Spor


Halil KASAPOĞLU 


Genel kurullar ne kadar hararetli geçerse geçsin, seçim günleri Galatasaray Lisesi’nde adeta bir demokrasi şöleni yaşanır. Uzun zamandır birbirini görmemiş sınıf arkadaşları hasret giderir; birbirine en ağır eleştirileri yapan kulüp üyeleri hiçbir şey yaşanmamışçasına birbiriyle kucaklaşır. Adeta tüm kırgınlıklar ve eleştiriler lisenin kapısında bırakılır.

CAMİANIN GÜVEN OYU 

Dün Galatasaray Lisesi’nde yine tam olarak böyle hissettiren bir seçim gününü geride bıraktık. Başkan Dursun Özbek, dört yıllık yıpratıcı ama bir o kadar da başarılı bir dönemin ardından tek aday olarak girdiği seçimde yeniden başkan seçildi. 2079 üyenin oy kullandığı seçimde, 1780 geçerli oy alan Özbek, güçlü bir şekilde güven tazelemiş oldu. Dokuz günlük bayram tatilinin başladığı bir günde bu katılımın sağlanması, camianın verdiği güçlü bir mesajdı.

Galatasaray tarihinde tek adaylı seçimler çok nadir yaşanır. Benzer bir seçim, en son 13 yıl önce gerçekleşmişti. 2013 yılında Ünal Aysal, tek aday olarak girdiği seçimde 1404 oy alarak yeniden seçilmişti. Nitekim Başkan Dursun Özbek de oy kullanmadan önce yaptığı açıklamada bunun altını özellikle çizerek, “Tek adaylı seçim Galatasaray geleneklerine uygun değil ama bu dönem böyle tecelli etti. Bunun bugün seçilecek yönetime büyük bir yükümlülük yüklediğini kabul ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Aslında bu sözler, günün ruhunu çok iyi özetliyordu. Çünkü Galatasaray kültürü her zaman rekabete ve farklı seslere önem verir. Bu nedenle tek adaylı bir seçim, Galatasaray’daki eleştiri kültürüyle de çelişiyordu. Fakat dünkü tabloyu yalnızca “kimsenin seçime girmek istememesi” şeklinde okumak eksik olur. Bu durum biraz da dört yıllık dönemde elde edilen sportif başarıların camia nezdinde oluşturduğu saygının sonucuydu. Üst üste gelen şampiyonluklar, Avrupa’da yükselen çıta ve ekonomik anlamda daha güçlü bir yapı kurulması, Dursun Özbek’in elini ciddi şekilde güçlendirdi.

Galatasaray’da seçimler yalnızca başkanı ve yönetimini belirlemez. Aynı zamanda onlara tanınan manevra alanını da tayin eder. Önümüzdeki dönemde oluşturulacak Sportif AŞ yönetimi, transfer politikası ve futbol yapılanması konusunda alınacak kararlar düşünüldüğünde, bu katılım seviyesi Başkan Özbek’in elini oldukça güçlendirdi.

KORİDORLARDA BİRİKEN HAFIZA 

Dün Galatasaray Lisesi’nin koridorlarında dolaşırken, tekrar sıradan bir spor kulübünün genel kurulunda olmadığımı hissettim. Yüzlerce üye birbiriyle sohbet ediyor, lise anılarını tazeliyor, kupaların önünde fotoğraf çektiriyordu. Futbol ve voleybol takımlarının kazandığı kupalar günün popüler ve sessiz tanıklarıydı. Oyumu kullandıktan sonra kalabalığın arasında Başkan’ı gördüm. Uzun sezonun bütün yorgunluğuna rağmen oldukça dinç duruyordu. Tebrik edip yeni dönemin hayırlı olmasını diledim. Kısa ama kendinden emin bir ifadeyle, “Sorumluluğumuz büyük. Bu dönemden de başarılı bir dönem geçirmeliyiz.” diyerek karşılık verdi. Kıymetli eşi Mesude Hanım’la da sohbet etme fırsatım oldu. Mesude Hanım, eşini hiçbir zaman yalnız bırakmıyor. Maçlar, etkinlikler, seçimler… Kendisi her koşulda Dursun Başkan’ın en büyük destekçisi. Onu da yeni dönem için oldukça motive gördüm ve içimden “Allah herkese böyle bir yol arkadaşı nasip etsin.” diye geçirdim.

TEVFİK FİKRET DETAYI 

Galatasaray Lisesi mezunlarının kuşaklar arası taşıyıcı isimlerinden olan, benim de fikirlerine değer verdiğim büyüğüm Âli Kiremitçioğlu ile lisenin koridorlarında dolaşıyoruz. Önce kulübün Ali Sami Yen ve arkadaşları tarafından kurulduğu sınıfın önünden geçiyoruz. Ardından Tevfik Fikret Salonu’nun önünde duruyoruz.

Âli Ağabey burada yine o meşhur Galatasaray hikâyelerinden birini anlatıyor. Galatasaray Lisesi müdürlüğü yaptığı dönemde Tevfik Fikret’e Maarif Nazırlığı, yani dönemin Milli Eğitim Bakanlığı teklif edilmiş. Ancak rivayete göre Tevfik Fikret, Galatasaray Lisesi’nde müdür olmanın daha önemli bir vazife olduğunu söyleyerek bu görevi kabul etmemiş. Bu hikâye bize Galatasaray’da aidiyetin çoğu zaman makamların da önüne geçtiğini anlatıyor.

TERİM'İN SESSİZ AĞIRLIĞI

Dünün dikkat çeken isimlerinden biri de Fatih Terim’di. Terim’in liseye sessizce adım atması dahi ortamdaki heyecanı başka bir boyuta ulaştırdı. Geçtiğimiz hafta Galatasaray Lisesi’nde gerçekleştirilen UEFA Kupası zaferinin anma törenine katılması, ardından Kasımpaşa-Galatasaray maçını Dursun Özbek’le birlikte takip etmesi ve şimdi de seçim günü lisede olması, camia içinde dikkatle takip edilen bir yakınlaşma görüntüsü oluşturdu. Galatasaray gibi hafızası güçlü kulüplerde semboller önemlidir. İnsanlar bazen bir “oy kullanma” anından bile büyük anlamlar çıkarır.

GALATASARAY'IN GERÇEK GÜCÜ 

Saatler 15.00’i geçince sandıklar açılmaya başlıyor. Son sandıklar açılmadan hemen önce yıllardır süren o gelenek tekrar ediyor. Başkan, tek renk olan kırmızı kravatını çıkarıp sarı-kırmızı renklerdeki kravatını takıyor. Bu ritüel, sandığın ardından başlayan yeni dönemin, birlik ve beraberliğin sembolik ilanı olarak kabul ediliyor.
Futbol tüm hızıyla endüstriyelleşiyor.
Seyirci profili, ilişkiler, futbol ekonomisi...
Zamanın ruhu değişmeye ve dönüşmeye devam ediyor. Ama bazı yerlerde hâlâ zamanın geleneksel ruhu yaşamaya devam ediyor.
Belki de Galatasaray’ın gerçek gücü de burada yatıyor.
Yalnızca kazanılan başarılarda ve kupalarda değil.
Hafızasında, ritüellerinde ve aynı koridorlarda yeniden buluşabilen camiasında…

patronlardunyasi.com