Toygun ATİLLA
Yabancı basını tararken önüme bir müzayede haberi düştü.
Rakam dikkat çekiciydi.
126,7 milyon sterlin.
Monsoon ve Accessorize’ın kurucusu Peter Simon, yıllar içinde topladığı yaklaşık 200 eseri Christie’s Londra’da satışa çıkarıyordu.
Francis Bacon vardı.
Piet Mondrian vardı.
Joan Miró, Andy Warhol, Pablo Picasso, Willem de Kooning vardı.
Christie’s, koleksiyonu Londra’da bugüne kadar satışa sunduğu en yüksek değerli tek sahipli koleksiyon olarak tanımlıyordu.
Haber ilk bakışta şuydu:
Ünlü iş insanı 127 milyon sterlinlik sanat koleksiyonunu satıyor.
Ama benim aklım başka yere takıldı.
Peter Simon kimdi?
Bu adam bu koleksiyonu nasıl oluşturmuştu?
Monsoon’u nasıl kurmuştu?
Biraz daha araştırmaya başladım.
Christie’s’in Simon için hazırladığı uzun hayat hikâyesini okurken karşıma hiç beklemediğim bir kelime çıktı:
Türkiye.
İşte hikâye benim için orada değişti.

O YOL TÜRKİYE’DEN GEÇMİŞTİ
Takvimi yaklaşık yarım asır geriye saralım.
Ortada henüz Monsoon yok.
Accessorize yok.
84 ülkeye yayılan mağazalar yok.
Bacon yok.
Mondrian yok.
127 milyon sterlinlik bir sanat koleksiyonu hiç yok.
Genç Peter Simon var.
Sırtında sadece bir çanta…
Reklamcılığı bırakıyor ve Doğu’ya doğru yola çıkıyor.
Christie’s’in kayıt altına aldığı rota açık… Türkiye, İran, Afganistan ve Hindistan.
Simon, Monsoon’un ilhamını Türkiye’de bulmadı.
Türkiye, onu hayatını değiştirecek yere götüren yolun duraklarından biriydi.
Asıl kırılma Rajasthan’da yaşandı.
Simon burada bitkisel boyaları, el tezgâhlarında dokunan pamukları ve kumaşların üzerine tek tek basılan desenleri keşfetti.
Renklerin birbirinin üzerine nasıl oturduğunu gördü.
El emeğinin kumaşı nasıl değiştirdiğini öğrendi.
Ve belki kendisi de o gün bilmiyordu ama hayatının geri kalanında kullanacağı en önemli sermayelerinden birini edinmeye başladı… Gözünü.

ÖNCE KUMAŞA BAKTI
Londra’ya döndü.
Hindistan’dan getirdiği el baskısı kıyafetleri pazarlarda satmaya başladı.
1973’te Knightsbridge’de ilk Monsoon mağazasını açtı.
Sonrası iş dünyasının bildiği hikâye.
Monsoon büyüdü.
Accessorize geldi.
Grup bir dönem 84 ülkede mağazaları bulunan küresel bir moda işine dönüştü.
benim ilgimi çeken şirketin kaç mağaza açtığından çok başka bir ayrıntı oldu.
Simon yıllarca yüzlerce tekstil tasarımı arasından seçim yaptı.
Sonra bir gün aynı gözünü sanata çevirdi.
SONRA BACON’A BAKTI
1990’ların ortalarında çağdaş sanatla ciddi biçimde ilgilenmeye başladı.
Christie’s’in anlattığına göre Simon da tekstil dünyasında geçirdiği yılların kendisine renk dengesi ve kompozisyon konusunda güçlü bir göz kazandırdığını düşünüyor.
Önce Barbara Hepworth, Ben Nicholson, Peter Lanyon…
Sonra çıta yükseldi.
Francis Bacon.
Piet Mondrian.
Joan Miró.
Andy Warhol.
Pablo Picasso.
Willem de Kooning.
Bridget Riley…
Bir zamanlar sırt çantasıyla Türkiye’den geçen ve Londra pazarlarında el işi kıyafet satan adamın duvarları, modern sanat tarihinin en büyük isimleriyle dolmaya başladı.

ŞİMDİ O DUVARLAR BOŞALIYOR
Aradan yarım asır geçti.
Christie’s şimdi Simon’ın yaklaşık 200 eserini üç ayrı müzayedede satışa çıkarıyor.
14 Ekim’de akşam müzayedesi.
15 Ekim’de gündüz müzayedesi.
1–20 Ekim arasında online satış.
Toplam tahminin üst sınırı:
126,7 milyon sterlin.
Bu rakam satış sonucu değil.
Müzayede öncesi üst tahmin.
Koleksiyonun yıldızlarından Francis Bacon’ın 1978 tarihli Figure in Movement eserinin tahmini bile tek başına 14–18 milyon sterlin.
BENİM AKLIM İSE HÂLÂ O SIRT ÇANTASINDA
Haberi yabancı basında gördüğümde önümde 127 milyon sterlinlik bir müzayede haberi vardı.
Araştırmayı bitirdiğimde ise bambaşka bir hikâye çıktı karşıma.
Bir genç adam…
Bir sırt çantası…
Türkiye’den İran’a, oradan Afganistan’a ve Hindistan’a uzanan bir yol.
Rajasthan’da görülen kumaşlar.
Londra’da açılan küçük bir dükkân.
Dünyaya yayılan bir moda şirketi.
Ve yıllar sonra Bacon, Mondrian, Miró, Warhol…
Gazeteciliğin en sevdiğim tarafı da bu.
Haber rakamda duruyor gibi görünür kimi zaman…
Biraz eşelediğinizde altından insan hikâyesi çıkar.
Peter Simon’ın hikâyesinde de öyle oldu.
Ben 127 milyon sterlinin peşinden gittim.
İz beni Türkiye’den geçen bir sırt çantasına götürdü.
patronlardunyasi.com