Ekonomi


PD HABER ARAŞTIRMA SERVİSİ 

Türkiye’de yürütülen fon soruşturmasında, bazı şüphelilerin milyonlarca doları yurt dışındaki hesaplara aktardığı iddiaları da gündeme geldi.

Bu iddialar önemli bir soruyu beraberinde getiriyor.

Türkiye’den milyonlarca dolar yurt dışına gönderilirken hangi kontroller yapılıyor?

Sorunun cevabı için üç ayrı yapının görevini bilmek gerekiyor: Merkez Bankası, işlemi gerçekleştiren bankalar ve Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK).

Çünkü Türkiye’den yüksek tutarlı para transferi yapılması tek başına suç olmadığı gibi, işlemin tamamlanması da paranın kaynağının hukuka uygun bulunduğu anlamına gelmiyor.

50 BİN DOLARIN ÜZERİNDEKİ TRANSFERLER BİLDİRİLİYOR

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar’ın 4/e maddesine göre Türkiye’de ve yurt dışında yerleşik kişilerin bankalar aracılığıyla yurt dışına döviz transfer ettirmeleri serbest.

Ancak aynı maddede bir bildirim yükümlülüğü de bulunuyor.

Bankalar, ithalat, ihracat ve görünmeyen işlemler dışındaki yurt dışına yapılan 50 bin ABD dolarını veya eşitini aşan döviz transferlerine ilişkin bilgileri, transfer tarihinden itibaren 30 gün içinde Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenen mercilere bildirmek zorunda.

Döviz tevdiat hesaplarından yapılan transferler de bu düzenlemeye dahil.

Buradaki önemli ayrıntı, bildirimin transferden sonra yapılması.

Dolayısıyla bu hüküm, 50 bin doları aşan her transferin önceden Merkez Bankası tarafından onaylanması gerektiği anlamına gelmiyor.

Ayrıca 50 bin doların altındaki işlemler de denetim dışında değil. Bankaların kara para aklamayla mücadele kapsamında ayrı yükümlülükleri bulunuyor.

MERKEZ BANKASI HER İŞLEMİ ONAYLAMIYOR

Merkez Bankası’nın resmi internet sitesinde, uluslararası para transferlerine ilişkin önemli bir açıklama bulunuyor.

TCMB, SWIFT sisteminin Türkiye’deki merkezi veya işleticisi olmadığını, diğer bankalar gibi bu sistemin kullanıcısı olduğunu belirtiyor.

Uluslararası para transferlerinde kullanılan SWIFT, bankaların birbirlerine güvenli finansal mesajlar göndermesini sağlayan bir altyapı.

SWIFT üzerinden gönderilen mesaj, işlemin Merkez Bankası tarafından tek tek incelenerek onaylandığı anlamına gelmiyor.

Transferi gerçekleştiren bankalar, müşterinin tanınması, işlemin izlenmesi ve ilgili mevzuatın gerektirdiği kontrollerden sorumlu.

Merkez Bankası’nın ödeme sistemleri ve kambiyo işlemleriyle ilgili görevleri ise bu sorumluluklardan farklı.

BANKALAR PARANIN KAYNAĞINI ARAŞTIRMAK ZORUNDA MI?

Bankaların müşterilerini tanıma ve işlemleri risk esasına göre izleme yükümlülüğü bulunuyor.

5549 sayılı Kanun ve ilgili düzenlemeler, bankaların müşterinin kimliği, mali durumu, faaliyetleri ve işlemlerinin niteliği hakkında gerekli değerlendirmeleri yapmasını öngörüyor.

Bu kapsamda bankalar, işlemin riskine ve hukuki niteliğine göre müşteriden ek bilgi ve belge talep edebiliyor.

Örneğin müşterinin bilinen gelir ve faaliyetleriyle bağdaşmayan para hareketleri, ekonomik gerekçesi açıklanamayan transferler veya gerçek faydalanıcının gizlenmeye çalışılması şüphe doğurabiliyor.

Ancak bütün transferlerde aynı belgelerin istenmesi gibi tek tip bir uygulama bulunmuyor.

MASAK’A BİLDİRİM İÇİN ALT SINIR YOK

5549 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesine göre, işlem konusu malvarlığının yasa dışı yollardan elde edildiğine veya yasa dışı amaçlarla kullanıldığına ilişkin bilgi, şüphe ya da şüpheyi gerektirecek bir husus varsa yükümlüler MASAK’a bildirim yapmak zorunda.

Şüpheli işlem bildiriminde genel bir parasal alt sınır bulunmuyor.

Dolayısıyla düşük tutarlı bir işlem de şüpheli görülebilirken, milyonlarca dolarlık bir transfer hukuka uygun ekonomik gerekçelere dayanabiliyor.

Belirleyici olan yalnızca paranın miktarı değil; kaynağı, gönderilme amacı, işlemin tarafları ve müşteri profiliyle uyumu.

ŞÜPHELİ TRANSFER NASIL DURDURULUYOR?

Bir bankanın MASAK’a şüpheli işlem bildiriminde bulunması, transferin otomatik olarak durdurulduğu anlamına gelmiyor.

Ancak mevzuatta şüpheli işlemlerin ertelenmesine ilişkin özel bir mekanizma bulunuyor.

5549 sayılı Kanun’un 19/A maddesine göre, aklama veya terörün finansmanıyla bağlantılı olduğundan şüphelenilen belirli işlemler, kanundaki koşullar çerçevesinde yedi iş günü süreyle askıya alınabiliyor veya gerçekleşmelerine izin verilmeyebiliyor.

Bu yetki Hazine ve Maliye Bakanına ait. Bakan, yetkisini bakan yardımcısına devredebiliyor.

Bunun dışında adli makamların kararlarıyla da malvarlığına yönelik tedbirler uygulanabiliyor.

Dolayısıyla şüpheli işlem bildirimi, işlemin ertelenmesi ve adli makamların el koyma kararları birbirinden farklı hukuki süreçler.

10 BİN EURO SINIRI BANKA TRANSFERLERİ İÇİN DEĞİL

Mevzuatta zaman zaman karıştırılan bir başka konu da yurt dışına nakit çıkarılması.

32 sayılı Karar’ın 4/f maddesinde 10 bin euroyu veya eşitini aşan efektifin yurt dışına çıkarılmasına ilişkin özel düzenleme bulunuyor.

Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasına göre, bu tutarı aşan belirli nakitlerin gümrüğe beyan edilmesi gerekiyor. Bazı nakit türlerinin ise yolcu beraberinde çıkarılması mümkün olmayıp bankalar aracılığıyla transfer edilmesi gerekiyor.

Bu kurallar, banka hesapları arasında gerçekleştirilen uluslararası para transferleriyle aynı değil.

Dolayısıyla 10 bin euro eşiği, bankadan yurt dışına gönderilebilecek para için genel bir üst sınır oluşturmuyor.

FON SORUŞTURMASINDA ASIL SORU NE?

Bütün bu düzenlemeler, fon soruşturmasında yurt dışına aktarıldığı ileri sürülen paraların araştırılması açısından önem taşıyor.

Çünkü bir transferin büyüklüğü tek başına suçun veya denetim ihlalinin kanıtı değil.

Önemli olan, paranın hangi hesaplardan çıktığı, hangi gerekçeyle gönderildiği, alıcının ve gerçek faydalanıcının kim olduğu.

Bir başka önemli konu da transfer tarihinde bankaların elinde hangi bilgilerin bulunduğu.

Şüpheli işlem bildirimi yapılıp yapılmadığı, herhangi bir erteleme veya adli tedbir kararı bulunup bulunmadığı da araştırılması gereken başlıklar arasında.

Ancak şüpheli işlem bildirimlerinin gizliliği nedeniyle bu bilgilerin tamamının kamuya açık olması beklenemez.

Sonuç olarak, milyonlarca doların yurt dışına gönderilmiş olması tek başına denetimsizlik anlamına gelmiyor.

Asıl mesele, transferler sırasında yürürlükteki kontrol ve bildirim yükümlülüklerinin yerine getirilip getirilmediği.

Fon soruşturmasının finansal denetim açısından aydınlatılması gereken en önemli sorularından biri de bu.

patronlardunyasi.com