Kültür-Sanat


Cumhuriyet gazetesi yazarı Zeynep Oral, Sakıp Sabancı Müzesi’nde sanatseverlerle buluşan Yoko Ono sergisini kaleme aldığı yazısında, sanatçının yıllardır toplumsal belleğe kazınan klişelerin çok ötesinde, son derece güçlü ve öncü bir figür olduğunu vurguladı. Yazısında Beatles'ın dağılışından efsanevi "Imagine" şarkısının arka planına kadar Yoko Ono hakkında bilinen yanlışlara dikkat çeken Oral; izleyiciyi düşünmeye, hatırlamaya ve katılmaya çağıran bu özel seçkinin avangart sanat tarihine ışık tutan muazzam bir deneyim sunduğunu ifade etti. İşte o yazı:

Sabancı Müzesi’ndeki Yoko Ono Sergisi’ni gecikmiş olarak izledim ve çarpıldım. Arkadaşlarıma gördünüz mü diye soruyorum: “Ben o kadını hiç sevmem!” diye başlayan yanıtlar alıyorum..

Bilmez değilim, benim kuşağım ondan nefret etti. Onu, hayran olduğumuz “Beatles’ları dağıtan kadın” diye belledi. Yanlış! Yoko Ono, John Lennon’un hayatına girmeden önce bizzat Lennon, efsanevi topluluğun dağılacağını ilan etmişti! Ah şu belleğimize kazınan, doğru bildiğimiz yanlış klişeler! (Kimse kusursuz değil! 68 kuşağı bile!)

Bir yanlışı daha düzelteyim: Hani o, bayıldığımız kült şarkı “Imagine” (Hayal et) şarkısı var ya. Bugün biliyoruz ki Yoko Ono’nun düşünceleri, sözleri ve sanatı o şarkıyı var etti. Yıllarca şarkıyı J. Lennon imzasıyla bildik. Oysa o şarkının kaynağı Yoko Ono idi. Lennon da sonradan bunu teslim etmişti. “O günlerde daha bencil, daha maçoydum, Yoko’nun katkısından bahsetmeyi ihmal etmiştim” demişti. (Ahu Antmen’in katalog yazısından.)

Evet sanat tarihinde de müzik tarihinde de böyle ihmal ve unutkanlıklar öyle çok ki! Evet şarkının altında iki imza olmalıydı. Nitekim yıllar sonra Ono’nun adı da eserin ortak yazarı olarak tanındı.

ÖZGÜN VE ÖNCÜ

Sergiye dönersek: Yoko Ono’nun yaşamını ve avangart sanattaki yerini bilenler, sanat tarihini, Fluxus akımını tanıyanlar elbet bu muhteşem seçkiden daha çok tat alacaklardır. Bunun için harika bir katalog hazırlanmış. Hararetle tavsiye ederim.

Japonya’da doğduğu, varlıklı, aristokrat bir aileden gelip savaşın travmasını yaşadığı; çektiği açlık, yoksulluk, bir pirinç tanesine muhtaç olmaya uzanan çocukluğunun etkileri... Müzik, felsefe ve sanat eğitimiyle yetinmeyip 50’lerin sonunda New York’un avangart sanat çevresinde NYJaponya-Avrupa arasında kendini geliştirmesi... Hiçbir grup ya da akıma katılmadan bağımsızlığını koruması... 60’ların başında ortaya attığı içses ve içyapı kavramlarından yola çıkıp, bunda ısrar etmesi... Bütün bunlar ve daha niceleri onu özgün ve öncü kılıyor.

70 Yıllık yaratıcı meslek yaşamından seçilmiş eserler bu sergide bir araya getirilmiş: Hayal gücü, algı, katılım, hafıza, barış, kadın hakları, baskı, duygular dünyası, gerçekler ve insan ilişkileri (anneyle, sevgiliyle, şiddet uygulayan birey ya da kitleyle vb.) Bu temalar, çerçevelenmiş bir tuvale sığmaktan çok uzak! Sanatçının erken dönem “talimat parçaları” ve kavramsal yapıtlardan farklı disiplinlere, performans, film, enstalasyon ve katılımcı işlere uzanıyor.

KATILIMCILIK

Sergiyi dolaştıkça görüyoruz: Karşımda kendi yolunu çizmiş, sapına kadar feminist, savaş karşıtı, barışçı, seyirciyi dinginlikten çıkarıp yaratmaya çağıran çok güçlü bir sanatçı var.

Evet, Yoko Ono’nun tüm “olay” ve “sergi”lerinde olduğu gibi, burada da izleyiciden katılım bekleniyor. Sanatçı size bir şey sunmuyor. Size düşünmenizi, sorgulamanızı, hatırlamanızı, öğrenmenizi, tanıklıklarınızı paylaşmanızı söylüyor. Engellere karşı, rüzgâra karşı, yükselen duvarlara karşı, fırtınalara karşı haykırmanızı söylüyor.

Sergiyi gezdiğim sıradan bir günde, çocuklu bir aile, Yoko Ono’nun kırmış olduğu porselen çay takımını “onarıyor”, raflara diziyor; bir başka köşede iki arkadaş, taşların hepsinin beyaz olduğu bir “satranç” masasında satranç oynuyor; iki sevgili hiçbir yere açılmayan “kapılar” etrafında kendi hayali mekânlarını yaratıyor, bir başkası tuvale yeni renkler ekliyordu. (Örnekler sonsuz, sayfalar yetmez.)

KENDİME TALİMATLAR

Beni en etkileyen, daha sanatsal üretiminin başında kendine verdiği talimatlardı: Hatırla. Hisset. Unut. Dokun. Evet de. Hayır de. Düşle. Dinle. Paylaş. Barışı düşün.

Gökyüzüne bak. Hayal et diyor.

Yoko Ono sergisinden çıktığımda aklımda yapıtlar kadar şu da vardı: Ben hayatta kendime hangi talimatları verdim?

Kendime sordum: Sahi neydi bu talimatlar? Susma. Haksızlığa alışma. Merakını kaybetme. Korksan da söyle, yaz. İnsanlardan umudunu kesme. Unutma. Unutturma. Sanata tutun. Sevmekten asla vazgeçme. Emeği, yaratıcılığı, insanlık onurunu kolla. Ve yaşadığın sürece hayret etmeye devam et.

Yoko Ono Sergisi’nden kendime bunları söyleyerek çıktım. Belki de hepimizin arada bir durup kendi “talimatlar”ımızı yazması gerekiyor. Çünkü insanın hayatını, başkalarının ona verdikleri talimatlardan çok, kendine verdikleri belirliyor.

Başta Ahu Antmen olmak üzere sergiye emek veren herkesi kutlarım. İçses ve İçyapı sergisi, 27 Aralık’a dek sürecek ama bir kez değil, birkaç kez izlemenizi öneririm. Her seferinde yeni ufuklara açılacaksınız. (Salı günleri Sabancı Müzesi ücretsiz gezilebilir.)

patronlardunyasi.com