilmesinde akademisyenlerle iş birliği içerisinde olup, dışarıya teknoloji transferi için verecekleri paraları Ar-Ge için harcarlarsa bizim akademisyenlerimiz yeni projelerle yeni patentlerle karşımıza çıkabilir, gerçekten de patentlerin tescillenmesi ve ticarileşmesi sağlanabilir.
Ciddi sanayi kuruluşlarının olduğu bir bölgedeyiz. Kocaeli’ni 14 tane OSB’si, çok sayıda limanı ile araştırma merkezleri ile çok önemli bir laboratuvar olarak değerlendiriyorum. Burada bulunmak bizim için bir fırsat, bir nimet. Bu nimeti avantaja çevirmeliyiz. Buradaki avantajımız sanayi-üniversite iş birlikli çalışmalar ile ortak yayınların, patentlerin sayısının artırılması ve projelerin oluşturulması gibi faydaları yanında bu kurumlara ait laboratuvarların imkanlarının da araştırılmalar için kullanılması söz konusu olabilir. Sanayicilerimiz bu konuda açık olduklarını söylüyorlar. Biz de bunu teyit ediyoruz.

Üniversite olarak son iki yıl içerisinde patent başvurusu ve tescillenen paten sayısında büyük artış sağladık.
Öte yandan öğretim üyelerimizin her birinin akademik yatkınlıkları çok iyi olduğu için ve son 2-3 yıl içerisinde 800'den 1200 Q1-Q2 yayın sayısına ulaştık. Bu yıl 1400-1500 rakamına ulaşacağımıza inanıyorum. TÜBİTAK 2209 öğrenci projelerinde geçen yıl Türkiye'de en yüksek sayıya ulaştık. 540 proje ile birinci olduk.”
“BİLGİNİN SANAYİYE DÖNÜŞMESİ İÇİN FAZLA ENGEL YOK”
Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, “Üniversitelerde üretilen bilginin sanayiye dönüşmesi konusunda aşılması gereken engeller var mı” sorusuna ise şu cevabı verdi:
“Aslında çok fazla engel yok. Dışarıdan teknoloji satın almak sanayicinin daha kolayına geliyor çünkü daha hızlı bir şekilde kullanıma açıyor. Ama uzun vadede sürdürülebilirlik noktasında sıkıntılarla karşılaşmaktadırlar. Bunları aşmak için bizim araştırma geliştirme odaklı olmamız gerektiğini anlatmaya çalışıyoruz. Bu arada araştırmacı tarafından da sıkıntı var. Akademisyen de kendisinin bilgiye sahip olduğuna inanıyor, sanayicinin kendisine gelip istemesini bekliyor. Son 6 ay içerisinde beş tane çalıştay yaptık. Bunlar iş yeri temelli mesleki eğitim çalıştayından en sonuncusu olan kamu üniversitesi sanayi çalıştaylarını kadar geniş bir alanda gerçekleştirildi. Bu arada doğru akademisyenler ile doğru sanayiciyi nasıl buluştururuz diye düşünmek suretiyle hazırladığımız yapay zekâ tabanlı K-Sencron uygulaması ile sanayici doğru akademisyeni talep edecek akademisyen de sanayiciye kendini, becerilerini anlatacağı bir platform oluşturmaya çalışıyoruz.”
DÖRT YILLIK YAPAY ZEKA LİSANS PROGRAMI AÇILDI
Peki yapay zekâ konusunda neler yapılıyor? Rektör Cantürk, dört yıllık bir yapay zekâ lisans programı ve üç tane ön lisans programı açtıklarını anlattı ve ekledi:
“Bu alanda yetişmiş insanlar mezun etmek istiyoruz. Ancak sadece bu işin profesyonellerini yetiştirmekle kalmayacağız. Öğrenci ve öğretim üyelerimize yapay zekâ konusunda eğitim yanında yapay zekâ araçları kullanım becerileri kazandıracağız. Geçtiğimiz hafta sonu İngiltere'de Imperial Collage of London'da ‘yapay zekâ çağında akademik entegrasyon’ ile ilgili bir toplantıya katıldım. Üniversiteler artık klasik eğitim anlayışının ötesinde yapay zekâyla birçok şeyleri hızlandırabilir, birçok yeni şeyler yapabilir ama yapay zekânın getirdiği bu etik sorumluluklara yönelik tedbirler alınması da zorunludur. Klasik eğitimin herkesin yapay zekâyı kullanabildiği ama ilkelerin olduğu bir sürece evrilmesi gerekmektedir.
Üniversiteler öğrencilere yapay zekayı öğrenme ortamı oluşturarak onlara engel yerine sorumlu bir şekilde nasıl kullanacaklarını öğretmelidir. Yapay zekâ sorumsuzca kullanılırsa suistimalleri kolaylaştırabilir, ancak aynı zamanda öğrenmeyi, yaratıcılığı ve üretkenliği de artırabilir. Yapay zekâyı yasaklamak yerine etik ve şeffaf kullanımını sağlamak önemlidir.”

ARAŞTIRMACI VE DOKTORA MEZUNU SAYISI ÖNEMLİ ÖLÇÜDE ARTIRILMALI
Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, Kocaeli Üniversitesi'ni on yıl sonra nasıl bir konumda görmek istediği yönündeki sorumuza ise şöyle yanıt verdi:
“Kocaeli Üniversitesi’nin Ar-Ge harcamaları için işe yarayan bütçelerin sağlandığı araştırma üniversitesi olacağına inanıyorum. Bunu da araştırmacı sayısını ve doktora mezunu sayısını önemli ölçüde yükselterek, ekosistemin geliştirildiği, ticarileşmiş patent oranının ve teknolojik girişim ve yüksek bütçeli ses getiren projelerin sayısının arttığı ve uluslararası ortak yayın ve proje oranının yükseldiği bir araştıran üniversite olarak görmek isterim. Araştırma yanında sadece kendi içinde değil ülkenin toplamına katkı sağlayan kalite süreçleri tescil edilmiş bir eğitim sistemiyle öğrenciler yetiştirerek ve ürettiği insan kaynağı ve ürünler ile topluma katkı sağlayarak bunlar başarılacaktır.”
patronlardunyasi.com