Patronlar


Feramuz ERDİN

Bir fabrikanın duvarlarını yükseltebilir, holding binasını en son teknolojiyle donatabilirsiniz. Ancak sizi hedef alan kişi, çoğu zaman fabrikanın kapısından değil, cep telefonunuzdan, sosyal medya paylaşımlarınızdan ya da günlük alışkanlıklarınızdan içeri girer.

İşte bu yüzden bugün dünyanın en büyük şirketleri, patronlarını yalnızca fiziki olarak değil, dijital dünyada da korumaya çalışıyor.

Bunun bedeli ise her geçen yıl artıyor.

Patron ve CEO’ların fiziki korunması için dünyada yılda ortalama 25 ila 30 milyar dolar harcanıyor. Siber güvenlik yatırımları ise yıllık 250 milyar dolar seviyesine ulaşıyor. Buna rağmen siber suçların küresel ekonomiye verdiği zararın 10 trilyon doları aştığı tahmin ediliyor. Ortalama bir siber saldırının şirkete maliyeti ise yaklaşık 5 milyon dolar olarak hesaplanıyor.

Bu rakamlar bize önemli bir gerçeği söylüyor.

Artık patronların en büyük kasası banka kasaları değil, mahremiyetleri.

GÜVENLİĞİN İLK KURALI: GÖRÜNMEYENİ KORUMAK

Şirketlerin üst düzey yöneticileri ve ailelerinin mahremiyetinin korunması, güvenliğin ilk şartıdır. Ancak güvenlik denildiğinde akla yalnızca patronun yanında dolaşan silahlı korumalar gelmemelidir.

Gerçek güvenlik; fiziki güvenlik ile siber güvenliğin birlikte planlandığı bütüncül bir sistemdir. Patronun özgürlüğünü kısıtlayan gösterişli tedbirler yerine, güvenlik bilincinin hayatın doğal parçası haline geldiği hibrit modeller çok daha etkili sonuç verir.

MONAKO’NUN ÖĞRETTİĞİ DERS

Dünyanın en güvenli yerlerinden biri olarak görülen Monako’da yaşanan bombalı saldırı, servetin tek başına güvenlik sağlamadığını gösterdi.

Ukraynalı milyarder iş insanı Vadym Iermolaiev ve ailesi evlerinin önünde düzenlenen bombalı saldırıda ağır yaralandı.

Saldırı sonrasında ortaya çıkan ayrıntılar dikkat çekiciydi.

Kişisel risk taşımasına rağmen güvenli bir ülkede bulunduğunu düşünerek tedbirlerini gevşetmişti. Apartman girişine bırakılan sahipsiz çantadan şüphelenmemiş, çantayı bırakan kişiyi fark etmemiş, ailesinin güvenliği konusunda profesyonel destek almamıştı.

En güvenli olduğunu düşündüğü yer, en büyük güvenlik zaafına dönüşmüştü.

FİZİKİ GÜVENLİK SADECE KORUMA DEĞİLDİR

Milyarlarca liralık serveti yöneten patronlar ve üst düzey yöneticiler, sıradan vatandaşlara göre çok daha fazla risk altında yaşarlar.

Organize suç örgütleri için bu kişiler yalnızca birey değil, aynı zamanda ekonomik hedeflerdir.

Bu nedenle şirketler; insan kaynağını, tesislerini, ürünlerini ve üretim alanlarını kimlik doğrulama sistemlerinden sınırlı erişim katmanlarına, elektronik güvenlikten insanlı korumaya kadar çok katmanlı yapılarla korurlar.

İKİNCİ CEPHE: SİBER GÜVENLİK

Bugün şirketlerin en değerli varlıklarından biri fiziksel olmayan varlıklarıdır.

Müşteri verileri, mali bilgiler, fikri mülkiyet hakları, ticari sırlar ve operasyon altyapıları artık dijital dünyada korunmaktadır

Bu nedenle siber güvenlik yalnızca bilgi işlem departmanlarının konusu değildir.

Cumhurbaşkanlığı’na bağlı olarak kurulan Siber Güvenlik Başkanlığı’nın hedefi de kamu ve özel sektör için ortak standartlar oluşturarak ülkenin dijital savunmasını güçlendirmektir.

PATRONUN TELEFONU ŞİRKETİN KASASIDIR

Bir patronun telefonu, sıradan bir iletişim aracı değildir.

İçinde yalnızca özel hayatı değil; şirket sırları, ticari ilişkiler, mali bilgiler ve iş bağlantıları da bulunur.

Bu nedenle telefonun üçüncü kişilere kullandırılması, rastgele tamire verilmesi ya da fiziki erişime açık bırakılması ciddi güvenlik riski oluşturur.

Telefona sağlanacak kasıtlı veya kazara erişim, patronu zor durumda bırakabilecek tüm bilgilere ulaşılması anlamına gelebilir.

İDEAL KORUNMA NASIL OLMALI?

Korunma planı iki temel sütun üzerine kurulmalıdır:

Fiziki güvenlik ve siber güvenlik.

Koruma yalnızca ofiste değil; evde, seyahatte, toplantıda, davette ve ziyaret edilen her ortamda devam etmelidir.

Koruma personeli sadece saldırılara karşı değil, yangın, tahliye, kaza ve sağlık krizleri gibi olağanüstü durumlara karşı da eğitimli olmalıdır.

TÜRKİYE’DE EN SIK YAPILAN HATALAR

Türkiye’de kişisel koruma hizmeti çoğu zaman patrona eşlik etmekten ibaret görülüyor.

Oysa korumanın görevi yalnızca saldırı anında silah kullanmak değildir.

Asıl görevi, koruduğu kişiyi kriz anında güvenli şekilde olay yerinden uzaklaştırabilmektir.

Bunun için korumanın ziyaret edilen binaların tahliye planlarını, kaçış güzergâhlarını ve risk noktalarını önceden incelemesi gerekir.

Ne yazık ki uygulamada korumaların bina girişinden sonra patronu yalnız bırakması hâlâ sık rastlanan yanlışlardan biridir.

GÜVENLİĞİN BEDELİ

Etkili güvenliğin bir maliyeti vardır.

Zırhlı araçlar, korunaklı konutlar, erişim kontrollü ofisler ve profesyonel koruma ekipleri bu maliyetin parçalarıdır.

Sadece vardiyalı çalışan dört kişilik bir yakın koruma ekibinin yıllık maaş maliyeti ortalama 5 ila 7 milyon lira seviyesindedir.

Ancak güvenliğe harcanan para ile güvenlik ihmalinin maliyeti karşılaştırıldığında tablo çok daha nettir.

Dünyada patron ve üst düzey yöneticilerin korunması için her yıl 25-30 milyar dolar, siber güvenlik için ise 240-260 milyar dolar harcanıyor.

Buna rağmen siber suçların küresel ekonomiye yıllık maliyeti 10 trilyon doları aşıyor. Ortalama bir siber saldırının şirkete maliyeti ise yaklaşık 5 milyon dolar.

Eskiden patronların kasaları çelikten yapılırdı.

Bugün ise en değerli kasaları görünmez.

İçinde şirket sırları, aile hayatı, dijital kimliği ve itibarı bulunuyor.

Çünkü 21. yüzyılda patronları korumak, yalnızca insanı değil; bilgiyi, itibarı ve mahremiyeti de korumak anlamına geliyor. Bu nedenle güvenlik artık bir gider kalemi değil, kurumsal sürdürülebilirliğin vazgeçilmez bir yatırımıdır.

patronlardunyasi.com