Aktüel


Ertuğrul ÖZKÖK

10 AY ÖNCE LEONARDO DICAPRIO’NUN OTURDUĞU KOLTUKTA ÖNCEKİ GECE NELER GÖRDÜM?

Sol tarafımda, küçüklüğümden beri Amerikan filmlerinde kim bilir kaç defa seyrettiğim Grand Central Terminal var.

Mesela Hitchcock’un ünlü filmi “North by Northwest”…
Al Pacino’nun “Carlito’s Way” filminin o unutulmaz son sahnesi…

Ama son yıllarda daha çok onun karşı tarafındaki “Cipriani 42nd Street” konuşuluyor.

Burası devasa bir balo salonu.

BU YIL O SALONA KİMLER GİRDİ, KİMLER ÖDÜL ALDI?

New York’un en çok konuşulan davetleri burada yapılıyor.

Mesela bu yıl 13 Ocak gecesi National Board of Review Sinema Ödülleri bu salonda verildi.

Kimler yoktu ki o gece…

Leonardo DiCaprio… Michael B. Jordan… Benicio del Toro… Emily Blunt…

Efsane yönetmen Martin Scorsese…

Ünlü hip hop sanatçısı Drake’in de 40’ıncı yaş günü partisini burada verdiğini okumuştum. Ancak galiba o parti Cipriani’nin öteki mekânı Casa Cipriani’de olmuş.

Diğer saydığım isimlerse o ödül gecesi bu salondaydı…

TASARIMCILARIN ÖZEL MASALAR HAZIRLADIĞI RÜYA GECESİ

Mesela 30 Nisan akşamı “Once Upon a Dream” adlı gala yapıldı…

100’e yakın tasarımcının hazırladığı özel masalarla görkemli bir davetti.

Eylül ayında ise Cumhurbaşkanı Erdoğan bu salondaydı.

Chobani’nin kurucusu Hamdi Ulukaya ve eşi Louise Vongerichten Ulukaya ile Türk-Amerikan İş Konseyi’nin verdiği “Türk-Amerikan İlişkilerinin 100’üncü Yılı” daveti yapıldı.

Önceki gece işte bu ünlü binaya üçüncü defa girdim.

Anlayacağınız, 10 ay önce Leonardo DiCaprio veya Martin Scorsese’nin oturduğu koltuklardan birine oturacağım.

Amerikan Türk Derneği’nin (The American Turkish Society - ATS) geleneksel yıllık gala gecesine katılacağız.

SMOKİNLİ GECENİN KRAVATLI VIP MİSAFİRLERİ

Bu geceye katılanların bir özelliği hep dikkatimi çekiyor.

Smokinsiz neredeyse hiç erkek yok.

Yine de istisnalar var.

Mesela Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ahmet Yıldız, düz pembe bir kravatı tercih etmiş.

Washington Büyükelçimiz Sedat Önal ise smokinli.

Oysa 3-4 yıl önce Washington Büyükelçimiz kravatlı, BM temsilcimiz smokinli geliyordu.

Demek ki görev değişimi olmuş. :)

Kadınların ise neredeyse tamamı tuvaletliydi.

WAGNER OPERASINDA BİLE SMOKİNLİ SAYISI AZALIYOR

Oysa özellikle Avrupa’daki davetlerde smokin geleneği yavaş yavaş zayıflıyor.

Mesela smokin geleneğinin en katı biçimde uygulandığı Almanya’daki Bayreuth Wagner Festivali’nin opera gösterilerinde bile smokin giyenler her yıl biraz daha azalıyor.

Kendi payıma smokini hâlâ seviyorum.

Bence salonda hem estetik açıdan güzel görünüyor hem de insanları eşitleyen bir harmoni sağlıyor.

BU GECELERDE HEP AHMET ERTEGÜN’Ü HATIRLIYORUM

Salonun kapısından girerken rahmetli Ahmet Ertegün’ü bir kere daha hatırladım.

Nasıl hatırlamam ki…

Amerika’da müzikle ilgili çekilen filmlerin, yazılan kitapların hemen hepsinde onun adını mutlaka görüyorsunuz.

Bu derneğe çok büyük katkıları oldu.

1970’ten, öldüğü 2006 yılına kadar derneğin başkanlığını o yaptı.

2021 yılındaki gala gecesi ona ve eşi Mica’ya adanmıştı.

O yıl Covid olduğum için çok istediğim hâlde bu galaya katılamamıştım.

BİR AKŞAM ÖNCE SUZAN SABANCI’NIN DAVETİNDE BANA VERİLEN OXFORD SÖZÜ

Bir akşam önce Suzan Sabancı’nın gökdelenler arasındaki bir terasta verdiği akşam yemeğinde ATS’nin eş başkanı Linda Wachner’le yan yana oturmuş, uzun süre sohbet etmiştim.

Tabii konumuz Ahmet Ertegün’dü…

Linda, New York’ta çok iyi tanınan bir iş kadını.

Çok büyük kuruluşların CEO’luğunu yapmıştı.

Ahmet Ertegün ve eşi Mica’nın çok iyi dostuydu.

Mica Ertegün’ün vakfının yönetiminde hâlâ önemli bir rolü var.

Mica Ertegün, 2012 yılında Oxford Üniversitesine 41 milyon dolarlık bir bağışta bulunmuştu.

Bu bağış, öğrencilere burs sağlamak için kullanılıyor.

O konuda da Linda hâlâ etkili bir rol oynuyor.

Yıllardır Oxford’da gidip görmek istediğim bir yer var.

Şair Shelley için yapılan “Shelley Memorial”ı görmek istiyorum.

Shelley’nin Roma’daki Protestan Mezarlığı’nda bulunan mezarına gitmiştim ama atıldığı üniversiteye konan heykelini hiç göremedim.

Oysa buradaki Shelley heykelini çok beğeniyorum.

Linda söz verdi, yardımcı olacak.

BU OLAĞANÜSTÜ GALAYI DÜZENLEYEN DERNEĞİN YÖNETİMİNDE GÖREV DEĞİŞİMİ OLDU

Bu yılki galanın bir özelliği var.

Suzan Sabancı ve Linda Wachner, eş başkanlık görevinden ayrılıyor.

İkisi bugüne kadar altı gala düzenledi.

2023’te “Cumhuriyetin 100’üncü Yılı Galası” yapıldı.

Şimdi yerlerine iki yeni eş başkan geliyor.

YENİ EŞ BAŞKANLARIN BİRİ FİNANSÇI, ÖTEKİ SPOR MARKASI YARATICISI

Yeni dönemde ATS’nin eş başkanlık görevlerini Metin Negrin ve Yeşim Philip üstleniyor.

Metin Negrin, New York merkezli gayrimenkul yatırım ve geliştirme şirketi Lexin Capital’in kurucusu ve başkanı. Uzun yıllardır ATS bünyesinde görev yapan Negrin, eş başkanlık öncesinde kurumun başkan yardımcılığı ve saymanlığını yürütüyordu.

Yeşim Philip, ABD merkezli lüks spor giyim markası L’Etoile Sport’un kurucu ortağı, CEO’su ve kreatif direktörü. Özellikle tenis, golf ve aktif yaşam giyimi alanında faaliyet gösteren markanın kurucularından Philip, ATS Yönetim Kurulu’nda da görev yapıyor.

BÖYLE GECELERDE KENDİMİ AILEEN MEHLE GİBİ HİSSEDİYORUM

New York böyle gecelerin şehridir.

Buraya her geldiğimde kendimi biraz Truman Capote, biraz Tom Wolfe, biraz Vanity Fair’in sosyete yazarı Dominick Dunne ve daha çok da Aileen Mehle gibi hissederim.

Aileen Mehle, “Suzy” takma adıyla; baloları, davetleri, evlilikleri ve ayrılıklarıyla şahane bir New York sosyetesi portresi çizerdi.

Siyasetten çok hayatın bu yanları ilgimi çekiyor ve bunları yazmayı seviyorum.

O nedenle böyle gecelerde gözlemci yanım harekete geçiyor.

PLAZA OTELİ BALOLARINDA GREAT GATSBY FİLMİNİ HATIRLARDIM

Anlayacağınız, Türkiye’nin giderek grileşen havasından çıkıp bir hayal âlemine gidiyorum.

Dernek bu galaları önceleri Plaza Oteli’nde yapardı.

Tabii orası “The Great Gatsby” filminin çekildiği yerdi.

Otelin kapısı ise Robert Redford ve Barbra Streisand’ın “The Way We Were” filminin çekildiği yer…

Benim bonobo ruhum orada hemen bu filmlerin havasına girerdi.

CIPRIANI’NİN DEV SÜTUNLARI ARASINDA ÜÇ TÜRK’LE SİNEMA SOHBETİ

Şimdi Cipriani’nin bu dev sütunlarla çevrili salonunda bambaşka bir havaya giriyorum.

Ahmet Ertegün döneminin efsane caz müzisyenleri… Amerikan sinemasının efsane filmleri…

Yemekten önce, kokteyl sırasında sinema bilgisi çok kuvvetli iki arkadaşımla sohbet ettik.

Can Akçay ve Alphan Eşeli…

Böyle olunca bütün konu sinema oldu.

Bu arada Suzan Sabancı’nın sağ kolu Ali Arıkan’dan da söz etmeliyim.

Gecenin sunumunu mükemmel bir İngilizceyle o yaptı.

Ama benim gözümde Ali’nin en büyük özelliği, inanılmaz sinema ve müzik bilgisi…

Cüneyt Özdemir’le birlikte yaptıkları haftalık sinema sohbetlerini ilgiyle izliyorum.

GALADA MIAMI'Lİ TÜRKLER NASIL, NEW YORKLULAR NASIL?

Böyle gecelerde pop sosyolog ve magazinci damarlarım birbirine karışıyor.

Çevremdekilerin kıyafetleri, bardak tutuşları, beden dilleri önümden sinema karesi gibi geçmeye başlıyor.

Önceki akşam salonda çok sayıda güzel kadın ve yakışıklı erkek vardı.

Mesela Florida’da, özellikle de Miami’de oturan Türkler cıvıl cıvıl ve hayata çok bağlı.

Onlarla sohbet hep çok eğlenceli ve kahkahalı oluyor.

NEW YORKLU TÜRKLER ARASINDA BOĞAZİÇİ GERİLİYOR, BİLKENT YÜKSELİYOR GİBİ

New York’tan gelenlerin bir bölümü bana Wall Street filmlerini hatırlatıyor.

Bir de üniversitelerden gelen akademisyenler var.

Çoğu Boğaziçi ve ODTÜ kökenli.

Ama şu sıralar yükselen okul galiba Bilkent.

Gözlemim şu:

ODTÜ yerini koruyor, Boğaziçi Üniversitesi serbest düşüşle irtifa kaybediyor.

BU YIL DAVETTE GÖZÜME ÇARPAN AYYILDIZLI BROŞ

Tabii her yıl gözüm önce ev sahibi olarak Suzan Sabancı’ya takılıyor.

Bu yıl çok güzel bir siyah elbiseyle gelmişti.

Yakasındaki ayyıldızlı broş harika duruyordu.

O da bir Türk tasarımcının imzasını taşıyormuş:

Sponza Istanbul…

Elbise için ise bu yıl Lübnanlı tasarımcı Zuhair Murad’ı seçmiş.

El işçiliğine çok özel önem veren bir tasarımcı.

Lübnan’ın Baalbek yöresinde büyümüş.

VAN KEDİLİ BROŞUM VE SMOKİNİM HER ZAMANKİ GİBİ YERLİ VE MİLLÎ

Kendimle ilgili bir ayrıntı da vereyim.

Benim smokinimi Türkiye’de Kağan Gökalp’in Milimetric’i dikti.

Gömleğim, papyonum ve bel kuşağım Abdullah Kiğılı’dan.

Yakamdaki broşu ise önceki hafta Van’da, Sıdık Savat’ın el sanatı ürünleri satan butiğinden aldım.

Üzerinde Van kedisi deseni var.

Gecede sevdiğim kıyafetlerden biri de gazeteci Şirin Payzın’ınkiydi.

Sade bir elbiseydi ama ceketle kombini çok iyi olmuştu. Özellikle yakasındaki tüylü takı ona bir Galliano havası veriyordu.

Davetliler arasında Türk tasarımcı Elif Mısırlı da vardı.

Onunla da bol bol sohbet ettik.

DİNAMİK BİR MÜZAYEDECİ VE OPRAH WINFREY’İN PARTİ ORGANİZATÖRÜ

Bu geceleri hep Colin Cowie düzenliyor.

ABD’de Oprah Winfrey’in parti ve davetlerini düzenleyen kişi olarak biliniyor.

2026 yılının teması “The Bridges That Connect Us” (Bizi Birbirimize Bağlayan Köprüler) olarak belirlenmişti.

Salonun yüksek sütunları arasında çok güzel bir Boğaz Köprüsü atmosferi yaratılmıştı.

Bu gecelerde en çok dikkatimi çeken insanlardan biri de müzayedeyi yöneten Harry Santa-Olalla.

İşini inanılmaz dinamik bir şekilde yapıyor.

Profesyonelliği mükemmel.

Eğlendirici.

Bütün gece canlı müzik vardı.

Jordan Kahn Orchestra harika müzikler çaldı.

Onlar da çok başarılıydı.

BİR MASAYA ÖDENEN PARA NE KADAR VE KİMLER MASA ALDI?

Yeri gelmişken galanın ekonomisiyle ilgili bazı bilgiler vereyim.

Bu davet için masa başına alınan para 30 bin dolarmış.

Ancak 50 bin dolar veren bağışçılar da varmış.

Kimler masa aldı diye baktım.

Öğrenebildiklerim şunlar:

Aile olarak çok beğendiğim ve takdir ettiğim, burada yaptıkları işlerden gurur duyduğum Eren ve Fatih Özmen (Sierra Nevada Corporation);

Türkiye’nin ABD’deki yükselen yıldızı Hamdi Ulukaya (Chobani)… (Masa almış ama bu defa galaya katılmadı. :)

Bu derneğin hep en büyük destekçilerinden biri olan Mehmet Kutman;

J.P. Morgan;

Çiğdem Sabancı; Saad Toma; Bank of America; Banu Başar; Selin Gülçelik; Barbaros Karaahmet; PwC; Ertem Osmanoğlu; Ahmet Okumuş; TBWA–Cem Topçuoğlu; Suzan Sabancı ve Linda Wachner; Yeşim Philip ve Metin Negrin.

EN YÜKSEK BAĞIŞI KİMLER YAPTI?

Ne kadar bağış toplandığını sordum.

Masa satışlarıyla birlikte toplam 1 milyon dolara yakın para toplanmış.

En yüksek bağışı yapanlar ise Mehmet Kutman, Chobani, Eren ve Fatih Özmen ile Suzan Sabancı olmuş…

Bu gibi bilgiler ilginizi çekiyorsa Şelale Kadak’ın sosyal medya paylaşımlarını takip edin.

Gecede o da vardı ve bütün masaları dolaştı.

Tahmin ediyorum, bunları çok renkli yazacaktır.

GECENİN GELENEKSEL VANITY FAIR POZUNU VERDİK

Tabii böyle gecelerde artık bizim de bir geleneğimiz oluştu.

Gazeteciler olarak bir Vanity Fair pozu veriyoruz.

Sahne düzenlemesini, derginin efsane fotoğrafçısı Annie Leibovitz’in en kıdemli hayranı olarak ben yapıyorum.

Bu defa da Suzan Sabancı, ben, Şelale Kadak ve Mehmet Yılmaz birlikte bu pozu verdik.

DÜN SABAHTAN İTİBAREN PHILIP–NEGRIN DÖNEMİ BAŞLADI

29 Haziran 1949’da, aralarında Türk diplomat Selim Sarper’in de bulunduğu sekiz kurucu tarafından hayata geçirilen ATS, 77 yıldır iki ülke arasında ekonomi, iş dünyası, eğitim, sanat ve kültür alanlarında iş birliğini güçlendirmek için çalışıyor.

Kâr amacı gütmeyen kuruluş; Türk ve Amerikalı iş insanlarını, akademisyenleri, sanatçıları, diplomatları ve kanaat önderlerini bir araya getirirken burs ve destek programlarıyla genç yeteneklere uluslararası fırsatlar sunuyor.

Böylece Amerikan Türk Derneği tarihinde Suzan Sabancı–Linda Wachner dönemi kapandı.

Şimdi, en az onlar kadar başarılı olacağına inandığım Yeşim Philip–Metin Negrin dönemi başlıyor.

Onların da Türkiye’nin modern ve dinamik yüzünü hep böyle ışıl ışıl parlatmaya devam edeceğine inanıyorum.

patronlardunyasi.com