Spor


Burak ARTUNER 

TEVFİK FİKRET EYLEMİNE KATILDI

Şehzade Ömer Faruk Efendi, son Halife ve son Veliaht Abdülmecid Efendi’nin oğluydu. Liseyi Mekteb-i Sultani de yani Galatasaray Lisesi'nde okumuştu.  Ömer Faruk Efendi’nin öğrenim hayatını sürdürdüğü Mekteb-i Sultani’nin müdürü Tevfik Fikret, 1910 yılında dönemin Eğitim Bakanlığı ile ters düşünce görevinden alınmıştı. Öğrencileri bu gelişme üzerine Tevfik Fikret’e desteklerini ve bağlılıklarını okulu boykot ederek göstermişlerdi. Aralarında Ömer Faruk Efendi'nin de olduğu Galatasaray Liseliler, ayrıca İstiklal Caddesi’nde yürüyüş de düzenleyerek müdürleri Tevfik Fikret'in yeniden görevine iadesini talep etmişlerdi. Bu eylem lise öğrencilerinin Osmanlı tarihindeki 'ilk organize eylemi' olarak da kabul edilmiştir.

Halife Abdülmecid Efendi ve oğlu Şehzade Ömer Faruk Efendi.

BABASI OĞLUNA DESTEK ÇIKTI 

Oğlunun yaptığı protesto baba Abdülmecid Efendi’nin de ilgisini çekmişti. Abdülmecid Efendi devletin yüksek kademesine mektuplar yazmış ve Tevfik Fikret’in başarılı icraatlarına dikkat çekerek onun yokluğunda okulun sıkıntılar yaşayacağını söyleyerek, oğluyla aynı safta olduğunu göstermişti. 

Ömer Faruk Efendi, Tevfik Fikret krizine rağmen Mekteb-i Sultani’yi bitirmiş ardından üniversite eğitimine Avrupa’da devam etmişti. Ömer Faruk Efendi, böylece "Avrupa'da eğitim alan ilk şehzade" de olmuştu. Viyana’daki Theresianum Askeri Okulu‘nda, Berlin’deki Potsdam Askeri Okulu’nda eğitimini tamamlayan Ömer Faruk Efendi, 1914 yılında Harbiye Mektebi‘nden de mezun oldu. Şehzade, “Avrupa’ya eğitime gönderilen ilk şehzade” unvanına da sahipti. Ömer Faruk Efendi yurtdışında geçirdiği yıllar sonunda Almanca’ya anadil seviyesinde hakim olmuş, İngilizce ve Fransızcayı da konuşmaya başlamıştı. 

Ömer Faruk Efendi, I.Dünya Savaşı’nın başlaması ve Osmanlı Devleti’nin Alman İmparatorluğu ile ittifak yapmasının ardından aktif olarak cephede savaşa katıldı. Almanya – Fransa sınırında gerçekleşen Verdun Muharebesi’nde müttefik Alman ordusu safında savaştı.

Şehzade Ömer Faruk Efendi, Fenerbahçe takımıyla

1920'DA 21 YAŞINDAYKEN FENERBAHÇE ŞEREF BAŞKANI OLDU

Savaşın bitmesinin ardından Ömer Faruk Efendi’nin Fenerbahçe’ye 1920 yılında 21 yaşındayken Onursal Başkan oldu. Başkanlığı, Osmanlı hanedan üyelerinin yurtdışına çıkarıldığı 1924 yılının Mart ayına kadar devam etti. Başkanlığı süresince kulübe, bir ziyaret gerçekleştirdi. 26 Aralık 1920’deki bu ziyaretle ilgili Fenerbahçe tarihiyle ilgili araştırmalar yapan Barış Kenaroğlu'na göre Spor Alemi isimli yayında şu ifadeler yer aldı: “26 Aralık Pazar günü, Fenerbahçe Kulübü fahri başkanlığını kabul buyuran Şehzade Ömer Faruk Efendi Hazretleri kendi yurtlarını (kulüplerini) ziyaret etmişlerdir. Öğleden sonra saat ikide Kadıköy gençlerinden bir kısmı orta salonda sevgili reislerini karşılamak için hazırdılar. Fahri Başkanın yanında yine kulüp üyelerinden Damat Mecit Bey ile Damat Selami Bey ve yaverleri Binbaşı Faik Bey Efendiler bulunuyordu.  Önce kulüp ziyaret edildi ve kütüphane, kayıkhane, jimnastik, tenis alanları gösterilerek efendi hazretlerine spor sahasındaki kulübün faaliyeti hakkında bir fikir verilmek istenildi, sonrasında kulüp üyelerinden bir kısmı tanıtıldı. Bu arada kulüpte tenis şubesinde çok yüksek bir faaliyet gösteren Damat Mısırlı Muhsin Yeğen Bey de bulunuyordu. Saat üçte havanın elverişsizliği dolayısıyla yalnız salonda bazı sporlar yapılabildi. İlk numarayı azadan Said ve Fevzi Beylerin eskrimi ve ikinciyi de muallimleri meşhur şampiyon Miralay Grodotski ile Mösyö Nikolay’ın egzersizi oldu. Bundan sonra memleketimizin en kıymetli amatörlerinden İsmet (Yavuz İsmet Uluğ) ve Ziya Beylerin boksu, ve Binbaşı Mazhar Beyefendinin idare ettiği Alman jimnastiği ile program sonlandırıldı. Bu sırada kulübün en değerli bir parçası olmakla beraber musiki yönüyle de gurur kaynağı bir amatörü olan Ekrem Bey’in keman ile çaldığı birkaç parça musikide de kulübün bir yerinin bulunduğunu hissettiriyordu.”

Şehzade Ömer Faruk Bey, sürgün yıllarında.

KULÜP DEFTERİNE YAZDIKLARI

Ziyareti esnasında Kulüp anı defterine yazdıkları bugün hala Fenerbahçe Müzesi’nde sergilenmektedir. Fenerbahçe Başkanı Ömer Faruk Efendi, kulüp defterine “Kulübün tealisini (gelişmesini) görmek medar-ı iftiharım (gurur kaynağım) olacaktır” diye yazdı. 

Ömer Faruk Efendi’nin Fahri Başkanı olduğu Fenerbahçe, bu dönemde sadece yabancılarla maç yapmakla kalmadı, devletin düzenlediği bağış kampanyalarında aktif rol aldı. Bunlardan bir tanesi de Fenerbahçe – İttihatspor arasında oynanacak şampiyonluk maçının hasılatının Göçmenler Müdürlüğü’ne bağışlanmasıydı. 17 Ağustos 1921 günü oynanan maça Fenerbahçe,  Şekip, Galip, Hasan Kamil, Fahir, İsmet, Ethem, Ömer, Boldin, Zeki Rıza, Alaeddin ve Sabih 11’i ile çıktı. Akşam gazetesinin haberine göre maçta “her taraftan gelip stadı dolduran binlerce kişilik büyük bir kalabalık” vardı. Maçı 3-2’lik skorla kazanan Fenerbahçe, şampiyon olmuş ve Göçmen Müdürlüğü yüklüce bir gelir elde etmişti.

Şehzade Ömer Faruk Efendi.

MUSTAFA KEMAL PAŞA İNEBOLU'DAN GERİ GÖNDERDİ 

Şehzade Ömer Faruk Efendi, Milli Mücadele'ye de katılmak için 25 Nisan 1921 tarihinde İnebolu’ya gitmiş ancak Mustafa Kemal Paşa tarafından kabul görülmeyerek, İstanbul’a geri gönderilmişti. 

TBMM’nin 24 Aralık 1921 tarihinde toplanan gizli oturumunda Mustafa Kemal Paşa, milletvekillerine Şehzade’nin gelişi ile ilgili şu açıklamayı yapmıştı: “Efendim, bunların mahdumu Ömer Faruk Efen­di İnebolu’ya gelmişti; ben kendisini iade ettim. Onun gelişi babasının (Abdülmecid Efendi) ve yahut kayınpederinin (Padişah Vahdettin) onayıyla olup olmadığını bilmiyorum. Şahsen Ömer Faruk Efendi’yi tanırım. Ba­na bazı mektuplar yazmıştı ve kendisiyle yakından te­masta bulunan bazı arkadaşlarla da sözlü haber gön­dermişti. Bana yazdığı şeylerde diyor ki: “Ben oraya geliyorum. Ben oraya gelir gelmez, benim şartlarımı şimdiden tespit ediniz. Ben buradan bir takım in­sanlar getireceğim ve benimle beraber kalacaklardır” Doğrudan doğruya amacı, halife ve pa­dişah olmak.. Bunun mümkün olamayacağını kendi­sine söylemişler. Bunu kafasına koymuş. Halbuki Ömer Faruk Efendi’yi buraya getirmek Halife veya Padişah yapmak söz konusu değildi. Belki de bir çok kargaşaya sebep olacaktı. ‘En iyi vazifenizi İstan­bul’da görürsünüz’ demiştim. Yalnız ona demişler ki, ‘gider gitmez emri vaki yaparsın ve millet her şeyi unutur, büyük gösterilerle sizi Padişah ilan eder’ ve o da buna güvenerek benim onayımı almaksızın gelmiştir ve hakikaten İnebolu’ ya çıktığı zaman, beklendiği üzere ve derhal İstanbul’a da ha­ber vermiştir. Yani açıkça Padişahın ya da babası­nın izni ile gelmiştir.”

Ömer Faruk Efendi, Hilafetin kaldırılmasının hemen ardından diğer hanedan üyeleri ile beraber yurtdışına gönderildi. 1924 Yılından, 1969 yılına kadar 45 sene sürgün hayatı sürdü. İsviçre ve Fransa’da yaşadıktan sonra Kahire’de hayatını kaybetti. Kahire'deki mezarı yıllar sonra, Türk hükümetinin “sessizce nakledilmesi şartıyla” verdiği özel bir izinle Türkiye’ye getirildi ve Cağaloğlu’ndaki Sultan Mahmud Türbesi’ne nakledildi.

Ömer Faruk Efendi’nin, Fenerbahçe Tarihinin en özel hatıralarından biri olan, “Canım Fenerbahçe” seslenişi Murat Bardakçı’nın 16 Ocak 2006 yılında Hürriyet Gazetesi’nde yayınladığı bir mektupla gün yüzüne çıkmıştır. Bardakçı, Ömer Faruk Efendi’nin Kahire’den 20 Temmuz 1966’da İstanbul’da yaşayan dostu ünlü Tarihçi İsmail Hami Danişmend’e gönderdiği mektubun Fenerbahçe ile ilgili kısımlarını köşesine taşıdı. 

Şehzade Ömer Faruk Efendi’nin başkan olmadan önce hatıra defterine yazdıkları: “Kulübün faaliyetini görmek medâr-ı iftihârım olacaktır” (sol sayfada en üstte).

EFSANE BAŞKAN FARUK ILGAZ'DAN AĞLATAN MEKTUP 

Bu mektupta Ömer Faruk Efendi, yıllar önce başkanlığını yaptığı Fenerbahçe Kulübü’nün o zamanki başkanı Faruk Ilgaz’dan bir mektup aldığını söylüyor, kulübün kendisini hatırlamasından duyduğu memnuniyeti anlatıyor ve gözyaşlarını tutamadığını yazıyordu: “Geçen gün postacı geldi ve büyükçe bir zarf uzattı. Üstünde canım Fenerbahçe Spor Kulübü’nü görünce şaşırdım. Mektubu okuyunca büsbütün hayretlere düştüm. Kulübün yeni müdürü, eski başkanlarının resmini istiyor! Salonlarını süslemek için! Kırk küsur senedir böyle bir ilgi görmediğimden şaşırdım ve duygulandım. Gözlerimden yaşlar boşandı. Yeni ve eski birer fotoğrafımı, kulüp üyeleriyle çıkmış olan bir eski resmimi ve göstermiş oldukları ilgi dolayısıyla teşekkürlerimi yazdım ve gönderdim. Yeni reisin ismi de Faruk olduğundan, adaşlık sebebiyle bir sempati doğmuş olacak! Bana gönderdikleri kulübün ismi, işareti ve arkasına yazdıkları beni çok mütehassis etti: ’Kulüp erkanı, eski reislerine saygılarını sunarlar.’ Şimdi resim çerçevelenmiş halde yanımda duruyor…Ömer Faruk”

patronlardunyasi.com

İLGİLİ HABER

Murat Ülker: ‘Galatasaray Lisesi’nin sınavlarına bile girmedim. Frankofanlar 70’lerde çöküşe geçmişti’