Feramuz ERDİN
Bir bankaya para yatırdığımızda aklımızdaki ilk soru basit, param güvende mi?
Bankanın sermayesine, bilançosuna, faizine bakıyoruz.
Neredeyse hiçbirimiz bankamıza "Teknolojin kimin elinde ?" sorusunu sormuyoruz.
Belki de yapay zekâ çağında bu soruyu sormanın zamanı geldi. Bankaların artık yalnızca şubelerinin altında duran fiziksel kasaları yok.
Milyonlarca müşterinin finansal hareketleri, ödeme sistemleri, yazılımlar, risk modelleri, dolandırıcılık tespit sistemleri ve bunların üzerinde yükselen yapay zekâ uygulamaları var.
Bankacılığın yeni kasası giderek dijitalleşiyor.
FSB’DEN G20’YE YAPAY ZEKÂ UYARISI
Financial Stability Board Başkanı Andrew Bailey, G20 maliye bakanları ve merkez bankası başkanlarına gönderdiği son mektupta finans sistemi açısından yapay zekânın yaratabileceği risklere dikkat çekti.
Uyarının önemli başlıklarından biri siber güvenlik. Gelişmiş yapay zekâ modelleri saldırıların hızını, ölçeğini ve maliyet yapısını değiştirebilir. Mesele yalnızca hackerların yapay zekâ kullanabilmesi değil.

Finans dünyasında giderek daha fazla tartışılan başka bir risk daha var....Kritik üçüncü taraf teknoloji sağlayıcıları.
Dünyanın binlerce bankası olmasına rağmen bankaların kullandığı ileri teknoloji altyapısının bazı katmanlarında çok daha az sayıda küresel oyuncu bulunuyor.
Bulut altyapıları…
Gelişmiş yapay zekâ modelleri…
AI modellerini çalıştıran çipler…
Veri merkezleri…
Siber güvenlik sistemleri…
Bir banka bütün bunları kendi başına üretmek zorunda değil. Zaten günümüz ekonomisinde bunun yapılması da beklenmiyor.
Aynı teknoloji şirketlerine çok sayıda finans kuruluşunun bağımlı hale gelmesi sistemik bir risk yaratabilir mi?
BİNLERCE BANKA, BİRKAÇ TEKNOLOJİ KAPISI
Finans sisteminin karşı karşıya olduğu yeni paradoks burada başlıyor. Bankalar risklerini dağıtmak üzerine kurulu kurumlar, bir müşteriye kredi verirken bile risk hesaplanıyor.
Yatırımlar çeşitlendiriliyor, likidite tamponları oluşturuluyor.
Peki teknoloji riski?
Bir gün dünyanın büyük teknoloji sağlayıcılarından birinin sistemlerinde geniş çaplı bir kesinti yaşandığını düşünün. Sorun bir saat değil, bir gün sürüyor. Ya da büyük bir siber saldırı meydana geliyor.
Eğer çok sayıda finans kuruluşu aynı altyapıya bağımlıysa, tek şirkette başlayan sorun aynı anda birçok bankaya yayılabilir mi? FSB’nin dikkat çektiği risk alanlarından biri tam olarak bu yoğunlaşma.
TÜRKİYE BU TARTIŞMANIN DIŞINDA DEĞİL
Türkiye son derece gelişmiş bir dijital bankacılık pazarına sahip.
Mobil bankacılık, uzaktan müşteri edinimi, algoritmik risk analizi, dolandırıcılık tespiti, otomasyon ve dijital ödeme sistemleri artık günlük hayatın parçası.
Üretken yapay zekâ bu dönüşümün yeni aşaması.
Fakat Patronlar Dünyası’nın sorduğu soru bankaların yapay zekâ kullanıp kullanmadığı değil.
Bankanın kendi teknolojisi nerede bitiyor, dışarıdan aldığı teknoloji nerede başlıyor?
Bugün tek bir yapay zekâ uygulamasının arkasında bile uzun bir teknoloji zinciri bulunabiliyor.

Model başka bir şirketin.
Bulut altyapısı başka bir şirketin.
Çip başka bir üreticinin.
Veri merkezi başka bir işletmecinin.
Siber güvenlik sistemi ise başka bir sağlayıcının olabilir.
Bu durum tek başına bir güvenlik sorunu anlamına gelmiyor.
Ancak finans sistemi açısından yeni bir bağımlılık ve dayanıklılık tartışmasını beraberinde getiriyor.
İşte bu nedenle Patronlar Dünyası Türkiye’de faaliyet gösteren bankalar için yanıtlanması gereken 10 soru çıkardık.
1 — YAPAY ZEKÂNIZ KİMİN?
Bankanız üretken yapay zekâ uygulamalarında hangi dış teknoloji sağlayıcılarından hizmet alıyor?
Bunların hangileri yalnızca yazılım veya altyapı sağlıyor, hangileri bankanın operasyonlarına temas eden sistemlerde görev alıyor?
Kritik süreçlerde tek bir sağlayıcıya bağımlılık bulunuyor mu?
2 — MÜŞTERİNİN VERİSİ AI’A GİRİYOR MU?
Bankanın kullandığı üretken yapay zekâ sistemlerine müşteri verisi aktarılıyor mu?
Aktarılıyorsa hangi veriler?
Kimlik bilgileri?
Finansal hareketler?
Müşteri talepleri?
Yoksa yalnızca anonimleştirilmiş veriler mi?
3 — VERİ NEREDE?
Yapay zekâ uygulamalarında kullanılan veya işlenen veriler fiziksel olarak nerede tutuluyor?
Türkiye’de mi?
Yurtdışında mı?
Kritik bankacılık verilerinin Türkiye sınırları içerisinde tutulması gerekiyorsa bunun teknik güvencesi nasıl sağlanıyor?
4 — FİŞİ ÇEKİLİRSE BANKA ÇALIŞIR MI?
Kritik hizmet alınan teknoloji sağlayıcısında geniş çaplı kesinti yaşanırsa ne olur?
Bankanın temel faaliyetleri etkilenir mi?
Alternatif sistem var mı?
Varsa kaç dakika veya kaç saat içinde devreye girebilir?
Bu soru artık yalnızca bilgi işlem departmanlarının değil, finansal istikrarın da konusu.
5 — B PLANINIZ VAR MI?
Bankalar müşterilerinin finansal risklerini dağıtmasını ister.
Peki kendi teknoloji risklerini dağıtıyor mu?
Kritik sistemlerde birden fazla teknoloji veya bulut sağlayıcısıyla çalışma stratejisi bulunuyor mu?
Yoksa bazı alanlarda tek bir şirkete bağımlılık söz konusu mu?
6 — KENDİ YAPAY ZEKÂNIZ VAR MI?
Bankanın kullandığı yapay zekâ sistemlerinin ne kadarı kendi mühendisleri tarafından geliştiriliyor?
Kendi altyapısında çalışan modeller bulunuyor mu?
Hangi alanlarda dışarıdan teknoloji satın alınıyor?
Gelecekte bu sorunun cevabı bankaların yalnızca güvenliğini değil, rekabet gücünü de belirleyebilir.
7 — BANKA ÇALIŞANI CHATGPT’YE NE YAZABİLİR?
Bir banka çalışanı ChatGPT, Gemini, Copilot veya başka bir üretken yapay zekâ uygulamasına müşteri ya da şirket bilgisi girebilir mi?
Bankaların çalışanlarına koyduğu sınırlar neler?
Hangi bilgiler kesinlikle yasak?
Bu yasaklar yalnızca şirket içi talimatlarla mı uygulanıyor, yoksa teknik olarak da engelleniyor mu?
8 — YAPAY ZEKÂ HATA YAPARSA SORUMLU KİM?
Bir yapay zekâ sistemi kredi değerlendirmesinde yanlış sonuç üretti.
Bir işlemi hatalı biçimde şüpheli buldu.
Dolandırıcılık alarmı vermesi gerekirken vermedi.
Nihai karar insanda mı?
Algoritmada mı?
Müşteri zarar görürse sorumluluk bankada mı, teknolojiyi sağlayan şirkette mi?
Yapay zekâ çağının hukuki tartışmalarından biri de burada başlayacak.
9 — HACKER DA AI KULLANIRSA?
FSB’nin uyarısının önemli taraflarından biri bu.
Yapay zekâ yalnızca bankaların elinde değil.
Saldırganlar da aynı teknolojiyi kullanabiliyor.
Bankalar AI destekli yeni nesil saldırılara karşı özel senaryolarla stres testi yapıyor mu?
Savunma sistemleri saldırganların kullandığı teknolojiyle aynı hızda gelişiyor mu?
10 — BU RİSKİ YÖNETİM KURULUNDA KİM TAKİP EDİYOR?
Son soru patronlara.
Yapay zekâ hâlâ yalnızca bankanın bilgi teknolojileri departmanının konusu mu?
Yoksa yönetim kurulunda takip edilen bir risk başlığı haline geldi mi?
Yönetim kuruluna düzenli olarak yapay zekâ riski, üçüncü taraf teknoloji bağımlılığı ve dijital dayanıklılık konusunda rapor sunuluyor mu?
Çünkü milyarlarca liralık bir bankanın geleceğini etkileyebilecek teknoloji kararlarının yalnızca IT departmanına bırakıldığı dönem kapanıyor olabilir.
DÜNÜN SORUSU KASA, YARININ SORUSU ANAHTAR
Türkiye’nin bankacılık sistemi yıllar içerisinde güçlü bir teknolojik altyapı oluşturdu.
Yapay zekâ da bankalara çok önemli fırsatlar sunuyor.
Dolandırıcılığın daha hızlı yakalanması…
Operasyonların ucuzlaması…
Müşteriye daha hızlı hizmet verilmesi…
Risklerin daha iyi analiz edilmesi…
Dolayısıyla mesele yapay zekâdan korkmak değil.
Mesele onu kullanırken yeni risklerin nerede oluştuğunu görebilmek.
Dünün banka müşterisi şunu soruyordu:
Kasası sağlam mı?
Bugünün müşterisi:
Siber güvenliği güçlü mü?
Yarının müşterisinin sorusu ise belki başka olacak:
Bankam çalışabilmek için başka şirketlere ne kadar ihtiyaç duyuyor?
Patronlar Dünyası bu nedenle Türkiye’de faaliyet gösteren bankalara bu 10 soruyu yöneltiyor.
Yapay zekâ çağında bankanızın dijital kasasının anahtarının kimde olduğunu bilmek de hakkınız.
patronlardunyasi.com