Gündem


Toygun ATİLLA

Sabah Gazetesi’nde gözüme ilişen bir haberdi. Armağan Yılmaz imzalı haberi ilk okuduğumda, başarılı bir polis-adliye haberi olduğunu düşündüm.

Sonra haberi ikinci kez okudum. Bu haber sadece başarılı bir polis adliye haberi değildi. Ekonomi sayfalarında yer alması gereken hatta manşetlik bir haberdi. 

Hatta daha da ileri gideyim… Her patronun sabah kahvesini içerken okuması gereken bir uyarıydı.

Haberde, İstanbul’da faaliyet gösteren dünyaca ünlü saat markalarının Türkiye distribütörlerinden birinde yaklaşık 45 milyon TL’lik dolandırıcılık iddiası anlatılıyordu.

İddiaya göre şirket yöneticisinin e-posta adresine çok benzeyen bir adres oluşturuluyor. Muhasebe birimine ödeme talimatı gönderiliyor. Talimat gerçek sanılıyor. Yaklaşık 870 bin euro transfer ediliyor.

Buraya kadar bir adliye haberi…

Bence asıl haber bundan sonra başlıyor. Çalınan sadece para değildi, patronun adı da çalınmıştı. 

Bir düşünün… Şirketin en güvenilir kişisi sizsiniz. İmzanıza, sözünüze. mailinize güveniliyor.

Dolandırıcı da tam bunu hedef alıyor. Ne kasaya, giriyor, ne kasiyeri ikna ediyor, ne de muhasebeciyi tehdit ediyor. 

Yaptığı iş sadece sizin kimliğinizi ödünç almak.  Şirket, parayı kendi patronuna gönderdiğini sanıyor.

İşte beni durduran cümle buydu.

Yıllardır patronların servetlerini, yatırımlarını, fabrikalarını, şirketlerini yazıyoruz. Belki de artık bir şey daha yazmamız gerekiyor. O da, patronun dijital itibarı.

Neden derseniz, dijital çağda patronun adı da şirketin bilançosunda görünmeyen bir varlık haline geldi. O  varlık ele geçirildiğinde, kasadaki para da peşinden gidebiliyor.

Daha ürkütücü olan ise şu… Bu olayın merkezinde bugün bir e-posta var.

Peki ya yarın?

Yapay zekâ, birkaç saniyelik bir ses kaydıyla patronun sesini birebir üretebiliyor. Kısa bir video ile görüntüsünü oluşturabiliyor. Bugün “Patron mail attı” diye ödeme yapılıyor. Yarın “Patron görüntülü aradı” diye yapılmayacağının garantisi var mı?

Bilim kurgu anlatmıyorum. Dünya artık bunu tartışıyor. Yani mesele bir e-posta değil. Mesele, güvenin dijital çağda yeniden tanımlanması.

Eskiden patronun sözü yeterdi. Yakında patronun sözünü bile doğrulamak gerekecek. Belki de şirketlerde yeni bir dönem başlayacak. Çift imza vardı… Şimdi çift doğrulama olacak.

Görünen o ki… Yeni nesil hırsızlar kasa soymuyor, güven soyuyor.

Bana göre bu yüzden bu dosya, bir dolandırıcılık haberinden çok, patronluğun değişen doğasının haberi.

Bir not…

Patronlar Dünyası’nın güvenlik analizlerini ilgiyle takip ettiğim sevgili Feramuz Erdin… Sanırım bu kez top sizde.

Yıllardır limanları, enerji tesislerini, kritik altyapıları ve fiziki güvenliği yazdınız. Artık Patronun dijital kimliği de korunacaklar listesinde baş sırada yer alıyor. 

Doğrusu sizden, “CEO dolandırıcılığı”, yapay zekâ destekli kimlik taklitleri ve şirketlerin yeni güvenlik refleksleri üzerine kapsamlı bir analiz okumayı çok isterim. Artık patronun odasının kapısını kilitlemek yetmiyor, gelen kutusunu da korumak gerekiyor.

patronlardunyasi.com