Patronlar


Burak ARTUNER

Sanayi devlerinin patronları, fabrikaların ve servislerin kapısında bekleyen başka bir krizi anlatıyor: Nitelikli çalışan yok.

FORD CEO’SU KENDİ OĞLUNDAN ÖRNEK VERDİ

Ford CEO’su Jim Farley, ABD’de teknisyen, elektrikçi, kaynakçı ve benzeri nitelikli mesleklerde çalışan bulmakta yaşanan sıkıntıyı uzun zamandır gündeme getiriyor. Farley’nin lise çağındaki oğlu için verdiği örnek ise hayli çarpıcı. Oğlunu sanayiye çırak olarak veren Farley, ABD halkının fabrika işlerine küçümseyen bir tavırla bakmasını eleştiriyor. Ford CEO’suna göre oğlu liseden mezun olduğunda bir Ford bayisinde teknisyen olarak işe başlayabilir ve üç yıl içinde 150 bin dolar seviyesinde gelir elde edebilir.

Ford CEO'su geçen yıl liseli oğlunu sanayiye çırak verdiğini açıklamıştı.

Farley’nin mesajı yalnızca “çok para kazanırsınız” değil.

Asıl söylediği şu:

Üniversite dört yıllık tek kariyer yolu değil.

Üstelik Farley bunu kendi ailesinden örnek vererek anlatıyor. Oğlunun kaynakçılık öğrenmesini istediğini, gençlerin elleriyle bir şey üretmenin değerini görmesi gerektiğini söylüyor.

Ford da bu söylemi yalnız bırakmıyor. Şirket, otomotiv teknisyeni açığını kapatmak için lise öğrencilerine yönelik eğitim programları, burslar ve çıraklık programlarına yatırım yapıyor. Ford’un açıklamasına göre 2029’a kadar ABD’de 350 binden fazla yeni otomotiv teknisyenine ihtiyaç duyulacak.

Tam bu tartışmanın üzerine önceki gün General Motors CEO’su Mary Barra'nın açıklamaları geldi. Aynı soruna eğilen Barra’nın lise öğrencilerine mesajı açıktı: "Nitelikli meslekleri küçümsemeyin." GM CEO’su otomotiv teknisyenlerinin 80-90 bin dolar kazanabildiğini, çalışma saatlerine ve deneyime bağlı olarak bunun daha da yukarı çıkabileceğini söyledi.

EL BECERİSİ YAPAY ZEKAYA KARŞI

GM CEO'su mesajında yapay zekâ vurgusu da yaptı. Barra, bazı teknik mesleklerin yapay zekânın etkisine karşı bazı beyaz yakalı işlerden daha dayanıklı olabileceğini düşünüyor. Elektrikçilikten otomotiv teknisyenlerine kadar pek çok alanda talebin arttığını söylüyor.

GM de bunun için geçen yıl 200 milyon dolar yatırım yaptı.

Belli ki sanayi patronlarının "Çalışacak adam bulamıyoruz" meselesi büyürken, çözüm için kesenin ağzı da yavaş yavaş açılıyor.

Sanayi patronları, "Bu mesleklerin geleceği var" mesajını açıktan veriyorlar.

General Motors CEO'su Mary Barra, ABD'nin vasıflı meslekleri algılama biçiminde bir "toplumsal sorun" olduğunu söylüyor.

YAPAY ZEKÂ VAR AMA KAYNAKÇI DA LAZIM

Dünya bugünlerde daha fazlasıyla yapay zekâyı konuşuyor.

Robotlar fabrikalara giriyor, otomasyon üretim hatlarını değiştiriyor.

Ama bütün bu teknolojiyi kuracak, bakımını yapacak, elektrik bağlantısını gerçekleştirecek, arızayı bulacak, üretim hattını yeniden çalıştıracak insanlara hâlâ ihtiyaç var.

Hatta bazı alanlarda teknoloji ilerledikçe bu ihtiyaç daha da büyüyor.

Veri merkezleri kuruluyor, elektrik altyapısı genişliyor, yeni fabrikalar açılıyor, robotlar çoğalıyor.

Ama robotu kuracak teknisyen, sistemi çalıştıracak elektrikçi, makineyi onaracak usta yine gerekiyor.

Yani geleceğin fabrikasında insanın eli ortadan kalkmıyor; elin nitelikli olması önem kazanıyor.

“ARA ELEMAN” DEĞİL "NİTELİKLİ ÜRETİM İNSANI"

Türkiye'nin de yıllardır konuştuğu mesele tam burada karşımıza çıkıyor. Sanayici “ara eleman bulamıyorum” diyor. Oysa biraz dikkatli bakınca ortada garip bir tanım var. Bir fabrikada üretim durduğunda ona “ara eleman” denilen kişi gerekiyor.

Tezgahı kullanacak teknisyen gerekiyor, kaynakçı gerekiyor, bakım ustası gerekiyor, makine operatörü gerekiyor.

Bana kalırsa bu "ara eleman" lafı biraz yanlış oluyor.

Çünkü üretimin ortasında duran bir insan nasıl “ara” olabilir?

Ayrıca bu laf mesleğe adım atacak gençlere de itici geliyor olabilir.

O yüzden bunu "Nitelikli üretim insanı" olarak değiştirsek belki gençlerin ilgisi daha da artabilir.

TÜRKİYE DE MESLEK LİSESİNE YENİDEN BAKIYOR

Türkiye'de son yıllarda bu alanda atılan adımların önemli bir nedeni de sanayinin ihtiyaç duyduğu insan kaynağını yetiştirmek.

MEB'in 2026 LGS yerleştirme sonuçları da mesleki eğitime yönelik ilgide dikkat çekici bir değişim olduğunu gösteriyor.

Mesleki ve teknik Anadolu liselerine yerleşen öğrenci sayısı geçen yıla göre yüzde 3,62 arttı.

Daha çarpıcı rakam ise yüksek başarı diliminde.

İlk yüzde 5'lik dilimden mesleki ve teknik Anadolu liselerine yerleşen öğrenci sayısı 493'ten 555'e çıktı; artış yüzde 12,58 oldu.

500 TAM PUAN ALDI BAYRAKTAR'I TERCİH ETTİ

Hatta LGS'de 500 tam puan alan bir öğrenci, Özdemir Bayraktar Havacılık ve Uzay Teknolojileri Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nin Havacılık ve Uzay Teknolojisi alanını tercih etti.

İşte belki de asıl değişim burada.

Meslek lisesi artık yalnızca “üniversiteye giremeyenlerin tercihi” olmaktan çıkıp, teknolojinin ihtiyaç duyduğu uzmanlığı daha erken yaşta kazandıran bir eğitim yolu olarak yeniden düşünülüyor.

SANAYİCİYLE OKULUN ARASINDAKİ DUVAR KALKMALI

Türkiye'nin burada yapabileceği en önemli şeylerden biri, okulla fabrikayı birbirine daha fazla yaklaştırmak. Türkiye'deki sanayicinin de gençlere yalnızca “eleman lazım” demesi yetmez. İyi ücret vermesi, kariyer yolu göstermesi ve mesleğin itibarını yükseltmesi gerekir. Çünkü gençlere “Meslek lisesine git” deyip sonra nitelikli çalışanı düşük ücretle çalıştırırsanız bu denklem yürümez.

DÜNYANIN PATRONLARI MESAJI DEĞİŞTİRİYOR

Ford'un CEO'su oğluna kaynakçılık öğretiyor. GM'nin CEO'su lise öğrencilerine teknisyenliği anlatıyor. Şirketler yüz milyonlarca doları nitelikli çalışan yetiştirmeye ayırıyor.

Çünkü sanayi artık şunu fark ediyor: Bir fabrikanın en pahalı makinesi, onu kullanacak insan bulunamadığında işe yaramıyor.

Türkiye'nin de aynı gerçeği görmesi gerekiyor.

Üniversite elbette önemli. Mühendis de lazım, doktor da, yazılımcı da, akademisyen de... Ama üretim ekonomisinin başka kahramanları da var. Ve onların adı uzun zamandır yanlış konuyor.

“Ara eleman” değil; işi bilen, eli becerikli, teknolojiyi anlayan ve emeğinin karşılığını alan "Nitelikli üretim insanı"

patronlardunyasi.com